Kurtuluş Savaşında gösterdiğimiz eşsiz başarıdan sonra, Lozan Barış anlaşmasında Batılılar, Sevr anlaşmasını rafa kaldırmak zorunda kaldılar.
Hayallerini süsleyen ve iştahlarını kabartan Sevr'i tamamen kaldırmadılar. Onu bir hedef olarak hep önlerine koydular. Yıllara varan bir gayretle, hiç vazgeçmeden, renklerini ve de niyetlerini de tam belli etmeden, Türkiye'yi hem içeriden hem de dışarıdan yıpratarak, Sevr'e hazır hale getirme mücadelesine devam ettiler.
Maalesef basiretsiz siyasilerimiz sayesinde bir serap olan AB süreci başladı.
Uzakta bir serap. Bir adım atıyorsunuz, bakıyorsunuz ileride. Bir adım daha atıyorsunuz, o hala uzakta. Siz yakalamaya çalıştıkça o kaçıyor ve uzaklaşıyor. Çünkü o gerçekten bir serap.
Olmayacak duaya "amin" denir mi? 40 yıldan beri bıkmadan usanmadan Türkiye "amin" diyor.
Şanlı Türk tarihinde, ulaşabildiğimiz bütün coğrafyalarda din, dil, ırk ayrımı yapmadan adaletin, namusun, din ve vicdan hürriyetinin bekçiliğini yapmışız ve şemsiyemiz altında bulunan bütün milletler mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamış.
Türk milleti köklü bir medeniyete sahiptir. Bu medeniyeti bir kenara atmışız ve Mehmet Akif'in ifadesiyle Batının "kokuşmuş kültürü"nü benimsemeye çalışmışız.
Halbuki medeniyet ve kültür noktasında biz onlardan fersah fersah ilerideyiz.
Bizim tarihte yaşadıklarımızı, onlar hayal bile edemezler. Çünkü kültür kapasiteleri buna müsait değil.
Türk milleti olarak bizler milli ve manevi değerlerimize ters düşmeyen ve ülke menfaatlerimizin korunduğu her türlü birlikteliğe varız, fakat uyum yasaları adı altında toprağımızı, madenlerimizi, kurumlarımızı elimizde almaya çalışır ve milli değerlerimizle ve inancımızla oynamaya kalkarsanız işte orada "dur" deriz.
Dün dedik, bugün de deriz.
Bakma bu milletin sessiz durduğuna, çoğunun ailesinde bu ülke uğruna canını seve seve vermiş nice şehitler vardır.
Bir şehit torunu asla ülkesini düşmanlarına peşkeş çekmez. Çekenler varsa geçmişini ve soyunu mutlaka araştırmak lazım.
Gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında yapılan anketlerde yerli yabancı insanların çoğu Türkiye'nin AB'ye giremeyeceğini düşünüyorlar.
Zaten AB'nin en yetkili ağızları da bu noktada zaman zaman itiraflarda bulunuyorlar. Her zaman göstere göstere söylemezler, çünkü hala yolunmayı bekleyen bir kaz var. Adam hiç kaçırır mı?
Bazen olumlu demeçler veriyor gibi gözükseler de, bilin ki o sıralarda önemli bir menfaatleri vardır. Mutlaka bir taviz koparmaya çalışıyorlardır.
Bırakın milleti kandırmayı, AB hayaliyle uyutmayı.
Kendi dosdoğru rotamızda ilerleyelim. Seraplarla hayallerle oyalanmayalım.
Kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken bu hayaller uğruna ne hale geldik.
Artık uyanma zamanı.
Gerçekler kendi özümüzde, kendi kültürümüzde, kendi tarihimizzde.
Çözüm insanları aramızda dolaşıyor.
Uzaktaki serapla uğraşırken elimizdeki bulgurdan olmayalım.
Hayallerini süsleyen ve iştahlarını kabartan Sevr'i tamamen kaldırmadılar. Onu bir hedef olarak hep önlerine koydular. Yıllara varan bir gayretle, hiç vazgeçmeden, renklerini ve de niyetlerini de tam belli etmeden, Türkiye'yi hem içeriden hem de dışarıdan yıpratarak, Sevr'e hazır hale getirme mücadelesine devam ettiler.
Maalesef basiretsiz siyasilerimiz sayesinde bir serap olan AB süreci başladı.
Uzakta bir serap. Bir adım atıyorsunuz, bakıyorsunuz ileride. Bir adım daha atıyorsunuz, o hala uzakta. Siz yakalamaya çalıştıkça o kaçıyor ve uzaklaşıyor. Çünkü o gerçekten bir serap.
Olmayacak duaya "amin" denir mi? 40 yıldan beri bıkmadan usanmadan Türkiye "amin" diyor.
Şanlı Türk tarihinde, ulaşabildiğimiz bütün coğrafyalarda din, dil, ırk ayrımı yapmadan adaletin, namusun, din ve vicdan hürriyetinin bekçiliğini yapmışız ve şemsiyemiz altında bulunan bütün milletler mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamış.
Türk milleti köklü bir medeniyete sahiptir. Bu medeniyeti bir kenara atmışız ve Mehmet Akif'in ifadesiyle Batının "kokuşmuş kültürü"nü benimsemeye çalışmışız.
Halbuki medeniyet ve kültür noktasında biz onlardan fersah fersah ilerideyiz.
Bizim tarihte yaşadıklarımızı, onlar hayal bile edemezler. Çünkü kültür kapasiteleri buna müsait değil.
Türk milleti olarak bizler milli ve manevi değerlerimize ters düşmeyen ve ülke menfaatlerimizin korunduğu her türlü birlikteliğe varız, fakat uyum yasaları adı altında toprağımızı, madenlerimizi, kurumlarımızı elimizde almaya çalışır ve milli değerlerimizle ve inancımızla oynamaya kalkarsanız işte orada "dur" deriz.
Dün dedik, bugün de deriz.
Bakma bu milletin sessiz durduğuna, çoğunun ailesinde bu ülke uğruna canını seve seve vermiş nice şehitler vardır.
Bir şehit torunu asla ülkesini düşmanlarına peşkeş çekmez. Çekenler varsa geçmişini ve soyunu mutlaka araştırmak lazım.
Gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında yapılan anketlerde yerli yabancı insanların çoğu Türkiye'nin AB'ye giremeyeceğini düşünüyorlar.
Zaten AB'nin en yetkili ağızları da bu noktada zaman zaman itiraflarda bulunuyorlar. Her zaman göstere göstere söylemezler, çünkü hala yolunmayı bekleyen bir kaz var. Adam hiç kaçırır mı?
Bazen olumlu demeçler veriyor gibi gözükseler de, bilin ki o sıralarda önemli bir menfaatleri vardır. Mutlaka bir taviz koparmaya çalışıyorlardır.
Bırakın milleti kandırmayı, AB hayaliyle uyutmayı.
Kendi dosdoğru rotamızda ilerleyelim. Seraplarla hayallerle oyalanmayalım.
Kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken bu hayaller uğruna ne hale geldik.
Artık uyanma zamanı.
Gerçekler kendi özümüzde, kendi kültürümüzde, kendi tarihimizzde.
Çözüm insanları aramızda dolaşıyor.
Uzaktaki serapla uğraşırken elimizdeki bulgurdan olmayalım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026




























































































