Atatürk’le Türk milleti yeniden hükümran oldu
'Milli Egemenlik ve Atatürk Sempozyumu’ndaki konuşmasında devşirmeler yoluyla azınlıkların Osmanlı’da yönetimi ele geçirdiğini söyleyen BTP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Berk, “Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet işte Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu coğrafyada İslam ile mayaladığı ve hepsini Türk yaptığı milletin yeniden hükümranlığı eline almasıdır” dedi
29.04.2019 00:00:00





YENİ MESAJ/İSTANBUL
Geçtiğimiz hafta İstanbul'da düzenlenen 'Milli Egemenlik ve Atatürk Sempozyumu'nda konuşan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Berk, içinde bulunduğumuz günlerde gerçek Atatürkçülerin kim olduğunu anlayabilmek için sağlam bir ölçüye sahip olmak gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi: "Bu günlerde gerçek Atatürkçü kim, bunu anlamak için bizim gerçek bir turnusole ihtiyacımız var. Bu turnusol Prof. Dr. Haydar Baş ve Hoş Geldin Atatürk eseri ve ortaya koyduğu ölçüdür. Kim ki dini kendisine maske yapıp Atatürk'ü dinsiz ilan ediyorsa o zaten Atatürk düşmanı ve aynı zamanda da din düşmanıdır. Kim ki, Atatürk'ü maske yapıp dine ve dindara düşman gözüyle bakıyorsa, aslında o da hem Atatürk'e hem de dine düşmandır. Bu gerçeği unutmayalım."
Atatürk'ün 4 temel anlayışı
Atatürk'ün fikirlerinin dört tane temel ayağı olduğuna dikkatleri çeken İbrahim Berk, "Bu dört ayaktan birini ihmal eden Atatürk'ü anlamamış demektir" şeklinde konuştu.
BTP Genel Başkan Yardımcısı Berk şunları söyledi: "Birincisi Kuvva-i Milliye. Yani kuvvetini, milletin imanından, dindarlığından, tarihinden, cesaretinden ve cesametinden alan bir Atatürk. İkinci husus, sadece millet beni istiyor, diyen bir anlayış değil. Bugün milleti diline dolayanlar, 'millet beni seçti, ben istediğimi yaparım' diyor. Oysa Atatürk diyor ki; 'Milleti millet yönetecek.' Yani egemenli kayıtsız şartsız milletindir. Devredilemez, bölünemez. Onun için egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğunun ispatı nedir? Milletin bütün fikirleriyle, bütün renkleriyle bütün güzelliğiyle temsil edildiği bir meclis ve yasama-yürütme-yargı kuvvetler ayrılığıyla anlayışıyla bir rejim anlayışı. Üçüncüsü Atatürk'ün müdafaayı hukuk anlayışıdır. Yani vatanı bir bütün olarak gören, Kıbrıs'ı da vatanın bir parçası gören bir anlayış. Dördüncü ayağı ne? İşte o partimize adını veren, tam bağımsız Türkiye anlayışı. Yani bu anlayışın üstüne siz çağdaş medeniyetler üstüne çıkmayı ve onları aşmayı koyabilirsiniz ama bu dört ayağı hiç aklınızdan çıkarmayın."
'Osmanlı iki kere çalınmış zaferdir'
Aslında Türkiye'deki dindar-cumhuriyetçi kavgası, Atatürk dindar-dinsiz tartışması gerçek bir tartışma değil. Kavga saltanat ile cumhuriyet arasındadır. Bu sözü ben daha üniversite birinci sınıf öğrencisiyken çok kıymetli Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş'tan duymuştum. Çok geçmişe dalmadan Osmanlı iki kere çalınmış zaferdir, diyorum. Nasıl Hz. Ali'nin hakkı Sakife'de çalındıysa Anadolu'yu gerçekten yurt yapan Hacı Bektaş Hazretlerinin evlatlarının sultanlığı, manevi sultanlığı Osmanlı saltanatıyla çalınmıştır. Birinci hırsızlık budur. İkinci hırsızlık, İstanbul fethedildi diye seviniyoruz ama İstanbul fethedilirken Bizans ruhu içimize girdi. Bunun çok uzun tartışmalarını yapabiliriz. Ama sadece Ehl-i Beyt soyundan, Hacı Bektaş soyundan gelen aşık Paşazade tarihine ve Elvan Çelebi'ye baktığımızda görürüz ki, aslında İstanbul'un fethinden sonra Türkler bu coğrafyada üvey avlat oldular. İspat mı istiyorsunuz? Devşirmelerle azınlıklar ve Bizans ruhu devlet yönetimine girdi ama bu devlet maalesef kendi evlatlarını dergâhlarda boğdu. Yani o meşhur o Alevi-Sünni kavgası bu coğrafyada hiç eksik olmadı. Şimdi Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet işte Hacı Bektaş'ın bu coğrafyada İslam ile mayaladığı ve hepsini Türk yaptığı milletin yeniden hükümranlığı eline almasıdır. Onun için Atatürk'e düşman olanlar Ehl-i Beyt'e düşmandır. Atatürk'e düşman olanlar bu manevi yola düşmandır. Atatürk'e düşman olanlar Türk Milletine düşmandır. Kurtuluş savaşını verirken bu coğrafyada nüfusun yarısının azınlık olduğu Rum olduğunu, Yahudi olduğunu Hıristiyan olduğunu unutmamamız gerekiyor. Yani mübadele ile beraber Lozan tapu senedi ile beraber bu coğrafya yeniden Müslüman Türk'ün oldu. Tabii ki adam ben Rum'um, ben Yahudi'yim, ben Hıristiyan'ım demek yerine, 'ben dindarım' dedi, kendini sarığa cübbeye sardı ve din adına Atatürk ile mücadele etti."
Oyun çok büyük
Onun için imtiyazlarını kaybeden ve askere gitmemek için hoca kılığına bürünen, babadan oğula hocalığı tevarüs eden ve çürümüş tarikat, tasavvuf özelliğini yitirmiş ve kendi vakıf ve arazi imtiyazlarını korumak isteyen, yabancı güçlerin sözde dindar gözükerek yürüttükleri mücadeleyi ve İngilizlerin pışpışlamasıyla yaşanan bu yüz yıllık kavgayı bitiren Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve onun ortaya koyduğu fikirler bugün yine bu coğrafyada oynanan oyunu bozacak. Oyun o kadar büyük ki, sadece şuna değinmeden geçemeyeceğim; bugün sözde dindar olanlar bu ülkede son 20 yıldır çareyi kimde aradılar? Amerikan'da aradılar kendi devletlerinde değil… Çözümü kimde aradılar? Avrupa Birliği'nde aradılar. Bugün maalesef bu zihniyet ülkeyi yönetiyor. Bugün gerçekten tepetaklak olmuş bu ülkeyi ayakları üzerine yeniden oturtacak lider Prof. Dr. Haydar Baş'tır."
Geçtiğimiz hafta İstanbul'da düzenlenen 'Milli Egemenlik ve Atatürk Sempozyumu'nda konuşan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Berk, içinde bulunduğumuz günlerde gerçek Atatürkçülerin kim olduğunu anlayabilmek için sağlam bir ölçüye sahip olmak gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi: "Bu günlerde gerçek Atatürkçü kim, bunu anlamak için bizim gerçek bir turnusole ihtiyacımız var. Bu turnusol Prof. Dr. Haydar Baş ve Hoş Geldin Atatürk eseri ve ortaya koyduğu ölçüdür. Kim ki dini kendisine maske yapıp Atatürk'ü dinsiz ilan ediyorsa o zaten Atatürk düşmanı ve aynı zamanda da din düşmanıdır. Kim ki, Atatürk'ü maske yapıp dine ve dindara düşman gözüyle bakıyorsa, aslında o da hem Atatürk'e hem de dine düşmandır. Bu gerçeği unutmayalım."
Atatürk'ün 4 temel anlayışı
Atatürk'ün fikirlerinin dört tane temel ayağı olduğuna dikkatleri çeken İbrahim Berk, "Bu dört ayaktan birini ihmal eden Atatürk'ü anlamamış demektir" şeklinde konuştu.
BTP Genel Başkan Yardımcısı Berk şunları söyledi: "Birincisi Kuvva-i Milliye. Yani kuvvetini, milletin imanından, dindarlığından, tarihinden, cesaretinden ve cesametinden alan bir Atatürk. İkinci husus, sadece millet beni istiyor, diyen bir anlayış değil. Bugün milleti diline dolayanlar, 'millet beni seçti, ben istediğimi yaparım' diyor. Oysa Atatürk diyor ki; 'Milleti millet yönetecek.' Yani egemenli kayıtsız şartsız milletindir. Devredilemez, bölünemez. Onun için egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğunun ispatı nedir? Milletin bütün fikirleriyle, bütün renkleriyle bütün güzelliğiyle temsil edildiği bir meclis ve yasama-yürütme-yargı kuvvetler ayrılığıyla anlayışıyla bir rejim anlayışı. Üçüncüsü Atatürk'ün müdafaayı hukuk anlayışıdır. Yani vatanı bir bütün olarak gören, Kıbrıs'ı da vatanın bir parçası gören bir anlayış. Dördüncü ayağı ne? İşte o partimize adını veren, tam bağımsız Türkiye anlayışı. Yani bu anlayışın üstüne siz çağdaş medeniyetler üstüne çıkmayı ve onları aşmayı koyabilirsiniz ama bu dört ayağı hiç aklınızdan çıkarmayın."
'Osmanlı iki kere çalınmış zaferdir'
Aslında Türkiye'deki dindar-cumhuriyetçi kavgası, Atatürk dindar-dinsiz tartışması gerçek bir tartışma değil. Kavga saltanat ile cumhuriyet arasındadır. Bu sözü ben daha üniversite birinci sınıf öğrencisiyken çok kıymetli Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş'tan duymuştum. Çok geçmişe dalmadan Osmanlı iki kere çalınmış zaferdir, diyorum. Nasıl Hz. Ali'nin hakkı Sakife'de çalındıysa Anadolu'yu gerçekten yurt yapan Hacı Bektaş Hazretlerinin evlatlarının sultanlığı, manevi sultanlığı Osmanlı saltanatıyla çalınmıştır. Birinci hırsızlık budur. İkinci hırsızlık, İstanbul fethedildi diye seviniyoruz ama İstanbul fethedilirken Bizans ruhu içimize girdi. Bunun çok uzun tartışmalarını yapabiliriz. Ama sadece Ehl-i Beyt soyundan, Hacı Bektaş soyundan gelen aşık Paşazade tarihine ve Elvan Çelebi'ye baktığımızda görürüz ki, aslında İstanbul'un fethinden sonra Türkler bu coğrafyada üvey avlat oldular. İspat mı istiyorsunuz? Devşirmelerle azınlıklar ve Bizans ruhu devlet yönetimine girdi ama bu devlet maalesef kendi evlatlarını dergâhlarda boğdu. Yani o meşhur o Alevi-Sünni kavgası bu coğrafyada hiç eksik olmadı. Şimdi Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet işte Hacı Bektaş'ın bu coğrafyada İslam ile mayaladığı ve hepsini Türk yaptığı milletin yeniden hükümranlığı eline almasıdır. Onun için Atatürk'e düşman olanlar Ehl-i Beyt'e düşmandır. Atatürk'e düşman olanlar bu manevi yola düşmandır. Atatürk'e düşman olanlar Türk Milletine düşmandır. Kurtuluş savaşını verirken bu coğrafyada nüfusun yarısının azınlık olduğu Rum olduğunu, Yahudi olduğunu Hıristiyan olduğunu unutmamamız gerekiyor. Yani mübadele ile beraber Lozan tapu senedi ile beraber bu coğrafya yeniden Müslüman Türk'ün oldu. Tabii ki adam ben Rum'um, ben Yahudi'yim, ben Hıristiyan'ım demek yerine, 'ben dindarım' dedi, kendini sarığa cübbeye sardı ve din adına Atatürk ile mücadele etti."
Oyun çok büyük
Onun için imtiyazlarını kaybeden ve askere gitmemek için hoca kılığına bürünen, babadan oğula hocalığı tevarüs eden ve çürümüş tarikat, tasavvuf özelliğini yitirmiş ve kendi vakıf ve arazi imtiyazlarını korumak isteyen, yabancı güçlerin sözde dindar gözükerek yürüttükleri mücadeleyi ve İngilizlerin pışpışlamasıyla yaşanan bu yüz yıllık kavgayı bitiren Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve onun ortaya koyduğu fikirler bugün yine bu coğrafyada oynanan oyunu bozacak. Oyun o kadar büyük ki, sadece şuna değinmeden geçemeyeceğim; bugün sözde dindar olanlar bu ülkede son 20 yıldır çareyi kimde aradılar? Amerikan'da aradılar kendi devletlerinde değil… Çözümü kimde aradılar? Avrupa Birliği'nde aradılar. Bugün maalesef bu zihniyet ülkeyi yönetiyor. Bugün gerçekten tepetaklak olmuş bu ülkeyi ayakları üzerine yeniden oturtacak lider Prof. Dr. Haydar Baş'tır."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

























































































