Özel sıfatlarla bezenmiş bir çocuk
Hz. Zeyneb küçükken babası İmam Ali’ye sorar: “Babacığım! Bizi seviyor musun?” İmam (a.s.) der ki: “Nasıl sizi sevmeyeyim? Sizler, Benim kalbimin meyvesisiniz.”...
17.08.2024 08:13:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hz. Zeyneb küçükken babası İmam Ali'ye sorar: "Babacığım! Bizi seviyor musun?"
İmam (a.s.) der ki: "Nasıl sizi sevmeyeyim? Sizler, Benim kalbimin meyvesisiniz."
Hz. Zeyneb şöyle cevap verir: "İki sevgi mü'minin kalbinde aynı anda olmaz. Hem Allah sevgisi ve hem de evlat sevgisi... Eğer kaçınılmaz olursa sevgi Allah'a, şefkat ve merhamet ise evlada mahsustur."
Hz. Zeyneb küçüklüğünden beri Hz. Hüseyin'e şiddetli bir sevgi duyardı. Her ne zaman O'nu görmezse tahammülsüzlük gösterir ve abisinin güzel cemalini görünce mutlu olurdu.
Beşikte ağladığında İmam Hüseyin'i görmesi veya sesini duyması ile sakinleşirdi.
Bu şaşırtıcı sevgiyi gören Hz. Fâtıma bir gün konuyu babası Hz. Resûlullah'a açar.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: "Ey gözlerimin nuru! Bu kız, Hüseyin ile beraber Kerbela'ya gidecek ve ağabeyinin dert ve musibetlerine ortak olacaktır."
Hz. Zeyneb ömrünün ilk beş-altı yılını annesi ile geçirebilmiştir ve Fedek hutbesini Hz. Fâtıma'dan rivayet etmiştir. Bu, O'nun ne kadar üstün bir zeka, kabiliyet ve hafızaya sahip olduğunu gösterir. Makatilu't-Tâlibîn'de Ebu'l-Ferec şöyle der:
"Avn'in annesi Zeyneb-i Akile, Ali b. Ebu Tâlib'in kızıdır ve Zeyneb, İbn-i Abbas'ın Fedek hutbesini kendisinden rivâyet ettiği kimsedir. Bu hutbenin başında şöyle söylenir: Bu hutbeyi bizim akilemiz Ali'nin kızı Zeyneb bizler için rivayet etmiştir."
Muhammed b. Musa b. el-Mütevekkil şöyle nakletti: "Ali b. Hüseyin es-Sa'dabadî, Ahmed b. Ebu Abdullah el-Barikî'den, o da Zeyneb binti Ali'den nakletti ki; Fâtıma hutbesinde şöyle buyurdu…"
Bir gün Hz. Ali, Zeyneb'i dizlerinin üstüne oturttu ve şöyle dedi: "Kızım, ahad (bir) de."
Hz. Zeyneb, "ahad" dedi.
İmam Ali buyurdu ki: "Şimdi de isneyn (iki) de."
Hz. Zeyneb sustu.
İmam Ali tekrar şöyle dedi: "Konuş."
Hz. Zeyneb, babasına cevaben şöyle dedi: "Bir diyen bir dil nasıl olur da iki der?"
Hz. Ali kızını bağrına bastı ve öptü.
Rivayetlerde geçtiğine göre; Eş'as bin Kays, Hz. Ali'nin kızı Hz. Zeyneb'e talip oldu. Hz. Ali (a.s.) bu fâsık insanın bu cüretine karşı şiddetle öfkelendi ve şöyle buyurdu:
"Sen bu cüreti nerden buldun ki benden Zeyneb'i istiyorsun?! Zeyneb Hz. Hatice'ye benzer; O ismet kucağında büyümüş, ismet göğsünden süt emmiştir. Sen, O'na layık değilsin. Ali'nin canını elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki, bir daha bu sözünü tekrarlarsan, bu sefer kılıçla cevabını veririm."
Resûlullah'ın vefatına yakın bir zamanda bir gün Hz. Zeyneb gördüğü bir rüyayı ceddine şöyle anlattı:
"Ya Resûlallah, dün gece rüyamda şiddetli bir fırtınanın estiğini ve dünyayı karanlığa boğduğunu gördüm.
Ben fırtınanın şiddetiyle sağa sola savruluyordum. Bilahare büyük bir ağaca tutundum. Ancak fırtına ağacı da kökünden söktü ve Ben yere düştüm.
Ben yeniden ağacın bir dalına tutundum ama o da kırıldı. Ardından bir başka dalına tutundum fakat o da fırtınanın şiddetiyle kırıldı. Sonra birbirine yapışmış iki dala tutundum. Aniden o dallar da kırıldı ve Ben rüyadan uyandım."
Hz. Zeyneb'in rüyasını dinleyen Resûlullah (s.a.a.) uzun uzun ağladı ve şöyle buyurdu:
"İlk tutunduğun ağaç Senin ceddindir ki yakında dünyadan göçecektir. Daha sonra tutunduğu iki dal annen ve babandır ki çok geçmeden onlar da dünyayı terk ederler.
Birbirine yapışmış iki dal ise, kardeşlerin Hasan ve Hüseyin'dir ki onların musibetinde dünya kararacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
İmam (a.s.) der ki: "Nasıl sizi sevmeyeyim? Sizler, Benim kalbimin meyvesisiniz."
Hz. Zeyneb şöyle cevap verir: "İki sevgi mü'minin kalbinde aynı anda olmaz. Hem Allah sevgisi ve hem de evlat sevgisi... Eğer kaçınılmaz olursa sevgi Allah'a, şefkat ve merhamet ise evlada mahsustur."
Hz. Zeyneb küçüklüğünden beri Hz. Hüseyin'e şiddetli bir sevgi duyardı. Her ne zaman O'nu görmezse tahammülsüzlük gösterir ve abisinin güzel cemalini görünce mutlu olurdu.
Beşikte ağladığında İmam Hüseyin'i görmesi veya sesini duyması ile sakinleşirdi.
Bu şaşırtıcı sevgiyi gören Hz. Fâtıma bir gün konuyu babası Hz. Resûlullah'a açar.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: "Ey gözlerimin nuru! Bu kız, Hüseyin ile beraber Kerbela'ya gidecek ve ağabeyinin dert ve musibetlerine ortak olacaktır."
Hz. Zeyneb ömrünün ilk beş-altı yılını annesi ile geçirebilmiştir ve Fedek hutbesini Hz. Fâtıma'dan rivayet etmiştir. Bu, O'nun ne kadar üstün bir zeka, kabiliyet ve hafızaya sahip olduğunu gösterir. Makatilu't-Tâlibîn'de Ebu'l-Ferec şöyle der:
"Avn'in annesi Zeyneb-i Akile, Ali b. Ebu Tâlib'in kızıdır ve Zeyneb, İbn-i Abbas'ın Fedek hutbesini kendisinden rivâyet ettiği kimsedir. Bu hutbenin başında şöyle söylenir: Bu hutbeyi bizim akilemiz Ali'nin kızı Zeyneb bizler için rivayet etmiştir."
Muhammed b. Musa b. el-Mütevekkil şöyle nakletti: "Ali b. Hüseyin es-Sa'dabadî, Ahmed b. Ebu Abdullah el-Barikî'den, o da Zeyneb binti Ali'den nakletti ki; Fâtıma hutbesinde şöyle buyurdu…"
Bir gün Hz. Ali, Zeyneb'i dizlerinin üstüne oturttu ve şöyle dedi: "Kızım, ahad (bir) de."
Hz. Zeyneb, "ahad" dedi.
İmam Ali buyurdu ki: "Şimdi de isneyn (iki) de."
Hz. Zeyneb sustu.
İmam Ali tekrar şöyle dedi: "Konuş."
Hz. Zeyneb, babasına cevaben şöyle dedi: "Bir diyen bir dil nasıl olur da iki der?"
Hz. Ali kızını bağrına bastı ve öptü.
Rivayetlerde geçtiğine göre; Eş'as bin Kays, Hz. Ali'nin kızı Hz. Zeyneb'e talip oldu. Hz. Ali (a.s.) bu fâsık insanın bu cüretine karşı şiddetle öfkelendi ve şöyle buyurdu:
"Sen bu cüreti nerden buldun ki benden Zeyneb'i istiyorsun?! Zeyneb Hz. Hatice'ye benzer; O ismet kucağında büyümüş, ismet göğsünden süt emmiştir. Sen, O'na layık değilsin. Ali'nin canını elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki, bir daha bu sözünü tekrarlarsan, bu sefer kılıçla cevabını veririm."
Resûlullah'ın vefatına yakın bir zamanda bir gün Hz. Zeyneb gördüğü bir rüyayı ceddine şöyle anlattı:
"Ya Resûlallah, dün gece rüyamda şiddetli bir fırtınanın estiğini ve dünyayı karanlığa boğduğunu gördüm.
Ben fırtınanın şiddetiyle sağa sola savruluyordum. Bilahare büyük bir ağaca tutundum. Ancak fırtına ağacı da kökünden söktü ve Ben yere düştüm.
Ben yeniden ağacın bir dalına tutundum ama o da kırıldı. Ardından bir başka dalına tutundum fakat o da fırtınanın şiddetiyle kırıldı. Sonra birbirine yapışmış iki dala tutundum. Aniden o dallar da kırıldı ve Ben rüyadan uyandım."
Hz. Zeyneb'in rüyasını dinleyen Resûlullah (s.a.a.) uzun uzun ağladı ve şöyle buyurdu:
"İlk tutunduğun ağaç Senin ceddindir ki yakında dünyadan göçecektir. Daha sonra tutunduğu iki dal annen ve babandır ki çok geçmeden onlar da dünyayı terk ederler.
Birbirine yapışmış iki dal ise, kardeşlerin Hasan ve Hüseyin'dir ki onların musibetinde dünya kararacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.






















































































