Tarih geleceği gösteren bir aynadır. Batı (ABD dahil Haçlı dünyası) bu gerçeği çok iyi biliyor. Bu aynaya iyi baktıkları için bugün teknolojik, askeri, sanayi, ekonomik alanlarda bizden çok ilerideler ve çok rahatlıkla bize karşı küstahça tavırlar alabiliyorlar.
Peki, biz neden o aynaya bakamıyoruz? Çok can alıcı bir soru değil mi? Birçok sebebi var. Bir ikisini yazayım. Batı, gözlerimizi kamaştırdı.
Kimisinin gözleri, makam koltuklarına bakarak kamaştı. Kimisinin gözleri batı sanatına, müziğine (!) takılarak kamaştı. Kimisinin gözleri teknoloji ile kamaştı. Topyekun milletimizin gözleri ise paraya aldandı, özgürlük adı altında nefsani zevklere, çıplaklığa aldandı, kamaştı.
Oysa birazcık gözlerimizi açsak tarih aynasında 100 yıl önceki görüntü ile bugünkü görüntünün eş değer olduğunu görürüz. Aradaki fark 100 önceki görüntü siyah-beyaz, bugünkü hd.
Tanzimat'tan sonra 100 boyunca silkelenen Osmanlı için batı artık bitiş düdüğü çalmak istiyordu. O düdüğün adı Sevr idi.
Osmanlı topraklarının her tarafı ateş çemberi olmuştu. Anadolu halkı (Türk Milleti) aç, harap ve bitap düşmüş vaziyette. Her evden üç, beş şehit verilmiş. Devletin ekonomisi çökmüş, bankalar yabancıların eline geçmiş, asker yok, silah yok. Sanayi zaten yok.
Haliyle Haçlı batı, 'sessizce masaya otur ve her dediğimizi gıkın çıkmadan kabul et, imzala' diyordu. Osmanlı'da dediğini yaptı ve imzaladı. Anlaşmaya göre bir zamanlar 24 milyon kilometrekarelik toprağa hükmeden Osmanlıya, İç Anadolu bölgesi vermişti.
Haçlı, Osmanlıyı neden tarihten silmeyip de küçük bir toprak parçası üzerinde varlığını sürdür, demişti?
Bu sorunun cevabını bugün dahi anlamayan ve Osmanlı rüyaları görenler var. Haçlı, küçük bir toprak parçası içinde Osmanlı ve hilafet varlığını sürdür. Böylece millet, 'hanedan ve hilafet' ayakta diye avunsun, başkaldırmaya kalkmasın, diye.
Tabi Sevr masası bir anda konulmadı Osmanlı'nın önüne. Tanzimat, Islahat fermanları, Galata bankerleri, borçlar, Duyuni Umimiye, Osmanlı Bankası, azınlıklara verilen haklar (!), ordu, özel okullar, çift dil vs. gibi onlarca Haçlı planına, Osmanlı evet, dedi ve kendi eliyle sonunu imzaladı.
Ama Haçlı'nın hedef ve planlarını Türk Milleti, Mustafa Kemal önderliğinde yerle bir etti. Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
Ama ne hazindir ki, 1940'lardan sonra Türkiye yine Haçlı'nın sofrasına oturdu. 1959'da ise beni de aranıza alın, sürecinin ilk imzasını attı. Üyelik için Osmanlı'nın önüne koydukları şartların hemen hepsini Türkiye Cumhuriyetinin de (iktidarların) önüne koydular.
Çift dil, halkların bağımsızlık hakkı, yabancı okullar, azınlıklar, özelleştirme, yabancılara mülk edinme, IMF, dünya bankası, liberal ekonomi, uyum yasaları, reformlar, özgürlükler, insan hakları, dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı vs. derken narkozlandık, kelepçelendik.
Ya tam üyelik!
Prof. Dr. Haydar Baş yıllardan beri ayrı bir medeniyet olduğunu, bu medeniyetin temelinin 'teslis inancına' göre şekillendiğini, bizim medeniyetimize ise tevhit akidesi temelli olduğu ve tevhit ile teslis'in bir araya gelmeyeceği gerçeğini her ortamda ifade etti.
Artı Sayın Baş; "Avrupa Birliği yolu çıkmaz sokaktır, sonu felakettir, dağılmaya mahkûmdur, bir an önce bu maceradan vazgeçelim" diye de çağrısını her daim yaptı, yapıyor.
Siyasilerimiz ve milletimiz bu çağrıya kulak tıkadı. Şimdi AB alenen ülkemizi tehdit ediyor, aşağılayıcı söylemler ve yaptırımlarda bulunuyor.
Referandum sürecinde hükümet kanadı, AB'ye adeta rest çekti. Hatta AB üyeliğini referanduma götürürüz, dedi. Referandum sonrası ise en yetkili ağızlar 'AB'ye tam üyelik hedefimizden vazgeçmiş değiliz' açıklaması yaptı.
Ama AB'ye üye ülkelerin siyasetçilerini ülkemize yönelik tehdit ve hakaret içeren söylemleri bitmedi, bitmeyecekte.
Peki, Türkiye'nin, AB sevdası ne zaman bitecek?
Başta tarih aynasından bahsettik ya! Aynada Türkiye'nin hali hiç iyi görünmüyor.
Peki, biz neden o aynaya bakamıyoruz? Çok can alıcı bir soru değil mi? Birçok sebebi var. Bir ikisini yazayım. Batı, gözlerimizi kamaştırdı.
Kimisinin gözleri, makam koltuklarına bakarak kamaştı. Kimisinin gözleri batı sanatına, müziğine (!) takılarak kamaştı. Kimisinin gözleri teknoloji ile kamaştı. Topyekun milletimizin gözleri ise paraya aldandı, özgürlük adı altında nefsani zevklere, çıplaklığa aldandı, kamaştı.
Oysa birazcık gözlerimizi açsak tarih aynasında 100 yıl önceki görüntü ile bugünkü görüntünün eş değer olduğunu görürüz. Aradaki fark 100 önceki görüntü siyah-beyaz, bugünkü hd.
Tanzimat'tan sonra 100 boyunca silkelenen Osmanlı için batı artık bitiş düdüğü çalmak istiyordu. O düdüğün adı Sevr idi.
Osmanlı topraklarının her tarafı ateş çemberi olmuştu. Anadolu halkı (Türk Milleti) aç, harap ve bitap düşmüş vaziyette. Her evden üç, beş şehit verilmiş. Devletin ekonomisi çökmüş, bankalar yabancıların eline geçmiş, asker yok, silah yok. Sanayi zaten yok.
Haliyle Haçlı batı, 'sessizce masaya otur ve her dediğimizi gıkın çıkmadan kabul et, imzala' diyordu. Osmanlı'da dediğini yaptı ve imzaladı. Anlaşmaya göre bir zamanlar 24 milyon kilometrekarelik toprağa hükmeden Osmanlıya, İç Anadolu bölgesi vermişti.
Haçlı, Osmanlıyı neden tarihten silmeyip de küçük bir toprak parçası üzerinde varlığını sürdür, demişti?
Bu sorunun cevabını bugün dahi anlamayan ve Osmanlı rüyaları görenler var. Haçlı, küçük bir toprak parçası içinde Osmanlı ve hilafet varlığını sürdür. Böylece millet, 'hanedan ve hilafet' ayakta diye avunsun, başkaldırmaya kalkmasın, diye.
Tabi Sevr masası bir anda konulmadı Osmanlı'nın önüne. Tanzimat, Islahat fermanları, Galata bankerleri, borçlar, Duyuni Umimiye, Osmanlı Bankası, azınlıklara verilen haklar (!), ordu, özel okullar, çift dil vs. gibi onlarca Haçlı planına, Osmanlı evet, dedi ve kendi eliyle sonunu imzaladı.
Ama Haçlı'nın hedef ve planlarını Türk Milleti, Mustafa Kemal önderliğinde yerle bir etti. Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
Ama ne hazindir ki, 1940'lardan sonra Türkiye yine Haçlı'nın sofrasına oturdu. 1959'da ise beni de aranıza alın, sürecinin ilk imzasını attı. Üyelik için Osmanlı'nın önüne koydukları şartların hemen hepsini Türkiye Cumhuriyetinin de (iktidarların) önüne koydular.
Çift dil, halkların bağımsızlık hakkı, yabancı okullar, azınlıklar, özelleştirme, yabancılara mülk edinme, IMF, dünya bankası, liberal ekonomi, uyum yasaları, reformlar, özgürlükler, insan hakları, dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı vs. derken narkozlandık, kelepçelendik.
Ya tam üyelik!
Prof. Dr. Haydar Baş yıllardan beri ayrı bir medeniyet olduğunu, bu medeniyetin temelinin 'teslis inancına' göre şekillendiğini, bizim medeniyetimize ise tevhit akidesi temelli olduğu ve tevhit ile teslis'in bir araya gelmeyeceği gerçeğini her ortamda ifade etti.
Artı Sayın Baş; "Avrupa Birliği yolu çıkmaz sokaktır, sonu felakettir, dağılmaya mahkûmdur, bir an önce bu maceradan vazgeçelim" diye de çağrısını her daim yaptı, yapıyor.
Siyasilerimiz ve milletimiz bu çağrıya kulak tıkadı. Şimdi AB alenen ülkemizi tehdit ediyor, aşağılayıcı söylemler ve yaptırımlarda bulunuyor.
Referandum sürecinde hükümet kanadı, AB'ye adeta rest çekti. Hatta AB üyeliğini referanduma götürürüz, dedi. Referandum sonrası ise en yetkili ağızlar 'AB'ye tam üyelik hedefimizden vazgeçmiş değiliz' açıklaması yaptı.
Ama AB'ye üye ülkelerin siyasetçilerini ülkemize yönelik tehdit ve hakaret içeren söylemleri bitmedi, bitmeyecekte.
Peki, Türkiye'nin, AB sevdası ne zaman bitecek?
Başta tarih aynasından bahsettik ya! Aynada Türkiye'nin hali hiç iyi görünmüyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026































































































