Dağları yaran bu afet milletimizi kenetleştirirken siyaseti paramparça etti. İktidar 20 yıldır yapılmayanları göstermeme gayretinde. Neden yapmadınız, diye soranları ise susturma.
Kim ne dersen desin, ne kadar tehdit ederse etsin, ortada bir yönetim sorunu vardır.
Bırakın afeti yönetmeyi, iktidar partisi kendi içinde bile organize olamamıştır. Aynı konuda yaptıkları açıklamalar bile çelişkili hatta karşıttır. İşte örnekler!
Pazartesi günü bu afeti yaşadık. Çarşamba günü Süleyman Soylu: 'Yağma haberleri 1-2 münferit küçük olay. Böyle bir şey yok. Büyütülüyor'.
Perşembe günü R. T. Erdoğan: 'Maalesef yağma oluyor. Ohal ile müdahale edeceğiz'.
Aynı Perşembe günü Süleyman Soylu: 'Yağma ihbarlarının % 99.9'u asılsız. Güvensizlik algısı oluşturuluyor'.
Aynı Perşembe günü CB yardımcısı Fuat Oktay: 'Bölgede yağma yok, bunu söyleyenler haindir'.
Cuma AK Parti Sözcüsü Çelik: 'Yağma olayları karşısında son derece acımasız olacağız'.
Pazar günü Süleyman Soylu: 'Yaşadığımız tek güvenlik sorunu yağmacılık değil, yalancılıktır' dedi.
Aynı başlıkta 180 derece açının adı ne olabilir?
Devletimiz aciz değildir
Tarih 24 Ocak 2020. Bakan Süleyman Soylu diyor ki; "Türkiye'nin deprem konusundaki yeterliliğini tartışmaya açmak, bu saatte yapılabilecek insanlık dışı bir davranıştır."
Yaşadığımız afetin 3'cü günü R.T Erdoğan ise 'İlk gün bazı sıkıntılar yaşandı ama ikinci gün ve bugün duruma hakimiyet tesis edildi' diyor.
'Bazı sıkıntı' olarak tabir edilen gerçekler nelerdir? AKP tipi Cumhurbaşkanlığı sistemi ile bürokrasiyi kaldıracağız, demiştiler.
Afette bile bürokrasiye takıldığımız artık inkar edilemez bir gerçek. 500 profesyonel kurtarma ekibi Zonguldak'tan bölgeye gitmek için hazır bekliyor. AFAD, 85 kişi talep ediyor. Tamamı 3'cü günde bölgeye gidebiliyor.
Bu devletin acziyeti değildir. Yöneticilerin acziyetidir.
Afetin üzerinden 12 saat geçti. 'Mehmetçiğimiz neden sahaya indirilmedi' diye sorduk.
Aman Allah'ım! Bu soruyu soranlara ne cümleler kurdular.
Depremin 9'cu gününde bir akademisyenden dinledim. Şöyle diyordu: "Deprem 04.17'de oldu, AFAD saat 05.00'te ön raporu bakana teslim etti.
Bu raporda depremin büyüklüğü, nereleri ve kaç kişiyi etkileyeceği belirlenmişti. Saat 06.00'da ordu harekete geçirilseydi, 08.00'de her enkaz başında askerler bulunabilirdi."
Hadi saat 8'de değil de 12, 14 asker sahada olsun. Ama olmadı. Asker sahaya inmek için yine bürokrasiye takılmıştı.
Hatay
Hatay Havalimanındaki yıkımı (molozları) ABB kaldırdı.
Önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 'Siz kimsiniz' diye çıkıştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu hazmedemedi.
Binali Yıldırım, 'Ben burada CHP veya CHP'ye ait bir belediyenin ekiplerini, araçlarını, çalışanlarını görmedim' dedi.
Soruyorum: Ankara Büyükşehir Belediyesi bu devletin bir kurumu değil mi? Diyelim ki, Bay Kemal siyasi şov yapıyor. Eğer bir insanın canı kurtulacaksa, bırakın yapsın. Ne kaybedersiniz?
Bakın! 160, 170, 180, 190, 200, 210 saat sonra kurtarıldı, haberlerinin % 90'nı Hatay'dan geldi. Neden?
'Üç saatte Şam'a gireriz' derken, yapılan alkışlar hoşunuza gidiyordu.
'Üç gündür Hatay'a neden gidemediniz' sorusuna, neden kızıyorsunuz?
Bizim için devletin acziyeti söz konusu bile olamaz. Ama devleti yönetenlerin acziyedir ortadadır ve tescil edilmiştir.
Bahçeli'den ses alındı
Avrupa ülkelerindeki kardeşlerimiz koştu. 80 ülke yardıma geldi. Yakutistan'dan bile bize, el vermek için insanlar geldi.
Bir kişi yoktu. Herkes Sayın Bahçeli nerede, diye sormaya başladı.
Ben de çok merak ettim. Ahmet Yesevi-Hacı Bektaşi Veli-Atatürk çizgisinde bir milliyetçi, ülkücü, alperen, mücahit özetle 'insan' olarak Sayın Bahçeli, herhalde 20 yılın muhasebesini yapıyor, söylenenlerle yapılanları karşılaştırıyor ve büyük ihtimal ile ortalık biraz durulunca 'artık sizinle yürümemize imkan yok' diyecek diye saf, saf düşünüyordum.
Ve depremin 9'cu gününde Devlet Bahçeli'den ses geldi. Sayın Erdoğan bölgede olduğu için gelişmeleri Ankara'dan takip etmiş.
Neden mi? 'Başkaları gibi şov, istismar peşinde' koşmamak için.
Ya Ahbap!
Bahçeli; "Devletin yapamadığı ne vardır da Ahbap'çılar, babala'cılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır. Bu sahtekarların Türk televizyonlarında artık yer almaması lazımdır".
Ahbab Haluk Levent: "Daha dün MHP milletvekilleri çadır kentimizi ziyarete gelmişti. Sayın Devlet Bahçelinin danışmanlarının kendisini yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum. Ben her gün devletin kurumları ile çalışıyor ve bunu yazıyorum. Zaten kurumlar arası işbirliği olmadan başarı olmaz"
Son söz: Devletimiz aciz değildir. Siyasilerin acziyeti ise ortadadır.
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025




























































































