BTP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, devlet adamında olması gereken özelliğin geçmiş tarihi bilmek, günü okumak ve gelecek hakkında strateji geliştirmek olduğunu belirtti. Dr. Kepekçi, yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti: "Türkiye'nin AB üyeliğinin çokça gündem edildiği 1980'li yıllarda akademik çevrelerin ve iş dünyasının kesin gözüyle baktığı üyelik ile ilgili olarak, yalnızca Sayın Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş farklı bir yorumda bulunmuştur. 1986 yılında Berlin'de "Avrupa bizi arasına kabul etmeyecektir" tezini savunmuştur. 'Biz biz kaldığımız müddetçe bizi AB'ye almayacaklar' demiştir.
AB'nin ülkemizi oyalamasının sebebi 'biz biz kaldığımız müddetçe bizi almayacaklar' tespitinde gizlidir. AB ülkeleri, ekonomik ya da coğrafi nedenlerden dolayı değil, Haçlı zihniyetiyle birliğin 'Hıristiyan kulübü' niteliğinden dolayı Türkiye'ye karşı ikiyüzlü davranmaktadır. Almanya eski şansölyesi Helmut Kohl'ün 1997 yılında "Türkiye farklı bir kültüre dahil'' sözü de meseleyi kendi ağızlarıyla özetlemektedir.
AB çizgisi değişmedi
Önceki hükümet ortakları DSP, ANAP ve MHP'nin ortak çalışmaları ile AB'nin çizdiği yol haritası kabul edilmiş, uyum yasaları mecliste oylanarak kabul edilmeye başlanmıştı. AKP hükümeti döneminde de bu yol haritası değişmemiş, uyum yasalarının yenileri kabul edilmeye devam edilmiştir. Fakat yapılan Anayasa reformlarına, çıkartılan uyum yasalarına rağmen AB'nin Türkiye'ye karşı tutumunda değişen hiçbir olmamıştır.
AB'den müzakere tarihi almak için verilen tavizlere rağmen değişen ne oldu? AB istedi diye paket paket çıkartılan uyum yasaları ile ülkemiz örtülü bir kuşatmaya maruz bırakılmıştır. Bu kuşatma ile milli birliğimiz ve toprak bütünlüğümüz tehdit altındadır.
Günümüzde savaşların şekli değişmiştir. İçinde yaşadığımız dönemde bir ülke, menfaati gereği, başka bir ülke üzerinde, terör dâhil olmak üzere her türlü yaptırım gücü uygulamaktadır. Gelinen noktada, AB'nin ve ABD'nin stratejik dümen suyunda yapılan politikalar ülkemizin sonunu getirecektir. Ülke olarak nazik bir coğrafyada yaşadığımızın tarihi bilinci içinde olmamız gerekmektedir.
Uzun yıllardan beri iktidarların ortaya koyduğu politikalar artık tıkanmıştır. AKP'nin yanında diğer partilerin de programları üç aşağı beş yukarı aynı çizgidedir. Yani partilerin birinin, diğerinden farkı kalmamıştır. Diğer partilerden farklı olarak, ülkemizin kronikleşen sorunlarına çözüm getirebilecek projeleri olan, milli duruş sahibi tek parti Bağımsız Türkiye Partisidir."
AB'nin ülkemizi oyalamasının sebebi 'biz biz kaldığımız müddetçe bizi almayacaklar' tespitinde gizlidir. AB ülkeleri, ekonomik ya da coğrafi nedenlerden dolayı değil, Haçlı zihniyetiyle birliğin 'Hıristiyan kulübü' niteliğinden dolayı Türkiye'ye karşı ikiyüzlü davranmaktadır. Almanya eski şansölyesi Helmut Kohl'ün 1997 yılında "Türkiye farklı bir kültüre dahil'' sözü de meseleyi kendi ağızlarıyla özetlemektedir.
AB çizgisi değişmedi
Önceki hükümet ortakları DSP, ANAP ve MHP'nin ortak çalışmaları ile AB'nin çizdiği yol haritası kabul edilmiş, uyum yasaları mecliste oylanarak kabul edilmeye başlanmıştı. AKP hükümeti döneminde de bu yol haritası değişmemiş, uyum yasalarının yenileri kabul edilmeye devam edilmiştir. Fakat yapılan Anayasa reformlarına, çıkartılan uyum yasalarına rağmen AB'nin Türkiye'ye karşı tutumunda değişen hiçbir olmamıştır.
AB'den müzakere tarihi almak için verilen tavizlere rağmen değişen ne oldu? AB istedi diye paket paket çıkartılan uyum yasaları ile ülkemiz örtülü bir kuşatmaya maruz bırakılmıştır. Bu kuşatma ile milli birliğimiz ve toprak bütünlüğümüz tehdit altındadır.
Günümüzde savaşların şekli değişmiştir. İçinde yaşadığımız dönemde bir ülke, menfaati gereği, başka bir ülke üzerinde, terör dâhil olmak üzere her türlü yaptırım gücü uygulamaktadır. Gelinen noktada, AB'nin ve ABD'nin stratejik dümen suyunda yapılan politikalar ülkemizin sonunu getirecektir. Ülke olarak nazik bir coğrafyada yaşadığımızın tarihi bilinci içinde olmamız gerekmektedir.
Uzun yıllardan beri iktidarların ortaya koyduğu politikalar artık tıkanmıştır. AKP'nin yanında diğer partilerin de programları üç aşağı beş yukarı aynı çizgidedir. Yani partilerin birinin, diğerinden farkı kalmamıştır. Diğer partilerden farklı olarak, ülkemizin kronikleşen sorunlarına çözüm getirebilecek projeleri olan, milli duruş sahibi tek parti Bağımsız Türkiye Partisidir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.