‘Kalbiniz, yaptığınız işlere ağlıyor’
Hz. İsa (a.s.) buyurdu ki: “Sözüm hakkı için, kalpleriniz, yaptığınız işler için ağlıyor. Dünya dilinizin altında. Yapmanız gereken işleri de ayakaltında tutmaktasınız. Sözüm hakkı için, ahiretinizi berbat ettiniz”
02.09.2023 21:00:00
Hakan Akkuş
Hakan Akkuş





İmam Gazali Hazretleri şöyle buyuruyor:
Şüphesiz insan cömertliği, Allah'ın sevdiği ve övdüğü bir huy bilmeli ve Allah'ın cimriliği sevmediğini, buna dair bir fikir geldiği zaman, şeytan tarafından geldiğini anlamalı. Çünkü Allah Teâlâ şeytanın iğvasını, kandırmasını, kötü vaadini bize haber verir: "Şeytan, size fakirlik vaad eder ve kötülüğe dair emir verir." (Bakara, 268).
Burada anlattığımız şeyleri, cimrilikten kurtulmak için ilâç kabul eder, özünde tatbik edersen, fayda bulacağın ümit edilir.
Zenginliği kötülemek, fakirliği övmek bahsine gelince.
Konuyu, İsâ (a.s.) tarafından söylenen bir hitabe ile açalım...
Şöyle buyuruyor: "Ey kötü bilginler! İnsanlar, emrinize uyarak oruç tutar, namaz kılar ve sadaka verir. Size gelince; emrettiğiniz şeyi yapmaz ve bilginiz dışındaki şeylere dair ders verirsiniz.
Verdiğiniz hüküm ne kadar kötü. Sözde tövbe eder, boş arzulara uyarak işler yaparsınız. Gerçekten kalbiniz kirli-paslı olduğu halde, dışınızın temizliği, cildinizin parlak oluşu size ne fayda sağlar ki?
Size sözüm: Elek gibi olmayınız. Ondan ince, pak un elenir gider, kendine kepeği kalır. Siz bu halinizle ona benzemektesiniz. Ağzınızdan hikmeti çıkarırsanız, kalbinizde ise haset, kin cinsinden şeyler kalır.
Ey dünya kulu! Dünyalık şehveti bitmeyen ve ondan rağbeti kesilmeyen kimse, ahiretin iyiliğine nasıl kavuşur?
Sözüm hakkı için, kalpleriniz, yaptığınız işler için ağlıyor. Dünya dilinizin altında. Yapmanız gereken işleri de ayakaltında tutmaktasınız.
Sözüm hakkı için, ahiretinizi berbat ettiniz. Dünyayı iyi geçirmek sizin için, ahiretin iyi olmasından daha sevimli. Ah, bir halinizi anlayabilseniz, sizden daha ziyanlı, insanların hangisi olabilir.
Gece yolcuları için yolları, daha ne zamana kadar ayıklayacak ve siz şaşkın kimseler makamında kalacaksınız. Sanki siz, dünya ehlini, dünyalıklarını size bırakmaya davet etmektesiniz. Hele bekleyin, bekleyin; neticeyi göreceksiniz.
Düşünün, damında bulunan bir lamba, karanlık eve ne fayda sağlar? Bu halde onun içi hep karanlık kalacaktır. Bunun gibi, ilim nuru ağzınızda olur, içinizi ona alıştıramadığınız için vahşet duyar, atıl batıl durursa, o ilmin ne faydasını görebilirsiniz?
Ey dünyanın köleleri! Sizin bu haliniz, ittika sahibi kulların haline benzemediği gibi, kerem sahibi - nefsin elinden kurtulmuş- hür kulların haline de benzemez.
Korkulur ki, yakında dünya tutunduğunuz dallardan sizi koparır, yüz üstü serer. Ve burnunuz yere sürtülür. Hatalarınız alnınıza yazılır, peşinizden gelene teslim eder. O da sizi alır; zavallı, kimsesiz, perişan bir halde o hesap gününün sahibi sultana çıkarır. Yaptığınız kötü işlerin cezasını görürsünüz."
Gerek Hz. İsâ'nın yukarıda zikri geçen sözleri, gerekse daha önce anlattığımız ve şimdi anlatacağımız şeyler, sabırla devam eden bir fakirlik halinin, mağrur zenginlikten daha değerli olduğunu sana anlatacaktır. Aksini iddiaya kalkışan, Peygamberimizi diğer peygamberleri ve geçmişte gelen büyük salih zatları yalancılıkla itham etmiş olur. Böyle bir şeyi yapmaktan Allah'a sığınırız.
(El-Mürşidü'l-Emm ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)
Şüphesiz insan cömertliği, Allah'ın sevdiği ve övdüğü bir huy bilmeli ve Allah'ın cimriliği sevmediğini, buna dair bir fikir geldiği zaman, şeytan tarafından geldiğini anlamalı. Çünkü Allah Teâlâ şeytanın iğvasını, kandırmasını, kötü vaadini bize haber verir: "Şeytan, size fakirlik vaad eder ve kötülüğe dair emir verir." (Bakara, 268).
Burada anlattığımız şeyleri, cimrilikten kurtulmak için ilâç kabul eder, özünde tatbik edersen, fayda bulacağın ümit edilir.
Zenginliği kötülemek, fakirliği övmek bahsine gelince.
Konuyu, İsâ (a.s.) tarafından söylenen bir hitabe ile açalım...
Şöyle buyuruyor: "Ey kötü bilginler! İnsanlar, emrinize uyarak oruç tutar, namaz kılar ve sadaka verir. Size gelince; emrettiğiniz şeyi yapmaz ve bilginiz dışındaki şeylere dair ders verirsiniz.
Verdiğiniz hüküm ne kadar kötü. Sözde tövbe eder, boş arzulara uyarak işler yaparsınız. Gerçekten kalbiniz kirli-paslı olduğu halde, dışınızın temizliği, cildinizin parlak oluşu size ne fayda sağlar ki?
Size sözüm: Elek gibi olmayınız. Ondan ince, pak un elenir gider, kendine kepeği kalır. Siz bu halinizle ona benzemektesiniz. Ağzınızdan hikmeti çıkarırsanız, kalbinizde ise haset, kin cinsinden şeyler kalır.
Ey dünya kulu! Dünyalık şehveti bitmeyen ve ondan rağbeti kesilmeyen kimse, ahiretin iyiliğine nasıl kavuşur?
Sözüm hakkı için, kalpleriniz, yaptığınız işler için ağlıyor. Dünya dilinizin altında. Yapmanız gereken işleri de ayakaltında tutmaktasınız.
Sözüm hakkı için, ahiretinizi berbat ettiniz. Dünyayı iyi geçirmek sizin için, ahiretin iyi olmasından daha sevimli. Ah, bir halinizi anlayabilseniz, sizden daha ziyanlı, insanların hangisi olabilir.
Gece yolcuları için yolları, daha ne zamana kadar ayıklayacak ve siz şaşkın kimseler makamında kalacaksınız. Sanki siz, dünya ehlini, dünyalıklarını size bırakmaya davet etmektesiniz. Hele bekleyin, bekleyin; neticeyi göreceksiniz.
Düşünün, damında bulunan bir lamba, karanlık eve ne fayda sağlar? Bu halde onun içi hep karanlık kalacaktır. Bunun gibi, ilim nuru ağzınızda olur, içinizi ona alıştıramadığınız için vahşet duyar, atıl batıl durursa, o ilmin ne faydasını görebilirsiniz?
Ey dünyanın köleleri! Sizin bu haliniz, ittika sahibi kulların haline benzemediği gibi, kerem sahibi - nefsin elinden kurtulmuş- hür kulların haline de benzemez.
Korkulur ki, yakında dünya tutunduğunuz dallardan sizi koparır, yüz üstü serer. Ve burnunuz yere sürtülür. Hatalarınız alnınıza yazılır, peşinizden gelene teslim eder. O da sizi alır; zavallı, kimsesiz, perişan bir halde o hesap gününün sahibi sultana çıkarır. Yaptığınız kötü işlerin cezasını görürsünüz."
Gerek Hz. İsâ'nın yukarıda zikri geçen sözleri, gerekse daha önce anlattığımız ve şimdi anlatacağımız şeyler, sabırla devam eden bir fakirlik halinin, mağrur zenginlikten daha değerli olduğunu sana anlatacaktır. Aksini iddiaya kalkışan, Peygamberimizi diğer peygamberleri ve geçmişte gelen büyük salih zatları yalancılıkla itham etmiş olur. Böyle bir şeyi yapmaktan Allah'a sığınırız.
(El-Mürşidü'l-Emm ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.



























































































