Salı günleri siyasetin daha doğru genel başkanların holiganlaştığı günlerdir. Çünkü karşılarında kendi taraftarları vardır ve alkış, üstüne alkış. Haliyle gaza gelmeler.
Bu haftada öyle oldu. Başbakan hiçbir konuda eleştiri kabul etmiyor. Ben yaptım, oldu, mantığında. Sende öyle algılayacaksın; Erdoğan yapmışsa, demişse bir hikmeti vardır, sonu kötü bile olsa!
Çin’den sonra en hızlı büyüyen (!) ekonomiye sahip bir ülkenin başbakanı hiç memurunu enflasyona ezdirir mi? 3+3 diyorsa vardır bir hikmeti.
Sonra 1 Mart (ABD tezkeresinde) olduğu gibi daha fazla verirse Yunanistan oluruz. Erdoğan öyle diyor. İşin hikmeti burası. Yani Yunanistan olmaktansa sen dişini sık kardeşim.
Şimdi AKP’ye oy veren bir memura gidip; Bu zam yeterli mi? Diye sorsan, emin olun Başbakanın mazeretini söyler. Yunanistan mı olalım? Buna da şükür, der. Israr edersen bir iki kıssayla seni de AKP’li eder. Ama kızı nerelerde geziyor, oğlu ne işler çeviriyor haberi yoktur.
Ev kirasının 700, 800 (varoşa yakın semtlerde) olduğu bir dönemde bin 400 veya bin 600 TL memur maaşı ile ev geçindir. Korkma Erdoğan seni ezdirmez!
Sonra Erdoğan şu süt bozulmasına bayağı bozuldu. Yazarı, çizeri, muhalefeti topa tuttu; Süt üzerinden nasıl siyaset yaparsınız, diye. Ama çocuğun biri tahtaya yazmıştı; Tayyip Amca! Sütün (dağıttığın) bozuk çıktı, diye. Artık gerisi size kalmış.
Seviye düşüklüğü de kendini iyice beli etmeye başladı. Başkan olursun ama lider olamazsın. Mücahit diye geldin, müteahhit oldun. Hele dini söylemlerle halkı etkileyen bir Başbakana “firavun” deniliyorsa bunun üzerinde iyi düşünülmesi lazımdır.
Sonra Suriye konusunda Esad’çı olmakla itham ediyor Erdoğan, muhalefeti. Daha 15 ay önce sen Esad’çı değil miydin? O Esad aynı Esad. Ya Erdoğan! Hangisi yalan?
CHP, MHP başkanlık sisteminden dert yanıyorlar. Hatta CHP Genel Başkanı Erdoğan’ın 19 yıl önce başkanlık sistemine karşı olduğunu anlatıyor. Ama iki Erdoğan arasındaki gömlek farkını göremiyor. Hadi gömleği, sarığı, sakalı geçtik; Madem bu yeni anayasa ülkeyi bölünmeye götürecek, ne işiniz var bu komisyonlarda. Bırakın AKP kendi çalsın, kendi oynasın demokrasi adına. Niye ortak oluyorsunuz? Nasıl olsa kavgayla, dayakla demokrasiyi işletecekler ve dedikleri olacak…
Olimpiyatlar geldi
Birçok binada, onlarca metre karelik afişler dikkatinizi çekmiştir; Şu tarihlerde… Türkçe Olimpiyatları…
Bir anımı anlattıktan sonra konuya geçelim; Geçen yıl aynı konu üzerine, toplu paylaşım sitelerinde bir soru sormuştum; Olimpiyat, Türkçe bir kelime mi? Türkçede olimpiyat kelimesini, anlamını karşılayacak bir kelime yok mu? Diye. İHL ve ilahiyat mezunu birçok eski arkadaştan tepki aldım; Hani biz, hizmet ehli (!) diye vasıflandıranların amaç ve emellerini anlatmaya çalışıyoruz ya, o düşüncelerimiz göze batmış olacak ki, verilen cevaplar; Şimdi de buna mı taktınız, diye. Açıklama istiyorum. Ses yok… Evet, olimpiyat kelimesine taktım… İtirazı olan… Neden mi?
Hizmet ehli olarak kamufle edilen zihniyetin, orta Asya ve birçok yerdeki okullarında eğitim dilinin İngilizce olduğunu biliyor muydunuz?
Artı bu okullarda din eğitiminin diyalog üzere olduğunu, yani dinler bahçesi kurulduğunu, dinlerin birleştirildiğini vs. biliyor muydunuz?
Daha geçenlerde ABD’nin bir haber kanalı bu zihniyetin hedeflerini, kendi ağızlarından yayınladı, bilmiyor musunuz? Bu zihniyetteki insanların derdi Türkçe olabilir mi?
TBMM’ de bile Türkçenin tartışıldığı bir ortamda, Türkçe konuşma yarışmalarının (olimpiyatın karşılığı) yapılmasının amacı ne olabilir?
Bu yarışmaları düzenleyenler gerçekten Türkçeyi dünya gündemine taşıyıp, dünya dili yapma gayretindeler mi? O zaman okullarında binlerce çocuğa neden İngilizce öğretiyorlar?
Sonra Türk Cumhuriyetlerinden bazıları bu okulları neden kapatıyor? Bu okullarda CIA ajanlarının varlığı iddia ediliyor. Ne kadar doğru?
Yine bazı Türk Cumhuriyetleri malum hareketin yayın kanallarını bile kapatıyor. Bu Türk Cumhuriyetleri Türkçeyi bu kadar önemseyen (!) hatta bu alanda yarışma yapan bir harekete bunları neden reva görüyorlar? Yoksa birileri gerçek yüzünü, öz değerlerimizi kullanarak kapatıyor mu?
Son olarak yine soralım; Olimpiyat, Türkçe bir kelime mi?
Bu haftada öyle oldu. Başbakan hiçbir konuda eleştiri kabul etmiyor. Ben yaptım, oldu, mantığında. Sende öyle algılayacaksın; Erdoğan yapmışsa, demişse bir hikmeti vardır, sonu kötü bile olsa!
Çin’den sonra en hızlı büyüyen (!) ekonomiye sahip bir ülkenin başbakanı hiç memurunu enflasyona ezdirir mi? 3+3 diyorsa vardır bir hikmeti.
Sonra 1 Mart (ABD tezkeresinde) olduğu gibi daha fazla verirse Yunanistan oluruz. Erdoğan öyle diyor. İşin hikmeti burası. Yani Yunanistan olmaktansa sen dişini sık kardeşim.
Şimdi AKP’ye oy veren bir memura gidip; Bu zam yeterli mi? Diye sorsan, emin olun Başbakanın mazeretini söyler. Yunanistan mı olalım? Buna da şükür, der. Israr edersen bir iki kıssayla seni de AKP’li eder. Ama kızı nerelerde geziyor, oğlu ne işler çeviriyor haberi yoktur.
Ev kirasının 700, 800 (varoşa yakın semtlerde) olduğu bir dönemde bin 400 veya bin 600 TL memur maaşı ile ev geçindir. Korkma Erdoğan seni ezdirmez!
Sonra Erdoğan şu süt bozulmasına bayağı bozuldu. Yazarı, çizeri, muhalefeti topa tuttu; Süt üzerinden nasıl siyaset yaparsınız, diye. Ama çocuğun biri tahtaya yazmıştı; Tayyip Amca! Sütün (dağıttığın) bozuk çıktı, diye. Artık gerisi size kalmış.
Seviye düşüklüğü de kendini iyice beli etmeye başladı. Başkan olursun ama lider olamazsın. Mücahit diye geldin, müteahhit oldun. Hele dini söylemlerle halkı etkileyen bir Başbakana “firavun” deniliyorsa bunun üzerinde iyi düşünülmesi lazımdır.
Sonra Suriye konusunda Esad’çı olmakla itham ediyor Erdoğan, muhalefeti. Daha 15 ay önce sen Esad’çı değil miydin? O Esad aynı Esad. Ya Erdoğan! Hangisi yalan?
CHP, MHP başkanlık sisteminden dert yanıyorlar. Hatta CHP Genel Başkanı Erdoğan’ın 19 yıl önce başkanlık sistemine karşı olduğunu anlatıyor. Ama iki Erdoğan arasındaki gömlek farkını göremiyor. Hadi gömleği, sarığı, sakalı geçtik; Madem bu yeni anayasa ülkeyi bölünmeye götürecek, ne işiniz var bu komisyonlarda. Bırakın AKP kendi çalsın, kendi oynasın demokrasi adına. Niye ortak oluyorsunuz? Nasıl olsa kavgayla, dayakla demokrasiyi işletecekler ve dedikleri olacak…
Olimpiyatlar geldi
Birçok binada, onlarca metre karelik afişler dikkatinizi çekmiştir; Şu tarihlerde… Türkçe Olimpiyatları…
Bir anımı anlattıktan sonra konuya geçelim; Geçen yıl aynı konu üzerine, toplu paylaşım sitelerinde bir soru sormuştum; Olimpiyat, Türkçe bir kelime mi? Türkçede olimpiyat kelimesini, anlamını karşılayacak bir kelime yok mu? Diye. İHL ve ilahiyat mezunu birçok eski arkadaştan tepki aldım; Hani biz, hizmet ehli (!) diye vasıflandıranların amaç ve emellerini anlatmaya çalışıyoruz ya, o düşüncelerimiz göze batmış olacak ki, verilen cevaplar; Şimdi de buna mı taktınız, diye. Açıklama istiyorum. Ses yok… Evet, olimpiyat kelimesine taktım… İtirazı olan… Neden mi?
Hizmet ehli olarak kamufle edilen zihniyetin, orta Asya ve birçok yerdeki okullarında eğitim dilinin İngilizce olduğunu biliyor muydunuz?
Artı bu okullarda din eğitiminin diyalog üzere olduğunu, yani dinler bahçesi kurulduğunu, dinlerin birleştirildiğini vs. biliyor muydunuz?
Daha geçenlerde ABD’nin bir haber kanalı bu zihniyetin hedeflerini, kendi ağızlarından yayınladı, bilmiyor musunuz? Bu zihniyetteki insanların derdi Türkçe olabilir mi?
TBMM’ de bile Türkçenin tartışıldığı bir ortamda, Türkçe konuşma yarışmalarının (olimpiyatın karşılığı) yapılmasının amacı ne olabilir?
Bu yarışmaları düzenleyenler gerçekten Türkçeyi dünya gündemine taşıyıp, dünya dili yapma gayretindeler mi? O zaman okullarında binlerce çocuğa neden İngilizce öğretiyorlar?
Sonra Türk Cumhuriyetlerinden bazıları bu okulları neden kapatıyor? Bu okullarda CIA ajanlarının varlığı iddia ediliyor. Ne kadar doğru?
Yine bazı Türk Cumhuriyetleri malum hareketin yayın kanallarını bile kapatıyor. Bu Türk Cumhuriyetleri Türkçeyi bu kadar önemseyen (!) hatta bu alanda yarışma yapan bir harekete bunları neden reva görüyorlar? Yoksa birileri gerçek yüzünü, öz değerlerimizi kullanarak kapatıyor mu?
Son olarak yine soralım; Olimpiyat, Türkçe bir kelime mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025




























































































