Hiçbir bilgisi olmayan bir kişi 22 yılda deneme yanılma yöntemi ile yanlışı, doğrudan ayırt edebilir. Erdoğan ve partisi ve de küçük ortakları neden yanlışta ısrar ediyor?
Sayın Erdoğan ve kurduğu hükümetler ne yapmaya çalışıyor? Nereye koşuyor? Bırakın iç güçleri, dış güçleri bir insan, kendi ile kendi vaatleri ile kendi icraatları ile bu kadar ters düşer mi? Bu nasıl bir siyaset mantığı?
22 yılda üstelik bu kadar yaşanmışlık varken bir hükümet dost-düşman ayırımı yapamaz mı?
Coğrafyamız ateş topu olmuş, dünya savaşın eşiğinde, bunu bizzat da itiraf ediyorlar. Ama hala bir duruş ortaya koyamıyorlar! Kim dost, kim düşman tarifi yapamıyorlar.
Rusya, ABD ve AB'nin kadim düşmanı. Sayın Erdoğan, Rus yetkililer ile konuşurken, 'Biz BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü'ne üye olmak istiyoruz' diyor.
Aynı Erdoğan, NATO liderler zirvesine katılıyor ve Rusya'nın, Çin'in tehdit olduğunu yazan belgeye imza atıyor.
Erdoğan, 'Filistin davasının sahibi biziz' diyor. İsrail'i soykırımcı, Netenyahu'yu katil ilan ediyor.
Ama aynı Erdoğan, 'hayır, soykırımcılar bu toplantıya katılamaz' yaptırım yetkisi olmasına rağmen İsrail'in NATO toplantısına gönderdiği temsilciye ses çıkarmıyor.
NATO toplantılarında ABD Başkanı ve diğer liderlerle gülücükler saçan Erdoğan, ABD parlamentosunda Netenyahu'nun ayakta alkışlanmasına ateş püskürüyor. Nerede? Türkiye'de.
'Kadim dost, müttefik, stratejik ortak' dedikleri ABD, Dedeağaç'a askeri yığınak yaptı. Ege'deki üs sayısını çoğalttı. Rum Kesimini silaha boğdu. Suriye'deki PKK-YPG militanlarına küçük bir devlet ordusunun imkanlarını sağladı. En son hava savunma sistemleri bile verdi.
Bir tek ciddi adım bile atamadı. Türkiye'nin bekası ve İsrail vahşetinin bitmesi için Esad'ın elini sıkmaktan başka çare olmadığını 'ev zencileri' bile ikrar ederken Sayın Erdoğan hala ikrar edemedi.
Akdeniz
Bir ara Sayın Erdoğan ve Devlet Bahçeli yüksek sesle Yunanistan'ı tehdit ediyorlardı. Medyada her gün Akdeniz'de deniz ve havada Yunanistan ile burun buruna geldiğimiz haberleri yapılıyordu. Peş peşe navtexler ilan ediyordu.
Neden? Akdeniz'de trilyonlarca metreküp doğalgaz rezervleri tespit edilmiş ve bu rezervlere Yunanistan, İsrail ve Mısır tarafından talan edilmesine göz yummayacaklardı.
Sondaj gemileri alındı, sondaj gemileri yapıldı ve bölgeye gönderildi. Deniz Kuvvetlerimizin gözetiminde sondajlar başladı. Erdoğan ve kurmayları her gün müjdeler veriyor, destansı cümleler kuruyordu.
Biz, Akdeniz'den doğalgaz beklerken Sayın hükümetimiz, Karadeniz'den doğalgaz müjdesi verdi. Sessizce sondaj gemileri Karadeniz'e kaydırıldı. En son Abdülhamit adlı sondaj gemisi de Akdeniz'den alındı.
Neden? Dün ne diyordunuz bugün ne yapıyorsunuz? Kim, istediği için Akdeniz'i terk ettiniz?
İçerden bir örnek vereyim
Geçen yıl tarım ülkesi olan ülkemizde Ayçiçek yağı sıkıntısı yaşandı. Tepkiler o biçimdi. İktidar hiç bozuntuya vermedi ve gitti savaş halindeki Ukrayna'dan Ayçiçek yağı siparişi verdi.
Yandaş medya yağ taşıyan gemileri canlı yayınlarla insanımıza izletti. Boğazdan geçişlerini zafer olarak gösterdi.
Bu ülkede Artvin'den Edirne'ye, Şirnak'tan Muğla'ya her yerde ayçiçeği yetişiyor. Dedik ki, bu tablodan iktidar ders almıştır ve çiftçilerimizi destekleyerek böylesi utanç verici bir tablo ile bir daha karşılaşmayız.
Yok, ders filan alan yok.
Tarım Bakanlığı gümrükleri düşürerek 100 bin ton ayçiçeği tohumu ve 250 bin tok Ayçiçek yağı alacağını açıkladı.
Bir de şerh koydu: "Tarım ve Orman Bakanlığımız ve ilgili sektör kuruluşları ile istişare yapılarak, çiftçilerimiz, üreticilerimiz ve tüketicilerimizin ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek, geçici tedbir niteliğinde…"
Bu kadar aleni olarak dalga geçilmek düşünen insanlara zor geliyor.
'İlgili sektör kuruluşları' diyorlar ya! İşin bir diğer püf noktası da orası.
Uluslararası sularda bu bahsedilen sektördeki kişilerin yağ, peynir, kağıt, et vs. yüklü gemileri hazırda bekliyor.
Bir gece ansızın kararname imzalanıyor ve o bildik yandaşların gemileri karasularımıza giriyor.
BTP Lideri Hüseyin Baş geçen yıl muhalif kanallarında birine konul olmuştu. Sayın Baş'ın, '20 yıldır yaptıkları tek bir doğru bile yok' sözlerine iktidara muhalefetiyle meşhur sunucu hanımefendi şaşırarak, 'gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz' sorusunu sormuştu.
Sayın Baş'ın gömleği ilk atılan yanlış düğme örneği konuyu özetlemişti.
22 yıl oldu. Bir icraat gösterin ki, şaibeli olmasın, altından dumanlar çıkmasın. Devlet ve milletimizin ve de bekamızın lehine olsun.
Buyurun! Bir örnek gösterin!
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026























































































