Fazla gerilere gitmiyoruz; yaz mevsiminin bitiminde eylül ayında yapılması planlanan bir konferans söz konusu idi. Türk milletine atılan iftiraları bir adım daha ilerletmeye yönelik söz konusu konferans bir avuç vatanperver insanımızın girişimiyle yargıya takılmış, İstanbul'da bir mahkeme "yapamazsınız" hükmünü vermişti. Aynı günün akşamında bu ülkenin Başbakanını bir özel tv kanalında seyrettik ki; yargıya müdahale ne demek, ateş püskürüyor. Söz konusu mahkemeyi bu kararından dolayı kınıyor vs... Ertesi gün, yine bu ülkenin Adalet Bakanı ve daha önce söz konusu konferansı "milleti arkadan hançerlemek" olarak tanımlayan zat-ı muhterem, mahkemenin kararının falanca üniversiteyi bağladığını, dolayısıyle filanca üniversitede yapılabileceğini söylüyor ve konferans gerçekleşiyor. En basit ifadeyle, gerçekleştirilen bu konferans, ecdadımıza atılan iftiraların birkaç adım daha ilerlemesine katkı sağlıyor. Daha önce, aziz ecdadımıza atılmaya çalışılan iftiralar zincirine; "Türkler bir milyon Ermeniyi, otuzbin Kürtü katletmiştir" diyerek omuz veren Orhan Pamuk tartışmaları gündeme geliyor. Ardından bir de bakıyorsunuz ki; hacı-hocanın cebine girmeyi başarmış olan Zaman gazetesi aynı koroda yerini alıyor; Ethen Mahçupyan'ın iftiracılar lehine, milletimizin aleyhine yazdıklarının yanısıra, Şahin Alpay imzası ile "Orhan Pamuk'a saygı borçluyuz" diye bir yazı yayınlıyor. Söz konusu yazıda; "Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk iki dev yazarımız, söylediklerine katılırız veya katılmayız, doğru buluruz veya bulmayız ama aykırı fikirlerini çekinmeden ifade ederek özgürlüğü yerleştirme mücadelesine büyük katkı yapıyorlar. Büyük yazarlarımıza kenarda oturup, herkesin kabul edeceği şeyler söyleyerek, üstü kapalı konuşarak, idare etmek varken, özgürlük mücadelesine omuz verdikleri için de teşekkür borçluyuz" deniliyor. Yani Zaman gazetesi yayınladığı bu yazı ile; aziz ecdadımızı katliam yapmakla suçlayanları, dedelerimize katil diyenleri; "özgürlük mücadelesine omuz verenler" olarak takdim ediyor ve alkışlıyor. Okuyucularını da, iftiracılara saygıya ve teşekküre davet ediyor. Derken bu günlere geliyoruz; "Bu topraklarda otuzbin Kürt, bir milyon Ermeni katledildi. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" diyen Orhan Pamuk'un "Türklüğe hakaret"ten yargı önüne çıkması yaklaşıyor ve bu ülkenin Dışişleri Bakanından bir demeç geliyor: "Eminim sayın Pamuk'un davasına bakan mahkeme doğru karar verecektir. Bu ve benzeri davalar hep reddedilmiştir." Anlaşıldığı üzere bu sözler de açık açık yargıya müdahale demektir. Ermeniler ve onların iftiralarını seslendiren sözcüler söz konusu olunca, bu ülkenin Başbakanı, bakanları ve dindar gözüken gazetesi yargıya müdahale pahasına açıklamalarda, girişimlerde bulunuyorlar. Ermeni Muhipler Cemiyetinin fahri üyeleri nerelere gelmişler diye düşünenler haksızlar mı?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026






















































