Bu yazıyı kaleme aldığım gün 8 Mart Dünya Kadınlar günüydü. Eli öpülesi ve cennetin ayaklarının altına serildiği analarımıza, bacılarımıza böyle bir gün tahsis etme fikri nereden gelirse gelsin takdire şayandır. Böyle bir gün, en azından kadın haklarında gelinen noktanın tespitine, yapılan yanlışların düzeltilmesine ve kadınların yoğunlukla hatırlanmasına vesile olabileceği için faydalıdır.
Sabahtan akşama kadar hemen bütün medyada, siyasilerin gündeminde, 8 Mart Dünya Kadınlar günü olarak işlendi ve bu konuda çeşitli toplantılar tertiplendi. Toplantılar genel olarak kadına şiddete hayır şekline dönüştü…
Gösteri ve protestolarda, yapılan konuşmalarda bazen kantarın topu kaçamadı değil ama ne yapalım, her şeyde olduğu gibi bunda da ölçü sapmaları olması doğal…
8 Mart dünya kadınlar gününün fikir babası olan ne batılılar, ne de diğerleri gerçek kadın haklarını ve kadını anlamaktan çok uzak tavırlar sergiliyorlar.
Kadına hak verelim derken kadını neredeyse her konuda Pazar yaptılar. Ya kadının kendini pazarladılar ya da kadının cinselliğini ön plana çıkartıp Ona, onuruna ters düşen şeyleri pazarlattılar; ona uygun olmayan işleri yaptırttılar. Velhasıl kadını olması gereken yerde değil de kendi istedikleri gibi anladılar, anlattılar ve maalesef kadınlar bile bu tür tuzaklara düştüler.
Dünyada kadına ve kadın haklarına bakış noktasında yanlış anlayışlar hâkimdir. Bu durumu, “İslam’da Kadın Hakları” adlı eserinde Prof. Dr. Haydar Baş sayfa 16 da açık bir vaziyette dile getirmiştir. “Tarihte ve batı kültüründe kadının bir günah kaynağı, bir reklâm vasıtası veya kendisinden istifade edilen bir meta olmasına ve de zor işlere koşulmasının bir hak ve nikâhın kadın için bir esaret olduğu” şeklinde algılanmıştır.
Hayatın ve insanın olduğu her sahada ve konumda gerçek ölçüyü koyan İslam medeniyeti olmuştur. Böylece kadına hakkını en kâmil manada İslam tanımıştır.
Adı geçen eserinde Prof. Dr. Haydar Baş bunu şöyle dile getirmiştir:
“İslam medeniyetinde kadının her türlü hakkı garanti altına alınmış, onore edilmiş, kendisine hürmet duyulan bir ana ve bir nevi evinin kraliçesi olmuştur. İslam medeniyetinde kadın, hayatı, canı, malı, namusu teminat altına alınarak korunmuş ve Allah’ın bir emaneti olarak vasf edilmiştir. Bu vasfı ile kadın toplumun temeli, kâmil ve vasıflı insan yetiştiren muallimesi, eli öpülecek ve “ayağının altında cennet olan” yüce bir varlıktır. Öz ifadesiyle “kadın, anadır” Anaya verilen kıymet ve gösterilen hürmet, esasen kadına verilen değerin yansımasıdır.”
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet projesinde de kadına gereken önemi vermiş, seçim vaatleri arasına noter tasdikli olarak hanımlara maaş verileceği sözünü vermiştir. Projede kadınlar, evlerinde kendi çoluk çocuğunun bakımını üslendikleri için işçi statüsüne kavuşturulup ev hanımı maaşı verileceği belirtilmiştir.
Kadınlar, insan haklarından doya doya istifade edebilecekleri, kadın olmanın onurunu yaşayabilecekleri ve rahat edecekleri günlere Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet projelerinin uygulanacağı Bağımız Türkiye Partisi iktidarında kavuşacaklardır.
Sabahtan akşama kadar hemen bütün medyada, siyasilerin gündeminde, 8 Mart Dünya Kadınlar günü olarak işlendi ve bu konuda çeşitli toplantılar tertiplendi. Toplantılar genel olarak kadına şiddete hayır şekline dönüştü…
Gösteri ve protestolarda, yapılan konuşmalarda bazen kantarın topu kaçamadı değil ama ne yapalım, her şeyde olduğu gibi bunda da ölçü sapmaları olması doğal…
8 Mart dünya kadınlar gününün fikir babası olan ne batılılar, ne de diğerleri gerçek kadın haklarını ve kadını anlamaktan çok uzak tavırlar sergiliyorlar.
Kadına hak verelim derken kadını neredeyse her konuda Pazar yaptılar. Ya kadının kendini pazarladılar ya da kadının cinselliğini ön plana çıkartıp Ona, onuruna ters düşen şeyleri pazarlattılar; ona uygun olmayan işleri yaptırttılar. Velhasıl kadını olması gereken yerde değil de kendi istedikleri gibi anladılar, anlattılar ve maalesef kadınlar bile bu tür tuzaklara düştüler.
Dünyada kadına ve kadın haklarına bakış noktasında yanlış anlayışlar hâkimdir. Bu durumu, “İslam’da Kadın Hakları” adlı eserinde Prof. Dr. Haydar Baş sayfa 16 da açık bir vaziyette dile getirmiştir. “Tarihte ve batı kültüründe kadının bir günah kaynağı, bir reklâm vasıtası veya kendisinden istifade edilen bir meta olmasına ve de zor işlere koşulmasının bir hak ve nikâhın kadın için bir esaret olduğu” şeklinde algılanmıştır.
Hayatın ve insanın olduğu her sahada ve konumda gerçek ölçüyü koyan İslam medeniyeti olmuştur. Böylece kadına hakkını en kâmil manada İslam tanımıştır.
Adı geçen eserinde Prof. Dr. Haydar Baş bunu şöyle dile getirmiştir:
“İslam medeniyetinde kadının her türlü hakkı garanti altına alınmış, onore edilmiş, kendisine hürmet duyulan bir ana ve bir nevi evinin kraliçesi olmuştur. İslam medeniyetinde kadın, hayatı, canı, malı, namusu teminat altına alınarak korunmuş ve Allah’ın bir emaneti olarak vasf edilmiştir. Bu vasfı ile kadın toplumun temeli, kâmil ve vasıflı insan yetiştiren muallimesi, eli öpülecek ve “ayağının altında cennet olan” yüce bir varlıktır. Öz ifadesiyle “kadın, anadır” Anaya verilen kıymet ve gösterilen hürmet, esasen kadına verilen değerin yansımasıdır.”
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet projesinde de kadına gereken önemi vermiş, seçim vaatleri arasına noter tasdikli olarak hanımlara maaş verileceği sözünü vermiştir. Projede kadınlar, evlerinde kendi çoluk çocuğunun bakımını üslendikleri için işçi statüsüne kavuşturulup ev hanımı maaşı verileceği belirtilmiştir.
Kadınlar, insan haklarından doya doya istifade edebilecekleri, kadın olmanın onurunu yaşayabilecekleri ve rahat edecekleri günlere Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet projelerinin uygulanacağı Bağımız Türkiye Partisi iktidarında kavuşacaklardır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Umre nasihatleri -3- / 15.01.2026
- Umre nasihatleri -2- / 14.01.2026
- Umre nasihatleri -1- / 13.01.2026
- Kibirden tevazua: İnsan olmanın imtihanı / 12.01.2026
- Rahman ve Rahim olan Allah / 11.01.2026
- Asıl gündem: Açlık ve yoksulluk / 10.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -3- / 09.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -2- / 08.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -1- / 07.01.2026
- Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -8- / 06.01.2026
- Umre nasihatleri -2- / 14.01.2026
- Umre nasihatleri -1- / 13.01.2026
- Kibirden tevazua: İnsan olmanın imtihanı / 12.01.2026
- Rahman ve Rahim olan Allah / 11.01.2026
- Asıl gündem: Açlık ve yoksulluk / 10.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -3- / 09.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -2- / 08.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -1- / 07.01.2026
- Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -8- / 06.01.2026




























































































