Gazetemizin dünkü manşetinde Fransa'nın meşhur gazetelerinden Le Monde'un Türkiye ile ilgili bir haberine yer verdik.
Önemine binaen bu haberde gördüğüm bazı önemli noktaların altını çizmek istiyorum.
Le Monde, Batılı ülkeler için "en kötü senaryo"nun, Rusya ile Türkiye'nin, yanlarına bir de İran'ı alıp bir ittifak oluşturması olduğunu belirtti.
"Silahını ve parasını Batı'dan alan bir ordu ve ülke, Batı'dan koptuğunda ne yapacak" sorusunu soran Le Monde, şunları kaydetti:
"Dünya, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş, yeni bir oluşumla karşılaşacak. Türkiye, Rusya ve İran'la ortaklık kurabilir. Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeyle kuracağı ilişkilerden sağlayacak.
Rusya'yla İran'ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye'yi ayakta tutmaya yeter. Tabii ki Rusya-Türkiye-İran bloğu, dünyanın bütün dengelerini değiştirir. Bu blok, Ortadoğu'nun kontrolünü tümüyle ele geçirir. Avrupa'yı küçük kıtasına hapseder. Kafkasları, Afganistan'ı, Pakistan 'ı kendi gücüne katar. Müslüman dünyayla yakın bir ilişki kurar. Petrol kaynaklarına egemen olur. Blok, Çin'le de işbirliği yapabilir.
Bu gelişme, Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya'dan oluşan 'Batı'nın, dünyadaki etkinliğini inanılmaz bir biçimde azaltır. Yeni blok asker, enerji ve para açısından çok güçlenir."
Evet, gazetenin değerlendirmesi bu şekilde?
Esasen bu değerlendirme, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın parti programına aldığı dış politika anlayışının ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor.
BTP'nin Türkiye özelinde dış siyaset anlayışı; "Ülkemizin topraklarında gözü olmayan ve ülkemiz üzerinde çıkar hesabı olmayan devletlerle siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik işbirliklerine gitmek"tir.
BTP'nin programında şu ifadelere de yer verilmektedir:
"BTP, dış politikada uluslar arası karşılıklı kazanım zemininde kurulacak olan diyalogların dünyada huzuru sağlayacağına inanmaktadır?
Kalabalık nüfusu ve zengin kaynakları ile koskoca Türk dünyası ile, Müslüman Arap alemi ve İslam ülkeleri ile; Uzakdoğu'yla her sahada işbirliği yapmak çıkarlarımız gereğidir."
Le Monde gazetesi, yaptığı haberle, BTP'nin dış politika anlayışının Türkiye'ye büyük bir güç kazandıracağını, dünyada söz sahibi bir ülke haline getireceğini açıkça ifade ediyor.
Bu arada şu gerçeğin de altını çizmemiz lazım; Rusya'nın başını çektiği ve Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika'dan oluşan, milli paralarla ticaret formülüyle de birçok ülkeyi kendisine bağlayan, 4 milyar nüfusa hitap eden BRICS birliği Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli etrafında şekillenen ve bu sayede bugünkü gücünü elde eden bir birliktir. Diğer bir ifadeyle bu birlik MEM bloğudur.
Bunu ben demiyorum, bizzat BRICS İş Geliştirme Başkan Vekili olan Prof. Dr. Vladimir Gorbanovski söylüyor. İstanbul'da gerçekleşen 9. Uluslar arası MEM Kongresi'nde konuşan Gorbanovski bakın neler söylüyor:
"BRICS ülkeleri olarak bizim şansımız, 2005'te Milli Ekonomi Modeli ile tanışmış olmamızdır. İlk defa 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde Prof. Dr. Haydar Baş parayı, emek ve üretimin karşılığı olarak tanımlıyordu. Ayrıca dünya ilk defa Haydar Baş'ın milli paralarla ticaret yapma fikriyle tanıştı. Bu çok önemliydi, zira milli paralar devreye girdiğinde ABD'nin kağıttan imparatorluğu yıkılacaktı."
Ve BRICS yetkilisi bu sözlerden sonra şu teklifte bulunmuştu: "Gelin Türkiye olarak Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayın, sizi BRICS'e alalım ve BRICS-T olalım."
İşte Batının, Le Monde gazetesinin itirafıyla, korkulu rüyası bu?
Türkiye bu bloğa dahil olursa, Batı'nın dünyayı, özellikle de İslam ülkelerini sömürme ve işgal etme projeleri devre dışı kalır. Batı kendi coğrafyasına hapsedilir. Dünyadaki bütün dengeler değişir ve asırlardır tüm dünyayı kene gibi emen Batının hiçbir etkinliği kalmaz.
Dahası, dünyada gerçek demokrasiyi, gerçek adaleti, insan haklarının doya doya yaşandığını, gerçek barış ve huzuru pratik olarak gören Batılı ülkelerin halkları, sadece dünyayı değil, kendilerini de sömüren Kapitalist liderlerden ve lobilerden kurtulmanın mücadelesini verir.
Bu noktada, Fransa'nın önemli siyasetçilerinden ve önümüzdeki dönemin Cumhurbaşkanı olarak görülen Marine Le Pen'in şu ifadelerini hatırlatalım: "Dünyada iki modelin mücadelesi var; ABD'nin dayattığı kapitalizm ve Rusya'nın uyguladığı vatansever model?" Yani Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli?
Le Monde gazetesi yukarıda ifade ettiğimiz tespitlerle aslında bir şeyi daha itiraf etmiş oluyor; Batının Türkiye'yi yıllardır kandırdığını, güçlenmemesi ve kendisini güçlü kılacak bir coğrafyayla beraber olmaması için her türlü hileye başvurduğunu?
Bu sebeple Batı, Türkiye'yi ABD müttefikliğiyle, NATO'yla, IMF'yle, AB ile sürekli oyaladı, ki Türkiye başka limanlara demir atmasın diye?
Demek ki Türk milleti, gerçek lideri Prof. Dr. Haydar Baş'la, O'nun dünyaca ünlü eşsiz modeli Milli Ekonomi Modeli ile ve de Bağımsız Türkiye Partisi'nin iç ve dış politika anlayışıyla buluştuğunda dünyanın en güçlü milleti, Türkiye ise en güçlü ülkesi olacak.
İşte millet olarak bizler yıllardır bu gerçeğe sırtımızı döndük ve sürünmemiz de bu inat yüzünden.
Önemine binaen bu haberde gördüğüm bazı önemli noktaların altını çizmek istiyorum.
Le Monde, Batılı ülkeler için "en kötü senaryo"nun, Rusya ile Türkiye'nin, yanlarına bir de İran'ı alıp bir ittifak oluşturması olduğunu belirtti.
"Silahını ve parasını Batı'dan alan bir ordu ve ülke, Batı'dan koptuğunda ne yapacak" sorusunu soran Le Monde, şunları kaydetti:
"Dünya, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş, yeni bir oluşumla karşılaşacak. Türkiye, Rusya ve İran'la ortaklık kurabilir. Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeyle kuracağı ilişkilerden sağlayacak.
Rusya'yla İran'ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye'yi ayakta tutmaya yeter. Tabii ki Rusya-Türkiye-İran bloğu, dünyanın bütün dengelerini değiştirir. Bu blok, Ortadoğu'nun kontrolünü tümüyle ele geçirir. Avrupa'yı küçük kıtasına hapseder. Kafkasları, Afganistan'ı, Pakistan 'ı kendi gücüne katar. Müslüman dünyayla yakın bir ilişki kurar. Petrol kaynaklarına egemen olur. Blok, Çin'le de işbirliği yapabilir.
Bu gelişme, Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya'dan oluşan 'Batı'nın, dünyadaki etkinliğini inanılmaz bir biçimde azaltır. Yeni blok asker, enerji ve para açısından çok güçlenir."
Evet, gazetenin değerlendirmesi bu şekilde?
Esasen bu değerlendirme, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın parti programına aldığı dış politika anlayışının ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor.
BTP'nin Türkiye özelinde dış siyaset anlayışı; "Ülkemizin topraklarında gözü olmayan ve ülkemiz üzerinde çıkar hesabı olmayan devletlerle siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik işbirliklerine gitmek"tir.
BTP'nin programında şu ifadelere de yer verilmektedir:
"BTP, dış politikada uluslar arası karşılıklı kazanım zemininde kurulacak olan diyalogların dünyada huzuru sağlayacağına inanmaktadır?
Kalabalık nüfusu ve zengin kaynakları ile koskoca Türk dünyası ile, Müslüman Arap alemi ve İslam ülkeleri ile; Uzakdoğu'yla her sahada işbirliği yapmak çıkarlarımız gereğidir."
Le Monde gazetesi, yaptığı haberle, BTP'nin dış politika anlayışının Türkiye'ye büyük bir güç kazandıracağını, dünyada söz sahibi bir ülke haline getireceğini açıkça ifade ediyor.
Bu arada şu gerçeğin de altını çizmemiz lazım; Rusya'nın başını çektiği ve Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika'dan oluşan, milli paralarla ticaret formülüyle de birçok ülkeyi kendisine bağlayan, 4 milyar nüfusa hitap eden BRICS birliği Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli etrafında şekillenen ve bu sayede bugünkü gücünü elde eden bir birliktir. Diğer bir ifadeyle bu birlik MEM bloğudur.
Bunu ben demiyorum, bizzat BRICS İş Geliştirme Başkan Vekili olan Prof. Dr. Vladimir Gorbanovski söylüyor. İstanbul'da gerçekleşen 9. Uluslar arası MEM Kongresi'nde konuşan Gorbanovski bakın neler söylüyor:
"BRICS ülkeleri olarak bizim şansımız, 2005'te Milli Ekonomi Modeli ile tanışmış olmamızdır. İlk defa 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde Prof. Dr. Haydar Baş parayı, emek ve üretimin karşılığı olarak tanımlıyordu. Ayrıca dünya ilk defa Haydar Baş'ın milli paralarla ticaret yapma fikriyle tanıştı. Bu çok önemliydi, zira milli paralar devreye girdiğinde ABD'nin kağıttan imparatorluğu yıkılacaktı."
Ve BRICS yetkilisi bu sözlerden sonra şu teklifte bulunmuştu: "Gelin Türkiye olarak Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayın, sizi BRICS'e alalım ve BRICS-T olalım."
İşte Batının, Le Monde gazetesinin itirafıyla, korkulu rüyası bu?
Türkiye bu bloğa dahil olursa, Batı'nın dünyayı, özellikle de İslam ülkelerini sömürme ve işgal etme projeleri devre dışı kalır. Batı kendi coğrafyasına hapsedilir. Dünyadaki bütün dengeler değişir ve asırlardır tüm dünyayı kene gibi emen Batının hiçbir etkinliği kalmaz.
Dahası, dünyada gerçek demokrasiyi, gerçek adaleti, insan haklarının doya doya yaşandığını, gerçek barış ve huzuru pratik olarak gören Batılı ülkelerin halkları, sadece dünyayı değil, kendilerini de sömüren Kapitalist liderlerden ve lobilerden kurtulmanın mücadelesini verir.
Bu noktada, Fransa'nın önemli siyasetçilerinden ve önümüzdeki dönemin Cumhurbaşkanı olarak görülen Marine Le Pen'in şu ifadelerini hatırlatalım: "Dünyada iki modelin mücadelesi var; ABD'nin dayattığı kapitalizm ve Rusya'nın uyguladığı vatansever model?" Yani Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli?
Le Monde gazetesi yukarıda ifade ettiğimiz tespitlerle aslında bir şeyi daha itiraf etmiş oluyor; Batının Türkiye'yi yıllardır kandırdığını, güçlenmemesi ve kendisini güçlü kılacak bir coğrafyayla beraber olmaması için her türlü hileye başvurduğunu?
Bu sebeple Batı, Türkiye'yi ABD müttefikliğiyle, NATO'yla, IMF'yle, AB ile sürekli oyaladı, ki Türkiye başka limanlara demir atmasın diye?
Demek ki Türk milleti, gerçek lideri Prof. Dr. Haydar Baş'la, O'nun dünyaca ünlü eşsiz modeli Milli Ekonomi Modeli ile ve de Bağımsız Türkiye Partisi'nin iç ve dış politika anlayışıyla buluştuğunda dünyanın en güçlü milleti, Türkiye ise en güçlü ülkesi olacak.
İşte millet olarak bizler yıllardır bu gerçeğe sırtımızı döndük ve sürünmemiz de bu inat yüzünden.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025


























































































