Suriye’nin dış destekli terörüne destek verirken bu vesileyle kendi terörümüze verdiğimiz cesaret de had safhalara ulaştı.
Terör artık Türkiye’nin her ilinde etkisini gösteriyor, canlar almaya devam ediyor.
Terör bir bakıyoruz İzmir’in Foça’sında karşımıza çıkıyor, bir bakıyoruz beldeleri, köyleri, ilçeleri ele geçirmiş elini kolunu sallayarak dolaşıyor.
Bütün bunların yanında terörün söylemlerinin Meclis içinden yükselmesi de dikkat çekiyor. Yine bakıyorsunuz bu ülkenin bir takım belediye başkanları kalkıp İran’da, Suriye’de, Irak’ta ve de Türkiye’de Kürdistan’ı kuruyor ve başkentlerini de ilan ediyor.
Hepsi hatta daha fazlası bu ülkede yaşanıyor ama bu ülkenin siyasi idarecileri, sanki böyle karanlık bir manzara yokmuş gibi terörle mücadele konusunda çok iyi bir noktaya geldiğimizden bahsedip duruyor.
Ve işin garip tarafı milletimiz de bu zokayı yutuyor.
Ortada bir başarıdan bahsedilecekse, alınan neticelere bakılmalıdır.
Çıkan netice ortada… Her şey terörün lehine gelişiyor.
Terör konusunda iyi bir noktaya geldiğimizden bahsedenler halihazırda yeni bir anayasa hazırlığı içindeler.
Esasen hazırlıktan bahsetmek de mümkün değil, zaten hazırlanmış olanı onaylama arifesindeler.
Malum, Anayasa taslağı ilk olarak Türkiye’de değil ABD’nin Colombiya Üniversitesi’nde okundu.
ABD’nin, İsrail’in ve de batılı ülkelerin arzu ettiği Türkiye’nin Kürdistan’ının oluşabilmesi için Türkiye’nin başkanlık sistemine, diğer bir ifadeyle federasyon sistemine geçmesi gerekiyordu. Bunun önündeki en büyük engel Anayasa’nın ilk üç maddesiydi.
Bu üç maddede federatif yapının önündeki en büyük engel, üniter yapı, tek başkent, tek dil, tek bayrak vurgularıydı.
Bunlar değişmeden parlamentosu, başkenti, dili, ordusu, yöneticisi farklı olan bir özerk Kürdistan’ın oluşturulabilmesi mümkün değildi.
Zaten AKP iktidarı döneminde AB müzakereleri çerçevesinde bu üç madde dışında hemen hemen bütün maddeler değişikliğe uğramıştı.
Dolayısıyla yeni Anayasa derken sadece bu üç maddeyi hedefleyen bir değişimden bahsedebiliriz.
Kısaca ifade etmek gerekirse, yaşanan terör olayları buzdağının sadece görünen kısmıdır, asıl görünmeyen ve tehlikeli olan kısmı ise terörün siyasi uzantıları ve terörün ve arkasındaki iradelerin arzularına göre şekillenmiş yeni anayasa çalışmalarıdır.
Terörün arkasındaki iradeler terörle sağ gösterip, siyasi süreç ve yeni anayasa ile sol kroşeyi vuruyor.
Terörle mücadelede başarıdan söz edebilmek için bütün bu yaşanan süreç dikkate alınmalıdır.
Terör bugün hiçbir can almasa dahi yine de bir başarıdan bahsedilemez. Çünkü terörün hedefi siyasi taviz koparmaktır, federatif bir yapı kurmaktır, Türkiye’yi bölüp parçalamaktır. Ve maalesef bugün bu istediklerinin karşılandığı bir süreç yaşanmaktadır.
Terörle mücadelede başarılı olabilmek için Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın da sık sık vurguladığı gibi, üniter yapı muhafaza edilmelidir, milli bir ekonomik modelle devletin eli güçlendirilmelidir, asker güçlendirilmelidir, sosyal devlet projeleriyle de vatandaşın devletiyle olan bağı kuvvetlendirilmelidir.
Bunlar olmadan yapılan her mücadele suya yazı yazmak gibidir.
Terör artık Türkiye’nin her ilinde etkisini gösteriyor, canlar almaya devam ediyor.
Terör bir bakıyoruz İzmir’in Foça’sında karşımıza çıkıyor, bir bakıyoruz beldeleri, köyleri, ilçeleri ele geçirmiş elini kolunu sallayarak dolaşıyor.
Bütün bunların yanında terörün söylemlerinin Meclis içinden yükselmesi de dikkat çekiyor. Yine bakıyorsunuz bu ülkenin bir takım belediye başkanları kalkıp İran’da, Suriye’de, Irak’ta ve de Türkiye’de Kürdistan’ı kuruyor ve başkentlerini de ilan ediyor.
Hepsi hatta daha fazlası bu ülkede yaşanıyor ama bu ülkenin siyasi idarecileri, sanki böyle karanlık bir manzara yokmuş gibi terörle mücadele konusunda çok iyi bir noktaya geldiğimizden bahsedip duruyor.
Ve işin garip tarafı milletimiz de bu zokayı yutuyor.
Ortada bir başarıdan bahsedilecekse, alınan neticelere bakılmalıdır.
Çıkan netice ortada… Her şey terörün lehine gelişiyor.
Terör konusunda iyi bir noktaya geldiğimizden bahsedenler halihazırda yeni bir anayasa hazırlığı içindeler.
Esasen hazırlıktan bahsetmek de mümkün değil, zaten hazırlanmış olanı onaylama arifesindeler.
Malum, Anayasa taslağı ilk olarak Türkiye’de değil ABD’nin Colombiya Üniversitesi’nde okundu.
ABD’nin, İsrail’in ve de batılı ülkelerin arzu ettiği Türkiye’nin Kürdistan’ının oluşabilmesi için Türkiye’nin başkanlık sistemine, diğer bir ifadeyle federasyon sistemine geçmesi gerekiyordu. Bunun önündeki en büyük engel Anayasa’nın ilk üç maddesiydi.
Bu üç maddede federatif yapının önündeki en büyük engel, üniter yapı, tek başkent, tek dil, tek bayrak vurgularıydı.
Bunlar değişmeden parlamentosu, başkenti, dili, ordusu, yöneticisi farklı olan bir özerk Kürdistan’ın oluşturulabilmesi mümkün değildi.
Zaten AKP iktidarı döneminde AB müzakereleri çerçevesinde bu üç madde dışında hemen hemen bütün maddeler değişikliğe uğramıştı.
Dolayısıyla yeni Anayasa derken sadece bu üç maddeyi hedefleyen bir değişimden bahsedebiliriz.
Kısaca ifade etmek gerekirse, yaşanan terör olayları buzdağının sadece görünen kısmıdır, asıl görünmeyen ve tehlikeli olan kısmı ise terörün siyasi uzantıları ve terörün ve arkasındaki iradelerin arzularına göre şekillenmiş yeni anayasa çalışmalarıdır.
Terörün arkasındaki iradeler terörle sağ gösterip, siyasi süreç ve yeni anayasa ile sol kroşeyi vuruyor.
Terörle mücadelede başarıdan söz edebilmek için bütün bu yaşanan süreç dikkate alınmalıdır.
Terör bugün hiçbir can almasa dahi yine de bir başarıdan bahsedilemez. Çünkü terörün hedefi siyasi taviz koparmaktır, federatif bir yapı kurmaktır, Türkiye’yi bölüp parçalamaktır. Ve maalesef bugün bu istediklerinin karşılandığı bir süreç yaşanmaktadır.
Terörle mücadelede başarılı olabilmek için Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın da sık sık vurguladığı gibi, üniter yapı muhafaza edilmelidir, milli bir ekonomik modelle devletin eli güçlendirilmelidir, asker güçlendirilmelidir, sosyal devlet projeleriyle de vatandaşın devletiyle olan bağı kuvvetlendirilmelidir.
Bunlar olmadan yapılan her mücadele suya yazı yazmak gibidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026

























































































