Bazı çevreler, kimi basın ve yayın organları, misyonerliğin konuşulmasından, "Anadolu'da misyonerler cirit atıyor" tarzı söylemlerden son derece rahatsız oluyorlar.
Misyonerlik: sinsi, bölücü, yıkıcı bir faaliyet, vatanımıza göz dikmiş haçlı dünyasının yol açma, ray döşeme faaliyeti olduğuna göre bu sinsi faaliyete dikkat çekmek vatan sevdalılarını memnun eder, etmelidir diye düşünüyoruz. Direkt ya da dolaylı olarak misyonerliğin içinde olan, sempatizanı olanların da bu dikkat çekmeden rahatsız olmaları gayet doğaldır.
Bazıları yine yalnış anlayacaklar ama, her şey milletin gözü önünde cereyan ettiği için işaret etmekte bir beis görmüyoruz.
Samanyolu Televizyonu, anahaber bülteninde sürekli anons ediyor; "Misyonerlik dosyasını açıyoruz" diye. Ardından gelen cümleler, nasıl bir dosya olacağının ip uçlarını veriyor ama, bekledik ve gördük ki tamamen bu işi hafife alan, örtbas eden, karşı söylemleri bir bardak suda fırtınalar koparmakla suçlayan bir dosya. STV'nin iddiasına göre 1916 yılından 2004 yılına kadar sadece ikibin kişi Müslümanlıktan Hıristiyanlığa dönmüş; onların da büyük bir kısmı, bir iki kuşak öncesinde Hıristiyan olan ailelerin çocukları imiş.
STV nasıl bir araştırma yaptı, sonuca nasıl ulaştı bilemiyoruz ama, şunu biliyoruz: Diyanet Vakıfsen'in bir yıl önceki araştırmasının sonuçları, onbin genç insanımızın din değiştirdiği şeklinde idi.
Elbette, bu milleti, bu ülkeyi candan, yürekten seven insanlar olarak temenni ederiz ki STV'nin rakamları doğru olsun, diğer araştırmacılar yanılmış olsun. Ama, onbin ve daha üzerinde olduğu halde bunu ikibin göstermek, işi hafife almak, örtbas etmektir, misyonerlerin ekmeğine yağ sürmektir.
Rakamlar şöyle ya da böyle ama, STV'nin misyonerlik iddialarından son derece rahatsız olduğu, yaptığı haberden, haberi veriş biçiminden ve haber okuyan kişinin yüz ifadelerinden, ses tonundan apaçık anlaşılıyor. Bir de cümlelerin sonunda "el insaf" demesi yok mu, her şeyi ortaya koyuyordu.
Katoliklerin, Ortodoksların, Protestanların, ne bileyim bunların derneklerinin, misyonerlik iddialarından rahatsız olmalarını anlıyoruz da, STV'nin rahatsız olmasını ve karşı dosya hazırlamasını anlayamıyoruz.
Belki de bir izahı vardır.
Misyonerlik: sinsi, bölücü, yıkıcı bir faaliyet, vatanımıza göz dikmiş haçlı dünyasının yol açma, ray döşeme faaliyeti olduğuna göre bu sinsi faaliyete dikkat çekmek vatan sevdalılarını memnun eder, etmelidir diye düşünüyoruz. Direkt ya da dolaylı olarak misyonerliğin içinde olan, sempatizanı olanların da bu dikkat çekmeden rahatsız olmaları gayet doğaldır.
Bazıları yine yalnış anlayacaklar ama, her şey milletin gözü önünde cereyan ettiği için işaret etmekte bir beis görmüyoruz.
Samanyolu Televizyonu, anahaber bülteninde sürekli anons ediyor; "Misyonerlik dosyasını açıyoruz" diye. Ardından gelen cümleler, nasıl bir dosya olacağının ip uçlarını veriyor ama, bekledik ve gördük ki tamamen bu işi hafife alan, örtbas eden, karşı söylemleri bir bardak suda fırtınalar koparmakla suçlayan bir dosya. STV'nin iddiasına göre 1916 yılından 2004 yılına kadar sadece ikibin kişi Müslümanlıktan Hıristiyanlığa dönmüş; onların da büyük bir kısmı, bir iki kuşak öncesinde Hıristiyan olan ailelerin çocukları imiş.
STV nasıl bir araştırma yaptı, sonuca nasıl ulaştı bilemiyoruz ama, şunu biliyoruz: Diyanet Vakıfsen'in bir yıl önceki araştırmasının sonuçları, onbin genç insanımızın din değiştirdiği şeklinde idi.
Elbette, bu milleti, bu ülkeyi candan, yürekten seven insanlar olarak temenni ederiz ki STV'nin rakamları doğru olsun, diğer araştırmacılar yanılmış olsun. Ama, onbin ve daha üzerinde olduğu halde bunu ikibin göstermek, işi hafife almak, örtbas etmektir, misyonerlerin ekmeğine yağ sürmektir.
Rakamlar şöyle ya da böyle ama, STV'nin misyonerlik iddialarından son derece rahatsız olduğu, yaptığı haberden, haberi veriş biçiminden ve haber okuyan kişinin yüz ifadelerinden, ses tonundan apaçık anlaşılıyor. Bir de cümlelerin sonunda "el insaf" demesi yok mu, her şeyi ortaya koyuyordu.
Katoliklerin, Ortodoksların, Protestanların, ne bileyim bunların derneklerinin, misyonerlik iddialarından rahatsız olmalarını anlıyoruz da, STV'nin rahatsız olmasını ve karşı dosya hazırlamasını anlayamıyoruz.
Belki de bir izahı vardır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025



























































































