Türkiye, Türklerindir.
Bu coğrafyaya 35 bin yıl önce ilk kez adım atan milletin adı, Türk milletidir.
Zaten başka bir tezin ileri sürülebilmesi, akla ziyan bir durum olur.
Türk olana tarih boyunca daima, "Allah'ını bilen, Rabbini tanıyan kişi" denmiştir.
İlk Türk devleti olan 'Bir Oy Bil' devletinde yaşayan Türkler, Hakan tarafından eğitilerek ve imanlı Türk yapılarak bu topraklara kabul edilmişti.
Yani Türk milletinin dip kültüründe herhangi bir ırkın üstünlüğüne değil, kültür birliğinin önemine özen gösterilmiştir.
Ulu önderimizin Türklük konusuna dair vurgularında da, hep bu husus öne çıkarılmıştır.
Dolayısıyla Trük milleti kavramı içerisinde yer alan halkların tamamı, Türk şemsiyesi ve iman birliği kapsamında ayrılmaz bir bütündür.
1700'lü yıllardan sonra İngiliz Sömürge Bakanlığı tarafından hedef alınan Türk birliği ve Türkün vatanı, aslında olmadığı halde ve fitne tohumları ekilmek üzere uydurulan halk isimleri ile bölünmeye çalışılmıştır.
İşte Said Nursi denen Türk düşmanı şahsı büyük bir maharetle tespit eden İngilizler, Türk milletini içeriden bölmek maksadına ulaşmak için bu zavallı adam ve onun gibi daha nicelerini, tepe tepe kullanmışlardır.
Said Nursi kimdir?
Asıl adı nüfusundaki yazılımıyla Said Okur'dur. 1878'de doğmuştur.
1908'de İstanbul'da haftada iki gün yayınlanan "Şark ve Kürdistan Gazetesinde" Said-i Kürdi'de adıyla yazmaya başlamış. 1909'da iki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi'ni yazmıştır.
Said; 1918'de Neşr-i Maarif Cemiyetinin (Kürt Teali Cemiyetinin yan kuruluşu) kurucu üyeleri arasında yer almıştır.
Isparta'daki sürgünden memleketine dönen Saidi Kürdi yine İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu'da ve güneydoğuda İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla "Kürt Teali Cemiyeti" kurucuları arasında yerini aldı. (Kaynak: Marmara brifingi, 1971)
Kısacası Saîdi Nûrsî Kürdî'nin gerçek niyeti, Türklerin bölgede egemen olmalarını istemeyen İngilizlerin istekleriyle birebir örtüşmektedir.
Said risalelerinde, Ye'cüc Me'cüc denen ve dünyayı yok edecek olan korkunç yaratıkların Özbek, Tatar ve Kırgız gibi Türk boyları olduğunu söylemekte ve soydaşlarımızı "akvâm-ı vahşiyye" (yani vahşi kavimler) olarak tabir etmektedir.
Bir başka sözünde ise;
"Birinci Dünya Savaşı'nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükâfatı vardır" demektedir. (Kastamonu Lahikasi, s.45).
Ve yine;
"Özgür bir Kürdistan tohumunu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" diyen Said Nursi, Cumhuriyet'in ilanından sonra da devam eden İngiliz öncülüğünde ki isyanlara katılır.
Onun biraderinin, "Bir Türk öldürmek yetmiş gâvur öldürmekten daha üstündür" sözü, Said-i Nursi'nin düşünce yapısını yansıtmaktadır.
1960'da Said, Şeyh Sait'in torunlarına şunları söylemiştir:
"Kardeşim Şeyh Sait kıyama başladığı zaman Van'da mağarada idim. Kendisine bir mektup yolladım, mektubun cevabını alamadan duydum ki kardeşim Şeyh Sait yakalanmıştır.
Düşündüm ki mağaradan çıksam bile bir faydam olamazdı. Sonra beni mağaradan yakalayıp sürgüne gönderdiler. Altı yıl süre ile dizlerime vurarak esef çekip memleketimizde fiili olarak yapılan mukaddes cihattan mahrum kaldım."
İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın Bağdat'tan yazılan gizli raporunda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kurucuları arasında Said-i Nursi'nin de adı vardır.
Küre–i Arz'ın şimdiki en büyük devleti Amerika'nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslamiyet'le Asya ve Afrika'nın saadet ve sükûnet ve müsalaha bulacağına (barış bulacağına) karar vermesi ve yeni doğan İslam devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması, kırk beş sene evvel olan müddeayı isbat ediyor, kuvvetli şahit olur. "
Saidi Nursi bu sözlerinde,
"Dünyanın şu anki en büyük devleti Amerika'nın bütün kuvvetiyle dini hakikatlere sahip çıktığını, Amerika'nın, Asya ve Afrika'da İslamiyet'le beraber huzur ve saadet geleceğine karar verdiğini, Amerika'nın yeni doğan İslam devletlerini okşadığını ve onlarla ittifak ettiğini" bütün dünyaya ilan ediyordu.
Said'i Nursi'ye göre, bütün Müslümanları okşayan Hristiyan Amerika, dünyanın en büyük devleti olarak aynı zamanda baş otorite idi.
Hainliğin en zirvesine tırmanmış bu zavallı din bezirganına göre Atatürk Deccal'di.
Oysa Saidi Nursi'nin Deccal dediği Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş ve kuruluşumuzun baş mimarı mimarı idi.
Türkün namusunu kurtaran adamdı.
Türk milletinin imanını, izzet ve şerefini koruyan yegane isimdi.
İzmir Amerikan Koleji'nde Misyoner faaliyetlerinde bulunuluyor diye bu okulu tamamen kapatmış, hayatta iken Bab–ı Ali'nin "Misyonerle Mücadele Teşkilatı" kurmasına destek vermiş, 3 Ocak 1922'de Meclis Başkanı iken yayınladığı bir muhtırada, İçişleri Bakanlığı'na çok sert çıkışarak, Amerikalıların Anadolu'da "Öksüzler Yurdu" altındaki yapılanma isteklerinin tamamen Hıristiyanlığı yaymak amacı taşıdığını vurgulayarak "bu talebin derhal reddedilmesini" istemişti.
Atatürk İdaresi, hadislerde gösterilmiş bulunan dehşetli ahir zamandır. Dinsizlik, konünistlik, ifsat komitelerinin faaliyet yıllarıdır. (Said Nursi, Sözler, 1957, s.143)
Türkiye'nin siyasi rejimi, Nur Saadetini söndürmeye çalışmaktadır. Kemalistler seviyesiz, anarşist kimselerdir. (Said Nursi, Münazarat. s. 17)
"Ermenilere valilik kaymakamlık görevi verilsin, Hıristiyanlara , "Müslüman olmak için dininizi tamamen terk etmeye gerek yok" şeklinde "İslami olmayan" fetvalar da veren bu ucube düşüncelere sahip kişi, yine bu İngiliz ajanı Nursi'dir.
Daha da ileri giderek risalelerinde nurculara "misyonerlerle ittifak edin" çağrısında bulunuyordu.
2018'de basın yer alan bir haberde;
"Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nur Külliyatından bazı eserleri kendi bünyesinde basan Diyanet İşleri Başkanlığı bazı eserlerde yüzde 50 indirim kampanyası başlattı" denilmektedir.
Kaynak: Diyanet'ten Risale-i Nur'lu kampanya.
Şimdi siz söyleyin bakalım!
FETÖ Amerika'da mı, yoksa Ankara'nın göbeğinde mi?
Başlığa gelince…
Siyasetin Türk milletinin istiklal ve istikbalini koruyacağına olan inancım kalmamıştır.
Zira yapılan hayati derecedeki hatalar zinciri, Türk milletini içinden çıkılmaz bir cendereye sokmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti devletini Türk ordusu kurmuştur ve başında bulunan yüce komutan, şerefli Türk askeri Mustafa Kemal Atatürk'tür.
En uyanık olan ve olması gereken kurumda, Türk ordusudur.
Kimse buradan kendince ve göbeğinden hurafeler uydurmasın!
- ‘Etnik grup’ vurgusu, CIA projesi! / 12.01.2026
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- Bozkurtçu CHP’den Atlantikçi CHP’ye / 18.12.2025





























































































