Seçimler yaklaştıkça iktidar ve muhalefet oltalarının bakımını hızlandırdılar. Bu hazırladıkları oltaları halkın önüne atıyorlar. Böylece kendilerince ölçüm yapıyorlar. Bu seçimlerde nasıl bir yem türü kullansak. Gerçi AKP iktidar olduğu gündem beri oltasını milletin üstünden hiç çekmedi. İcraat yerine söylem üretti, insanların hassasiyetlerini kullandı ve halka samimiyetini inandırdı. Ama gerçek öyle değildi. Ülkenin durumu ortada?
Bayram değil, seyran değil Sayın Başbakan çıktı "artık kamuda da türbanın tartışılması gerektiğini" açıkladı. Allah Allah, yahu sizin türban, başörtüsü artık ne derseniz, böyle bir derdiniz yok. Türbanın bu ülkede yüzde beşlik bir kesimin sorunu olduğunu açıkladığınız günleri ne çabuk unuttunuz.
Dedik ya oltalarının ucuna yine türbanı taktılar, çıktılar balığa. İşin ilginci AKP ve onun ağababası milli görüş zihniyeti otuzkırk yıldır hep aynı yemle balığa çıkıyorlar, istediklerini de alıyorlar. Gerçi millet bıkıp, usandı bu yemden ama birileri hala usanmadı.
Kimler gelmedi ki bu oltaya! Askeri, yüksek yargı üyeleri, cumhuriyet savcıları, cumhurbaşkanları, başbakanlar, Atatürk'ü tanımadan Atatürkçülük yapanlar, çağdaşlar(!), demokratlar(!) hatta iş adamları. Hele hele bir CHP gerçeği var ki, sormayın gitsin. Hala kullanıldığını anlamıyor ve AKP'nin balonuna hava üflemeye devam ediyor. Bir kesimi çarşaf yırtıyor, diğerleri rahibe benzetmesi yapıyor, birileri devlet elden gidiyor yaygaraları ile milleti AKP'nin kucağına zorla itiyorlar.
AKP bu konuda samimi mi? Asla. İşte kanıtı. Öyle ki bu belgeyi her vatandaşın bir kenara not edip, kendini, manevi değerleriyle kandırmaya çalışan insanların yüzüne vurması lazım.
Hani bir Leyla Şahin isimli vatandaşımız vardı. Ülkesini Hıristiyan Avrupa'ya şikâyet eden. Dini inançlarını yaşama uğruna Hıristiyanlardan medet bekleyen? Olayı bir hatırlayalım ve yıllarca başörtüsü diyenlerin, Allah'ın farzını Avrupa'ya karşı nasıl tasvir ettiklerine dikkat edelim.
"İstanbul Tıp Fakültesi 5'inci sınıf öğrencisi iken (Leyla Şahin) başörtüsü ile derslere girdiği için okuldan atılır. Bütün gayesi doktor olmak olan Şahin, örtüsünden dolayı bu amacına ulaşamaz. Leyla Şahin üniversiteden atıldı. Hakkını aramak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurur.
Leyla Şahin'in açtığı dava ilginç bir şekilde devam eder. Çünkü davanın seyri Türkiye aleyhine sonuçlanabileceği sinyallerini verir. Şahin'in avukatları AKP hükümeti ile bir görüşme yaparak bu davanın Türkiye aleyhine sonuçlanabileceğini, böyle bir durumdan rahatsızlık duyacaklarını hükümetin üniversitelerden başörtüsü sebebiyle atılanlara af getirmesi ve başörtüsüne serbestlik getirilmesi halinde davadan vazgeçeceklerini iletir.
Ancak, AKP hükümeti bu talebi reddetti!
Dışişleri Bakanlığı söz konusu dava ile ilgili AİHM'ne "çok ilginç" bir savunma gönderdi.
Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün imzası ile gönderilen bu savunmada "türbanın gericiliği teşvik ettiği!" vurgulanıyordu.
AKP hükümetinin AİHM'ne gönderdiği savunmada şöyle deniliyordu:
"Türban üniversitelerdeki laik eğitimle çelişmekte ve bağdaşmamaktadır... Türkiye Cumhuriyeti Anayasası din istismarını yasaklamaktadır. Üniversitelerde türban takma olayı gericiliği de teşvik etmektedir.
Türban, çağdaşlaşma yolunda bir geri adımdır. Amaç modernleşme ve çağdaş görüntüyü korumaktır. Siyasal simge haline getirilen başörtüsü özgürlük sorunu değil politikacılar tarafından şeriat amaçlı kullanılmış bir olgudur." (sondalga.com)
AKP'ye sözde inançlarını özgürce yaşamak için desteklediğini iddia edenlere soruyorum; "Hala akletmeyecek misiniz?"
Bayram değil, seyran değil Sayın Başbakan çıktı "artık kamuda da türbanın tartışılması gerektiğini" açıkladı. Allah Allah, yahu sizin türban, başörtüsü artık ne derseniz, böyle bir derdiniz yok. Türbanın bu ülkede yüzde beşlik bir kesimin sorunu olduğunu açıkladığınız günleri ne çabuk unuttunuz.
Dedik ya oltalarının ucuna yine türbanı taktılar, çıktılar balığa. İşin ilginci AKP ve onun ağababası milli görüş zihniyeti otuzkırk yıldır hep aynı yemle balığa çıkıyorlar, istediklerini de alıyorlar. Gerçi millet bıkıp, usandı bu yemden ama birileri hala usanmadı.
Kimler gelmedi ki bu oltaya! Askeri, yüksek yargı üyeleri, cumhuriyet savcıları, cumhurbaşkanları, başbakanlar, Atatürk'ü tanımadan Atatürkçülük yapanlar, çağdaşlar(!), demokratlar(!) hatta iş adamları. Hele hele bir CHP gerçeği var ki, sormayın gitsin. Hala kullanıldığını anlamıyor ve AKP'nin balonuna hava üflemeye devam ediyor. Bir kesimi çarşaf yırtıyor, diğerleri rahibe benzetmesi yapıyor, birileri devlet elden gidiyor yaygaraları ile milleti AKP'nin kucağına zorla itiyorlar.
AKP bu konuda samimi mi? Asla. İşte kanıtı. Öyle ki bu belgeyi her vatandaşın bir kenara not edip, kendini, manevi değerleriyle kandırmaya çalışan insanların yüzüne vurması lazım.
Hani bir Leyla Şahin isimli vatandaşımız vardı. Ülkesini Hıristiyan Avrupa'ya şikâyet eden. Dini inançlarını yaşama uğruna Hıristiyanlardan medet bekleyen? Olayı bir hatırlayalım ve yıllarca başörtüsü diyenlerin, Allah'ın farzını Avrupa'ya karşı nasıl tasvir ettiklerine dikkat edelim.
"İstanbul Tıp Fakültesi 5'inci sınıf öğrencisi iken (Leyla Şahin) başörtüsü ile derslere girdiği için okuldan atılır. Bütün gayesi doktor olmak olan Şahin, örtüsünden dolayı bu amacına ulaşamaz. Leyla Şahin üniversiteden atıldı. Hakkını aramak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurur.
Leyla Şahin'in açtığı dava ilginç bir şekilde devam eder. Çünkü davanın seyri Türkiye aleyhine sonuçlanabileceği sinyallerini verir. Şahin'in avukatları AKP hükümeti ile bir görüşme yaparak bu davanın Türkiye aleyhine sonuçlanabileceğini, böyle bir durumdan rahatsızlık duyacaklarını hükümetin üniversitelerden başörtüsü sebebiyle atılanlara af getirmesi ve başörtüsüne serbestlik getirilmesi halinde davadan vazgeçeceklerini iletir.
Ancak, AKP hükümeti bu talebi reddetti!
Dışişleri Bakanlığı söz konusu dava ile ilgili AİHM'ne "çok ilginç" bir savunma gönderdi.
Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün imzası ile gönderilen bu savunmada "türbanın gericiliği teşvik ettiği!" vurgulanıyordu.
AKP hükümetinin AİHM'ne gönderdiği savunmada şöyle deniliyordu:
"Türban üniversitelerdeki laik eğitimle çelişmekte ve bağdaşmamaktadır... Türkiye Cumhuriyeti Anayasası din istismarını yasaklamaktadır. Üniversitelerde türban takma olayı gericiliği de teşvik etmektedir.
Türban, çağdaşlaşma yolunda bir geri adımdır. Amaç modernleşme ve çağdaş görüntüyü korumaktır. Siyasal simge haline getirilen başörtüsü özgürlük sorunu değil politikacılar tarafından şeriat amaçlı kullanılmış bir olgudur." (sondalga.com)
AKP'ye sözde inançlarını özgürce yaşamak için desteklediğini iddia edenlere soruyorum; "Hala akletmeyecek misiniz?"
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026



























































































