Seçenekler arasında görmek de varken, dosdoğru yola girmek te varken, hidayet üzre olanlarla birlikte hidayete ermek te varken, sırf bir inat yüzünden körlüğü tercih edenlerin, duvara tosladıklarında, bir çukura yuvarlandıklarında feryad etme hakları yoktur, etseler bile feryatlarını duyacak bir fert bulunmayacaktır.Ellerine yapıştıkları adamlar, izlerini takip ettikleri kadrolar, yıllar yılı duvarlardan duvarlara çarptılar, çukurlardan yeni ve daha derin çukurlara yuvarladılar, her defasında daha korkunç uçurumlardan attılar fakat kalabalık kitleler ne ellerini onların elinden çekiyor ne de sürdükleri izlerini terk ediyorlar.Maldan yana hesapsız kayıplar yaşadılar, candan yana sayısız acılar yaşadılar, yaşadıkları maddi kayıpların kayıtları tutulsa bile, manevi kayıplar hesaba-kitaba sığmayacak kadar fazla, ama ne yazık ki durup şöyle bir etrafa bakma zahmetine bile katlanmıyorlar.Kelimenin tam anlamıyla inadına körlüğü tercih ediyorlar."Semud'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı." (Fussilet: 17)Körlüğü hidayete tercih etmek? Eğriyi doğruya tercih etmek? Cehaleti bilgiye, cahili bilgine tercih etmek? Elbette ne akıl işidir ne de akıllı işidir.Maşa varken kor ateşi el ile tutmak ne akıl işidir ne de akıllı işidir.İlmin ışığında dosdoğru yürümek varken cehaletin karanlıklarında el yordamı ile yürümek ne akıl işidir ne akıllı işidir."Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve Peygamber'ine iman edin ki size rahmetinden iki pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah bağışlayandır, rahmet edendir." (Hadid: 28)Son elçi, son peygamber, âlemlere rahmet Hz. Muhammed aleyhisselamın evrensel mesajına sımsıkı sarılmak suretiyle elde edilecek iki paydan biri olan "ışığında yürünecek bir nur" varken, haçlı-siyonist dünyasının keşmekeş labirentlerinde, karanlık dehlizlerinde sürünmeyi tercih etmek elbette ve kesinlikle ne akıl işidir ne de akıllı işidir.Israrla ve inatla millet olarak körlüğü tercih ettiğimizden ötürü, çarpıldığımız yıldırımların hesabını bile tutamaz olduk.Cennet vatanın dört köşesinde, her cephesinde varlık içinde yokluk yaşıyoruz, altın küpü üzerinde oturup dilenen insanlardan farksız durumdayız.Can emniyeti, bir zamanlar vardı, mal emniyeti, bir zamanlar vardı, aile masumiyeti ve namus emniyeti bir zamanlar vardı?Yedi iklim dört bucakta şu kur'an ayetinin tecellisni yaşamıyor muyuz:"Allah şöyle bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarından dolayı açlık sıkıntısını ve korkuyu tattırdı." (Nahl: 112)Yıldırım çarpmasına başka örnek mi arıyorsunuz?"Bela-yı ekber oldur ki özünü gaflete salmış." (Alvarlı M. Lütfi)Kitlelerin derin gaflet içinde hem de yıllarca yüzmesinden daha büyük bela olur mu?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025




























































































