24 şehir diri fay üzerinde
TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nda konuşan Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Okan Tüysüz, “Bugün 24 il ve 110 ilçe diri fay üzerinde yer almaktadır. Bunların bir kısmında yakın, bir kısmında uzun dönemde deprem olma olasılıkları vardır” dedi
11.04.2023 16:25:00





TBMM Deprem Araştırma Komisyonu yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür ile TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası temsilcilerini dinledi. "Deprem doğal bir olay ama biz bu depremden ciddi hasarlar alıyoruz. Bu hasar almamızın temel nedenlerinden bir tanesi Türkiye'nin doğal yapısı ama ikincisi de bizim bir türlü uzun yıllardır depreme hazır bir toplum hâline gelememiş olmamız" diyen Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Okan Tüysüz, şunları söyledi:
"Türkiye'de 5.5'ten büyük deprem üretebilecek 485 tane bilinen diri fay var. Yani bu şu demek: Geçmişte deprem üretmiş, gelecekte de üretme potansiyeli olan faylar ve bu fayların biz ancak yarısını yeterince araştırdık. Bir fayın karakterini yeterince anlayabilmek için üzerinde paleosismalojik çalışmaların yapılması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla 250 civarında fayı çalışmış bulunuyoruz, diğerleri üzerinde herhangi bir çalışma şu ana kadar ne MTA tarafından ne üniversiteler tarafından yapılmadı. Diğer yandan denizlerde faylarımız var, bunların hepsini detaylı bilmiyoruz. Ayrıca yüzeyde yapılan çalışmalarda da belki önümüzdeki yıllarda yeni faylar ortaya çıkacak, çünkü 2013'te devreye giren bu haritanın öncesinde bir öncekiyle yenisi arasında 200 tane fay farkı var. Yani faylar çalıştıkça ortaya çıkıyor ve daha artıyorlar, artacaklar. Aşağı yukarı dört beş yılda bir deprem oluyor. Tarihlere baktığımız zaman 7'nin üzerinde çok sayıda deprem yaşamış bir ülkeyiz."
24 il ve 110 ilçenin diri fay üzerinde bulunduğu ve buralarda yakın ya da uzun dönemde deprem olma olasılığının bulunduğuna dikkati çeken, Prof. Dr. Okan Tüysüz, "İl risk azaltma planları var, bunlar geçtiğimiz yıl tamamlandı. Bunların hepsinde hangi illerin deprem tehlikesi olduğu açık ve net bir biçimde ortaya konulmuştur. Bugün 24 il, 110 ilçe diri fay üzerinde yer almaktadır. Bunların bir kısmında yakın, bir kısmında uzun dönemde deprem olma olasılıkları vardır. Biz Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu olarak, 18 ile bu konuda uyarıcı raporlar gönderdik ama maalesef bir tanesinden dâhi 'Ne diyorsunuz siz?' diye geri dönüş olmamıştır. Marmara depremi bekliyoruz şimdi ve Marmara depremi olursa asrın değil ülkenin felaketi olur. Çok fazla tekrarlamak istemiyorum ama Marmara, depreme hazır değildir. Geleceğe yönelik projeksiyonlara bakıldığında; İstanbul, dünyanın 6'ncı sırada tehlike altındaki şehridir. İzmir biraz daha az olmak üzere yine bir risk altındadır. Can ve mal kayıpları açısından da çok ciddi, parlak bir noktada olduğumuzu söyleyemeyiz" dedi.
"Yapı denetim mekanizmasının imar izin süreçlerinin yeterince denetlenmediğini, usulüne uygun denetlenmediğini gördük ve buna ağır cezalar getirilmesi gerektiği kanaati ortaya çıktı" diyen Tüysüz, şunları kaydetti: "1948'den günümüze 23 defa doğrudan ya da dolaylı imar affı çıkartıldı ve bu depremler bize şunu gösterdi: Bir daha biz imar ve af kelimelerini yan yana getirmeyeceğiz, bunu getirirsek de sonuçlarına katlanacağız. Risk unsurunu azaltmak için tehlike altındaki bölgelerde nüfus artışına müsaade etmememiz lazım. Bugün İstanbul'un nüfusu sürekli artıyor ve artması için adeta teşvik ediliyor. Dolayısıyla geçmişte 10 milyon olan nüfus tehlike altındaydı, bugün 20 milyon nüfus tehlike altında. Dolayısıyla buradaki nüfusun artmaması için gerekli ne varsa yapmamız gerekiyor. Nüfusun benzeri şekilde, tehlikesi yüksek şehirlere yığılmasını önlememiz lazım, yerleşim yoğunluğunu azaltmamız lazım. Sanayi ve önemli yapıları deprem tehlike bölgelerinden uzaklaştırmamız, uzaklaşmaları yönünde teşvik etmemiz lazım. Diri fay risklerini dikkate alarak fay üzerinde mevcut yerleşimin sınırlanması ya da zamanla kaldırılmasını sağlamamız lazım. Bu konuda neler yapılması gerektiği hususunda da fay yasasına bağlı seksen sayfalık bir yönetmelik hazırlandı bu yönetmelikte hazırdır, tartışmaya açıktır."
"Bugün, İstanbul'da yıkılma aşamasında olan, olası bir depremde ağır hasar alacak ya da yıkılacak 90 bin binadan bahsediyoruz. Geçmişte hazırlanan Deprem Master Planı'nın gereklerini yapsaydık bu 90 binden söz ediyor olmazdık" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Okan Tüysüz, "Artık, her ilçede, her sokakta nerede tsunami olacağına, nerede hangi binaların yıkılacağına kadar çalışıldı, ama o yıkılan binalara çok fazla bir şey maalesef yapılamadı. 2012-2023 Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planımız vardı. Burada yine komisyonlar oluşturuldu. Maalesef burada önerilen eylem planı da henüz yerine getirilmedi. Bazı kalemlerde yüzde 10'larda gerçekleşti, bazı kalemlerde yüzde 50-60'lara varan gerçekleşme oranları var ama 2023 yılı Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı'nın bitmesi gereken bir yıldı, 2023'ün yarısını bitirmiş durumdayız. Siyasi kararlılık olmadığı müddetçe ya da yeterli olmadığı müddetçe yara sarma değil, afet zararlarının azaltılması yönünde bir politikaya geçmediğimiz müddetçe biz bu komisyonlarda daha çok konuşuruz. Türkiye'nin deprem riski altında olan yerleri bellidir, buralarda derhal önlemlere başlanmalıdır; Marmara Bölgesi, Bingöl-Yedisu bunların başında gelmektedir. Çalışmalarda Marmara Bölgesi'ne öncelik verilmelidir. İstanbul'da 90 bin binanın zayıf olduğu, bunların güçlendirilmesinin ya da dönüşümünün yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Bunun en kısa zamanda hazırlanması gerektiği kanaatindeyim" şeklinde konuştu.
"Türkiye'de 5.5'ten büyük deprem üretebilecek 485 tane bilinen diri fay var. Yani bu şu demek: Geçmişte deprem üretmiş, gelecekte de üretme potansiyeli olan faylar ve bu fayların biz ancak yarısını yeterince araştırdık. Bir fayın karakterini yeterince anlayabilmek için üzerinde paleosismalojik çalışmaların yapılması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla 250 civarında fayı çalışmış bulunuyoruz, diğerleri üzerinde herhangi bir çalışma şu ana kadar ne MTA tarafından ne üniversiteler tarafından yapılmadı. Diğer yandan denizlerde faylarımız var, bunların hepsini detaylı bilmiyoruz. Ayrıca yüzeyde yapılan çalışmalarda da belki önümüzdeki yıllarda yeni faylar ortaya çıkacak, çünkü 2013'te devreye giren bu haritanın öncesinde bir öncekiyle yenisi arasında 200 tane fay farkı var. Yani faylar çalıştıkça ortaya çıkıyor ve daha artıyorlar, artacaklar. Aşağı yukarı dört beş yılda bir deprem oluyor. Tarihlere baktığımız zaman 7'nin üzerinde çok sayıda deprem yaşamış bir ülkeyiz."
'Marmara depremi ülkenin felaketi olur'
24 il ve 110 ilçenin diri fay üzerinde bulunduğu ve buralarda yakın ya da uzun dönemde deprem olma olasılığının bulunduğuna dikkati çeken, Prof. Dr. Okan Tüysüz, "İl risk azaltma planları var, bunlar geçtiğimiz yıl tamamlandı. Bunların hepsinde hangi illerin deprem tehlikesi olduğu açık ve net bir biçimde ortaya konulmuştur. Bugün 24 il, 110 ilçe diri fay üzerinde yer almaktadır. Bunların bir kısmında yakın, bir kısmında uzun dönemde deprem olma olasılıkları vardır. Biz Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu olarak, 18 ile bu konuda uyarıcı raporlar gönderdik ama maalesef bir tanesinden dâhi 'Ne diyorsunuz siz?' diye geri dönüş olmamıştır. Marmara depremi bekliyoruz şimdi ve Marmara depremi olursa asrın değil ülkenin felaketi olur. Çok fazla tekrarlamak istemiyorum ama Marmara, depreme hazır değildir. Geleceğe yönelik projeksiyonlara bakıldığında; İstanbul, dünyanın 6'ncı sırada tehlike altındaki şehridir. İzmir biraz daha az olmak üzere yine bir risk altındadır. Can ve mal kayıpları açısından da çok ciddi, parlak bir noktada olduğumuzu söyleyemeyiz" dedi.
İmar ve af kelimeleri yan yana getirilmemeli
"Yapı denetim mekanizmasının imar izin süreçlerinin yeterince denetlenmediğini, usulüne uygun denetlenmediğini gördük ve buna ağır cezalar getirilmesi gerektiği kanaati ortaya çıktı" diyen Tüysüz, şunları kaydetti: "1948'den günümüze 23 defa doğrudan ya da dolaylı imar affı çıkartıldı ve bu depremler bize şunu gösterdi: Bir daha biz imar ve af kelimelerini yan yana getirmeyeceğiz, bunu getirirsek de sonuçlarına katlanacağız. Risk unsurunu azaltmak için tehlike altındaki bölgelerde nüfus artışına müsaade etmememiz lazım. Bugün İstanbul'un nüfusu sürekli artıyor ve artması için adeta teşvik ediliyor. Dolayısıyla geçmişte 10 milyon olan nüfus tehlike altındaydı, bugün 20 milyon nüfus tehlike altında. Dolayısıyla buradaki nüfusun artmaması için gerekli ne varsa yapmamız gerekiyor. Nüfusun benzeri şekilde, tehlikesi yüksek şehirlere yığılmasını önlememiz lazım, yerleşim yoğunluğunu azaltmamız lazım. Sanayi ve önemli yapıları deprem tehlike bölgelerinden uzaklaştırmamız, uzaklaşmaları yönünde teşvik etmemiz lazım. Diri fay risklerini dikkate alarak fay üzerinde mevcut yerleşimin sınırlanması ya da zamanla kaldırılmasını sağlamamız lazım. Bu konuda neler yapılması gerektiği hususunda da fay yasasına bağlı seksen sayfalık bir yönetmelik hazırlandı bu yönetmelikte hazırdır, tartışmaya açıktır."
90 bin bina yıkılabilir
"Bugün, İstanbul'da yıkılma aşamasında olan, olası bir depremde ağır hasar alacak ya da yıkılacak 90 bin binadan bahsediyoruz. Geçmişte hazırlanan Deprem Master Planı'nın gereklerini yapsaydık bu 90 binden söz ediyor olmazdık" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Okan Tüysüz, "Artık, her ilçede, her sokakta nerede tsunami olacağına, nerede hangi binaların yıkılacağına kadar çalışıldı, ama o yıkılan binalara çok fazla bir şey maalesef yapılamadı. 2012-2023 Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planımız vardı. Burada yine komisyonlar oluşturuldu. Maalesef burada önerilen eylem planı da henüz yerine getirilmedi. Bazı kalemlerde yüzde 10'larda gerçekleşti, bazı kalemlerde yüzde 50-60'lara varan gerçekleşme oranları var ama 2023 yılı Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı'nın bitmesi gereken bir yıldı, 2023'ün yarısını bitirmiş durumdayız. Siyasi kararlılık olmadığı müddetçe ya da yeterli olmadığı müddetçe yara sarma değil, afet zararlarının azaltılması yönünde bir politikaya geçmediğimiz müddetçe biz bu komisyonlarda daha çok konuşuruz. Türkiye'nin deprem riski altında olan yerleri bellidir, buralarda derhal önlemlere başlanmalıdır; Marmara Bölgesi, Bingöl-Yedisu bunların başında gelmektedir. Çalışmalarda Marmara Bölgesi'ne öncelik verilmelidir. İstanbul'da 90 bin binanın zayıf olduğu, bunların güçlendirilmesinin ya da dönüşümünün yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Bunun en kısa zamanda hazırlanması gerektiği kanaatindeyim" şeklinde konuştu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.