"Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız." (Hakka: 44?47). Burada zikredilen suçu Peygamberin işlemesi halinde kıskıvrak yakalanacağı ve şah damarının paramparça edileceği ilan edilirken acaba ümmetin payına düşen hiçbir şey yok mu?Bu ilahi tehdide Peygamber muhatap ama ümmet muaf olabilir mi?Peygamber aleyhisselam mübarek başını toprağa koyar koymaz ümmet kendi arasında bir takım çekişmelere, çatışmalara ve kargaşalara düştüğünden midir ki ümmetin şah damarı mesabesindeki birlik, beraberlik, dirlik, düzenlik kendilerini terk etmiştir?Haşa, Peygamber hal?i hayatında Allah'a atfen bir takım sözler uydurmadı elbette ama aynı hassasiyetin peygamberin irtihalinden sonra da devam ettiğini söyleyebilir miyiz?"Ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır" şeklindeki peygamber buyruğu dikkate alınmadığı için, ilim şehrine kapısından girilmediği için, Peygamberin rihletinden sonra var olan Müslüman sayısı kadar neredeyse Kur'an yorumu ortaya çıkmış ve parçalanmalar, bölünmeler daha ilk nesil arasında meydana gelmeye başlamıştır.Muaviye'nin çeşitli hile ve entrikalar ile elde ettiği iktidardan sonra başlayan Emevi saltanatı dönemi ise İslam anlayışında ve Kur'an yorumunda yarılmaların, parçalanma ve hizipçiliğin başlangıç tarihi olmuştur.Bu dönem, bütün eylem ve söylemlerinin en başına Ehl?i Beyt düşmanlığının yerleştirildiği ve Ehli beyti yeren Hadislerin uydurulduğu ve alabildiğine yayıldığı bir uğursuz dönem olmuştur.Başta okuduğumuz ayetlerde belirtilen "Allah adına bir takım sözlerin uydurulması halinde" tahakkuk edeceği ilan edilen korkunç ceza, işte bu Emevi hanedanı yönetimi sırasında gerçekleşmiş ve sanki ümmet?i Muhammed ilmen, fikren ve gönül dünyası itibariyle paramparça olmuş, peygamberin dizinin dibinde yetişmiş olan o ilk nesil ne yazık ki bir birinin katili olmuştur.İlk nesilde baş gösteren o ilk kırılmalar elbette sonraki nesillere daha büyük açılar yaparak yansımış ve yapılan ilmi çalışmaları da olumsuz yönde etkilemiştir.İslam dünyasının bugün yaşadığı, hercümerci, dağınıklığı, paramparçalığı ise yazmaya, konuşmaya bile gerek yok, her birimiz bu perişanlığın bizzat ya mağduruyuz ya da şahidiyiz.Son söz olarak şunu söyleyebiliriz; peygamberin muhatap olduğu bu ilahi tehditten elbette ki ümmet muaf değildir, olmamıştır, işte o hatayı hep işlediği için şah damarının, şah damarı mesabesindeki değerlerinin, izzet ve haysiyetinin paramparça olmasına mani olamamıştır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025























































































