Zaman zaman, vakit vakit yaptığı gibi armut efendi yine çuvallamış, yine armutla elmayı, cevizle fındığı, çamla palamutu, zeytinle zakkumu alt alta toplamaya kalkmış ve tabii gülünç duruma düşmüş.Halbuki elma ile armudun alt alta toplanamayacağını ilkokulun ilk sınıfında öğretiyorlar.İlk okulun ilk sınıf bilgilerinden dahi mahrum bir armut efendiye gazetenizde köşe verirseniz işte olacağı budur; her gün olmasa bile gün aşırı el aleme rezil olursunuz.Bilgi yok, bilgiye ulaşma diye bir derdi yok, basiret yok, ferasetin gramı misafir olmamış ama bir yandan da kendisine ayrılan köşeyi doldurmak zorunda, işte tam bu sırada sam amcaları soros amcaları imdadına yetişiyor.Sam amcalarının çakmağından çıkan kıvılcımları şimşek zannederek bir anlık parlayan ışıkta gördüklerinin üstüne atlıyorlar ve mal bulmuş mağribi gibi dillerine doluyorlar.Sam amcanın çakmağının kıvılcımları bir kere şimşek ışığı değildir ve sadece göstermek-yazdırmak istediklerini göstermeye ayarlıdır.Hal böyle olunca çuvallama kaçınılmaz oluyor ve sam amcasının armut efendisi kalkıyor ikisi de "z" harfi ile başlıyor diye zeytin ile zakkumu alt alta topluyor.Zavallı armut efendi sam amcasının önüne koyduğu listeye göre amel ediyor, şunu şurasını sor, bunu burasını sor diyor o da soruyor ve bu yaptığına da gazetecilik diyor, vatana-millete hizmet diyor.İnsan "Semavatın ve arzın nurundan" sapınca, ışık alamayınca, başka ışık kaynaklarına yönelince işte böyle sam amcanın çakmağından çıkacak kıvılcımların ışığına muhtaç oluyor ve orta yerde kala kalıyor.Bakara suresinden şu ayetlere biraz çalışmalarını tavsiye ediyoruz bütün sam amca ve soros amca zebunlarına:"16- İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar.17- Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.18- (Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.19- Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.20- O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattı mı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktü mü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir."
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026






















































