2009-2010 sezonunda Bursaspor lig şampiyonu oldu. Takip eden sezonda (2010-2011) Fenerbahçe ile Trabzonspor aynı puanla ligi bitirdiler. Fenerin averajı iyi olduğu için kısa süreliğine de olsa Fenerbahçe şampiyon ilan edildi.
12 Haziran genel seçimlerini AKP kazandı. Erdoğan balkona çıktı. Sonra Türk futbolunda 3 Temmuz sabahı, meşhur savcı Zekeriya Öz tarafından bir operasyon başlatıldı.
Zekeriya Öz başlattı, dedik ama bu operasyonu kim ve niçin başlattı, sorusunun cevabı olarak beni pek tatmin etmiyor. Çünkü AKP iktidarında “operasyon” denince altından bir sürü “amalar” çıkıyor.
Bakın! Büyük bölümü Tuncay Güney adlı kişinin ifade ve verdiği kâğıtlarla başlatılan Ergenekon operasyonu 5 yıl sonra karar aşamasına geldi. Şimdi o Tuncay Güney diyor ki; Bu bir plandı. Aslında Ergenekon filan diye bir yapılanma yok.”
Sonra bir Balyoz, Ay ışığı vs. adlarla Türk ordusuna bir operasyon yapıldı. Kozmik odalara girildi, bilgi, belge, planlar toplandı. Ordunu komuta kademesi tutuklandı. İddiaların çoğu bilimsel olarak ve aklen çürütülmüşken, komutanlar hakkında verebildikleri kadar verdiler.
Sonra bir KCK operasyonu başladı. Toplayabildikleri kadarını topladılar. Yanılmıyorsam 14 bine yakın kişi PKK üyeliği, yardım ve yatakçılık vs. suçlamalarıyla içeri alındı. Açılımla hepsinin suçsuzluğuna karar verilip, dışarı saçıldı.
Biz futboldaki operasyona dönelim… Sahi bu operasyonun, seçimin hemen sonrası yapılmasının sebebi ne olabilir? Öyle ya! Ortada 8 aylık bir teknik takip var. Lig Mayıs’ta bitmiş. Neden Temmuz?
Federasyon Başkanı Mahmut Özgener, 3 Temmuz sürecinin hemen öncesinde başkan adayı olmayacağını açıkladı. Federasyonun başına M. Ali Aydınlar seçildi ve kucağında koskoca bir şike dosyası buldu.
Mahmut Özgener, kendi başkanlığı döneminde başlatılan bu teknik takipten habersiz miydi? Ve bu süreçte en az konuşan, bilgisine en az müracaat edilen kişidir Mahmut Özgener. Hiç bir şeyden haberi yoktuysa, neyin başkanlığını yapıyordu?
Süreci biliyorsunuz… Fenerbahçe taraftarı, yönetimi ile başkanına ve tutuklanan yöneticilerine sahip çıktı. Bu doğal bir durum.
Doğal olmayan ise siyasetin ve medyanın bu kadar iddia ve yargılama süreci devam ederken Fenerbahçe’ye taraf olması ve sahip çıkmasıydı.
Federasyon başkanı Aydınlar ise ne yapacağını bilmiyordu. Kendisi Fenerbahçeli, elinde ise yenilir, yutulur cinsten olmayan iddialar vardı. Baktı ki, adaletle bu işi yapamayacağım, istifa etti. Tabi M. Ali Aydınlar’a, Fenerbahçe camiasından birçok tepki ve saldırılar oldu. Daha birkaç ay öncesinde yaptığı açıklamada, bu tepkileri yuttuğunu ama konuşacak olursa birilerinin sokağa çıkacak yüzü olmayacağını, ifade etti. Bu ifade bile neyin, ne olduğunu anlatmaya yeterlidir sanırım…
Siyaset hukukun yanında olması lazımken neden Fenerbahçe’nin yanında oldu? Çok basit; koltuk kaygısı. Eğer hukukun yanında olsalar, hukukun vereceği kararı az çok biliyorlardı ve mahkemede o kararı verdi. Fenerbahçe ceza alırsa ki, bu ceza ligden düşme olacak, Fenerbahçeliler bunun faturasını kime kesecekler? İktidara.
Böyle bir ceza durumunda bu sefer eski defterler açılacak. Galatasaray, Beşiktaş hakkında iddialar gündeme gelecek. Bu iddialar haliyle mahkemelere gidecek. Bu camialarda, iktidara bir fatura çıkaracak. Haliyle Erdoğan iktidarı bu kadar ağır faturaları ödemektense durumu idare etme, üstünü örtme anlayışına girdi.
Medya ise Türk futbolunun gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Üç büyüklerin maçlarını anlatırken, yorumlarken sanki rakipleri gavur takımıymış gibi duruş gösterirler. Üç büyüklerde oynayan futbolcuların ayakkabı numaralarını bile mevzu yaparlar ama Anadolu’nun genç yeteneklerinin isimlerini bile ağızlarına almazlar. Üç büyükler yendiler mi şahanedirler, yenildiler mi mazeretleri vardır. Halka böyle gösterirler. Neden? Çünkü dekoder satacaklar, bilet satacaklar, ekranlarda saatlerce bu üç takımı konuşacaklar vs.
Haliyle bu anlayış şike sürecinde de, UEFA ve mahkeme kararına rağmen hala ortada hiçbir şey yok gibi bu konuları konuşmaya cesaret edemiyorlar.
Bence Trabzonspor yönetimi bu süreçte elinden geleni yaptı. Mahkemelere yalnız gitti. Ne taraftar, ne eski yöneticiler vs. başkan ve arkadaşlarına destek vermediler. Sadri Başkan mahkemede aklandı. Ve Trabzonspor hakkı olan şampiyonluk kupası için çalınacak her kapıyı çaldı. (TFF, UEFA, FİFA, CAS gibi)
Ama nereye kadar! Her çaldığı kapının arkasında siyaset, federasyon ve medya duruyordu. Artı bu seneki kötü futbol ve takımın puan cetvelindeki yeri bazı bilinçsiz taraftar gruplarını da, Başkan aleyhine hakarete varan tepkilere yöneltti. Ve Başkan dedi ki: “Ben yokum.”
Bu açıklamanın ardından eski başkan ve başkan yardımcıları bir anda ortaya çıktılar; Nasıl bırakırsın, böyle olmaz, şöyle olur… Neredeydiniz kardeşim! Siz yatlarınızda, katlarınızda gününüzü gün ederken Başkan mahkeme koridorlarında ya hesap veriyordu, ya hak arıyordu. Şimdi mi Trabzonspor aklınıza geldi?
O yıl Erdoğan, Aziz Yıldırım ve Alex’i kabul etmişti ve Buca maçıydı yanılmıyorsam; Sakın bir kaza olmasın, diye espri yapmıştı. 3 sıfırlık maç, dört üç bitmişti. Trabzon’da müthiş bir öfke. 2 ay sonra yapılacak seçimlerde AKP, Trabzon’da sıfır çeker diyorduk ama dört attı.
AKP’nin, Karadenizli ve Trabzonlu vekilleri bu süreçte dillerini yuttular. Çıt yok. Şimdi birisi kalkmış diyor ki; “Bende kulüp başkanıyken şike yapmıştım, Trabzon’da şike yaptı.”
Sayın vekil! Siz hangi milletin vekilisiniz? Lütfen Erdoğan’a sormadan cevap vermeyin…
Bu süreçte Trabzonspor’a, hem Trabzonlu, hem Trabzonsporlu, hem de siyasetçi olarak tek desteği BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş vermiştir. UEFA ve mahkeme kararlarının Trabzonspor’un şampiyonluğunu belgelediğini ifade eden Baş, taraftara, kulübe sahip çıkmalarını ve taraftar dernekleri vasıtasıyla, kulübün eksiklerini ve de isteklerini yönetime aktarmalarını tavsiye ederek, olması gereken örnek bir taraftar modeli ortaya koymuştur.
12 Haziran genel seçimlerini AKP kazandı. Erdoğan balkona çıktı. Sonra Türk futbolunda 3 Temmuz sabahı, meşhur savcı Zekeriya Öz tarafından bir operasyon başlatıldı.
Zekeriya Öz başlattı, dedik ama bu operasyonu kim ve niçin başlattı, sorusunun cevabı olarak beni pek tatmin etmiyor. Çünkü AKP iktidarında “operasyon” denince altından bir sürü “amalar” çıkıyor.
Bakın! Büyük bölümü Tuncay Güney adlı kişinin ifade ve verdiği kâğıtlarla başlatılan Ergenekon operasyonu 5 yıl sonra karar aşamasına geldi. Şimdi o Tuncay Güney diyor ki; Bu bir plandı. Aslında Ergenekon filan diye bir yapılanma yok.”
Sonra bir Balyoz, Ay ışığı vs. adlarla Türk ordusuna bir operasyon yapıldı. Kozmik odalara girildi, bilgi, belge, planlar toplandı. Ordunu komuta kademesi tutuklandı. İddiaların çoğu bilimsel olarak ve aklen çürütülmüşken, komutanlar hakkında verebildikleri kadar verdiler.
Sonra bir KCK operasyonu başladı. Toplayabildikleri kadarını topladılar. Yanılmıyorsam 14 bine yakın kişi PKK üyeliği, yardım ve yatakçılık vs. suçlamalarıyla içeri alındı. Açılımla hepsinin suçsuzluğuna karar verilip, dışarı saçıldı.
Biz futboldaki operasyona dönelim… Sahi bu operasyonun, seçimin hemen sonrası yapılmasının sebebi ne olabilir? Öyle ya! Ortada 8 aylık bir teknik takip var. Lig Mayıs’ta bitmiş. Neden Temmuz?
Federasyon Başkanı Mahmut Özgener, 3 Temmuz sürecinin hemen öncesinde başkan adayı olmayacağını açıkladı. Federasyonun başına M. Ali Aydınlar seçildi ve kucağında koskoca bir şike dosyası buldu.
Mahmut Özgener, kendi başkanlığı döneminde başlatılan bu teknik takipten habersiz miydi? Ve bu süreçte en az konuşan, bilgisine en az müracaat edilen kişidir Mahmut Özgener. Hiç bir şeyden haberi yoktuysa, neyin başkanlığını yapıyordu?
Süreci biliyorsunuz… Fenerbahçe taraftarı, yönetimi ile başkanına ve tutuklanan yöneticilerine sahip çıktı. Bu doğal bir durum.
Doğal olmayan ise siyasetin ve medyanın bu kadar iddia ve yargılama süreci devam ederken Fenerbahçe’ye taraf olması ve sahip çıkmasıydı.
Federasyon başkanı Aydınlar ise ne yapacağını bilmiyordu. Kendisi Fenerbahçeli, elinde ise yenilir, yutulur cinsten olmayan iddialar vardı. Baktı ki, adaletle bu işi yapamayacağım, istifa etti. Tabi M. Ali Aydınlar’a, Fenerbahçe camiasından birçok tepki ve saldırılar oldu. Daha birkaç ay öncesinde yaptığı açıklamada, bu tepkileri yuttuğunu ama konuşacak olursa birilerinin sokağa çıkacak yüzü olmayacağını, ifade etti. Bu ifade bile neyin, ne olduğunu anlatmaya yeterlidir sanırım…
Siyaset hukukun yanında olması lazımken neden Fenerbahçe’nin yanında oldu? Çok basit; koltuk kaygısı. Eğer hukukun yanında olsalar, hukukun vereceği kararı az çok biliyorlardı ve mahkemede o kararı verdi. Fenerbahçe ceza alırsa ki, bu ceza ligden düşme olacak, Fenerbahçeliler bunun faturasını kime kesecekler? İktidara.
Böyle bir ceza durumunda bu sefer eski defterler açılacak. Galatasaray, Beşiktaş hakkında iddialar gündeme gelecek. Bu iddialar haliyle mahkemelere gidecek. Bu camialarda, iktidara bir fatura çıkaracak. Haliyle Erdoğan iktidarı bu kadar ağır faturaları ödemektense durumu idare etme, üstünü örtme anlayışına girdi.
Medya ise Türk futbolunun gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Üç büyüklerin maçlarını anlatırken, yorumlarken sanki rakipleri gavur takımıymış gibi duruş gösterirler. Üç büyüklerde oynayan futbolcuların ayakkabı numaralarını bile mevzu yaparlar ama Anadolu’nun genç yeteneklerinin isimlerini bile ağızlarına almazlar. Üç büyükler yendiler mi şahanedirler, yenildiler mi mazeretleri vardır. Halka böyle gösterirler. Neden? Çünkü dekoder satacaklar, bilet satacaklar, ekranlarda saatlerce bu üç takımı konuşacaklar vs.
Haliyle bu anlayış şike sürecinde de, UEFA ve mahkeme kararına rağmen hala ortada hiçbir şey yok gibi bu konuları konuşmaya cesaret edemiyorlar.
Bence Trabzonspor yönetimi bu süreçte elinden geleni yaptı. Mahkemelere yalnız gitti. Ne taraftar, ne eski yöneticiler vs. başkan ve arkadaşlarına destek vermediler. Sadri Başkan mahkemede aklandı. Ve Trabzonspor hakkı olan şampiyonluk kupası için çalınacak her kapıyı çaldı. (TFF, UEFA, FİFA, CAS gibi)
Ama nereye kadar! Her çaldığı kapının arkasında siyaset, federasyon ve medya duruyordu. Artı bu seneki kötü futbol ve takımın puan cetvelindeki yeri bazı bilinçsiz taraftar gruplarını da, Başkan aleyhine hakarete varan tepkilere yöneltti. Ve Başkan dedi ki: “Ben yokum.”
Bu açıklamanın ardından eski başkan ve başkan yardımcıları bir anda ortaya çıktılar; Nasıl bırakırsın, böyle olmaz, şöyle olur… Neredeydiniz kardeşim! Siz yatlarınızda, katlarınızda gününüzü gün ederken Başkan mahkeme koridorlarında ya hesap veriyordu, ya hak arıyordu. Şimdi mi Trabzonspor aklınıza geldi?
O yıl Erdoğan, Aziz Yıldırım ve Alex’i kabul etmişti ve Buca maçıydı yanılmıyorsam; Sakın bir kaza olmasın, diye espri yapmıştı. 3 sıfırlık maç, dört üç bitmişti. Trabzon’da müthiş bir öfke. 2 ay sonra yapılacak seçimlerde AKP, Trabzon’da sıfır çeker diyorduk ama dört attı.
AKP’nin, Karadenizli ve Trabzonlu vekilleri bu süreçte dillerini yuttular. Çıt yok. Şimdi birisi kalkmış diyor ki; “Bende kulüp başkanıyken şike yapmıştım, Trabzon’da şike yaptı.”
Sayın vekil! Siz hangi milletin vekilisiniz? Lütfen Erdoğan’a sormadan cevap vermeyin…
Bu süreçte Trabzonspor’a, hem Trabzonlu, hem Trabzonsporlu, hem de siyasetçi olarak tek desteği BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş vermiştir. UEFA ve mahkeme kararlarının Trabzonspor’un şampiyonluğunu belgelediğini ifade eden Baş, taraftara, kulübe sahip çıkmalarını ve taraftar dernekleri vasıtasıyla, kulübün eksiklerini ve de isteklerini yönetime aktarmalarını tavsiye ederek, olması gereken örnek bir taraftar modeli ortaya koymuştur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026























































































