Erzurum ve Kars yörelerinde dilden dile dolaşan bir efsanenin türküsü olan 'Sarı Gelin'in, herhangi bir azınlık topluluğuna değil, Türk milletinin öz kültürüne ait bir eser olduğu belirtildi.
Folklor uzmanları, adı geçen türkünün ortaya çıktığı coğrafyada Türk unsurunun hakim bulunduğunu, Ermenilerin ise azınlık olduğuna dikkat çekerek, büyük devletler kurmuş bir milletin, kendi himayesinde yaşayan bir azınlıktan türkü, hele oyun havası almasının mümkün olmadığını bildiriyor. 'Sarı Gelin' türküsünün, nerede söylenirse söylensin, hakim toplum olan Türklerden alındığının kesin olarak tespit edildiğini vurgulayan uzmanlar, "Bu türkünün hiçbir yerinde Ermeni unsuru yoktur. Ermeniler, bir gün oluyor, el dokumalarımızdaki motiflere, bir gün oluyor ünlü bir mimarımıza sahip çıkıyorlar. Şimdi de Sarı Gelin türkümüzün, kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Bu iddianin da, Anadolu toprakları üzerindeki hayallerinden farkı yoktur" diyorlar.
"Erzurum çarşı pazarİçinde bir kız gezerElinde divit kalemDertlere derman yazarPalandöken yüce dağAltı mor sümbüllü bağSeni vermem yadlaraNice ki bu canım sağNeynim aman amanHop ninen ölsün Sarı Gelin aman"
'Sarı Gelin'in, eski çağlardan beri Çoruh ve Kür ırmakları boyunda yaşayan Kıpçak beyinin kızı olduğunu ifade eden folklor uzmanları, bölgeye gelen Arap din adamlarından birinin aşık olduğu bu sarışın hanımın etrafında gelişen efsanelerin, Kars ve Erzurum yörelerinde yaşandığını kaydediyor.
Ünlü Türkolog Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu, Sarı Gelin türküsü ve Şeyh San'an Efsanesi'nin, XII. yüzyılda Kafkaslar'ın kuzeyinden gelen Kuman/Kıpçakların hatırasından kaldığını naklederken, ünlü şair ve yazar Ahmet Hamdi Tanpınar da, Erzurum halk havalarından bahsederken, "Erzurum çarşı pazar" diye başlayan bu türkünün canlandırma kudretine daima hayran olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, Sarı Gelin'in Erzurumlu Faruk Kaleli tarafindan derlendiğini de sözlerine eklediler.
Folklor uzmanları, adı geçen türkünün ortaya çıktığı coğrafyada Türk unsurunun hakim bulunduğunu, Ermenilerin ise azınlık olduğuna dikkat çekerek, büyük devletler kurmuş bir milletin, kendi himayesinde yaşayan bir azınlıktan türkü, hele oyun havası almasının mümkün olmadığını bildiriyor. 'Sarı Gelin' türküsünün, nerede söylenirse söylensin, hakim toplum olan Türklerden alındığının kesin olarak tespit edildiğini vurgulayan uzmanlar, "Bu türkünün hiçbir yerinde Ermeni unsuru yoktur. Ermeniler, bir gün oluyor, el dokumalarımızdaki motiflere, bir gün oluyor ünlü bir mimarımıza sahip çıkıyorlar. Şimdi de Sarı Gelin türkümüzün, kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Bu iddianin da, Anadolu toprakları üzerindeki hayallerinden farkı yoktur" diyorlar.
"Erzurum çarşı pazarİçinde bir kız gezerElinde divit kalemDertlere derman yazarPalandöken yüce dağAltı mor sümbüllü bağSeni vermem yadlaraNice ki bu canım sağNeynim aman amanHop ninen ölsün Sarı Gelin aman"
'Sarı Gelin'in, eski çağlardan beri Çoruh ve Kür ırmakları boyunda yaşayan Kıpçak beyinin kızı olduğunu ifade eden folklor uzmanları, bölgeye gelen Arap din adamlarından birinin aşık olduğu bu sarışın hanımın etrafında gelişen efsanelerin, Kars ve Erzurum yörelerinde yaşandığını kaydediyor.
Ünlü Türkolog Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu, Sarı Gelin türküsü ve Şeyh San'an Efsanesi'nin, XII. yüzyılda Kafkaslar'ın kuzeyinden gelen Kuman/Kıpçakların hatırasından kaldığını naklederken, ünlü şair ve yazar Ahmet Hamdi Tanpınar da, Erzurum halk havalarından bahsederken, "Erzurum çarşı pazar" diye başlayan bu türkünün canlandırma kudretine daima hayran olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, Sarı Gelin'in Erzurumlu Faruk Kaleli tarafindan derlendiğini de sözlerine eklediler.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
























































































