-"Ah, unutmuşum…"
-"Vallahi hiç hatırlamıyorum… Öyle mi demiştim?"
-"Neden hatırlatmadınız?"
Bu ve buna benzer söylemler toplumda hızla çoğaldı. Unutulan şeyler sıradan doğum günleri, sözler, yapılması gereken küçük ödemeler, hatırlanamayan isimler ve yer isimleri değil… Önemli randevular, kaçırılmaması gereken toplantılar, ödemesi gelen taksitler, okuldan alınması gereken çocuklar da unutuluyor. İyilik yapmış, insanlığa hizmet etmiş bir sürü insan da kısa sürede unutulup gidiyor.
Doktorlar bunun ilacı olmadığını, elektronik bağımlılığımız sonunda yaşadığımız bir akıl tutulması olduğunu söylüyorlar. Doğrusu konuşurken bile zaman, zaman bu akıl tutulmasını yaşayanlar ile karşılaşınca dehşete kapılıyorsunuz.
Çok fazla sayıda bilgisayar, tablet, konuşan saatler (özellikle ilaç saatini, vücut ısısını, tansiyonu ölçen), çok detaylı cep telefonları, siyasetçilerin bile okuyarak konuşmasına yardımcı olan prompterler, uzaktan talimatla çalışan yemeği ısıtan akıllı fırınlar, son yüz yılda ki icatların delice bir hızla ilerlemesi sizi bilmem ama beni çok korkutuyor.
Yüzlerce yıl kör bir karanlıkta kalıp, dünyanın son yıllarda aşama gösterdiği teknolojinin tek nedeni biriken bilgimi? Yoksa akıllara etki eden farklı yüklenmeler mi diye düşünüyorum. Geçmiş yüzyıllar boyu bunların olmayıp son döneme denk gelmesi sizce de normal mi?
Peki, elimizden alınan sadece sıradan işler için harcadığımız zaman mı? Karşılığında kazandığımız ne? Kendimize ayırdığımız bir zaman mı var? Yaşamımız zenginleşip güzelleşiyor mu? Gelirimiz mi artıyor? Daha hızlı kitap mı okuyoruz? Müzik zevkimiz mi gelişti? El becerilerimiz mi çoğaldı? Ressam, heykeltıraş gibi bir sanat dalı ile mi uğraşıyoruz? Peki ya eğitim kalitemiz mi yükseldi?
Çok uzatmadan bütün bu sorulara düşünürler "hayır" diyorlar. Sadece dünyanın bir akıl tutulması ile karşı-karşıya olduğunu, insanların şimdi daha çok Doğa'ya dönmek, doğal yaşamı şehirlere getirmek gibi bir özlem içerisinde olduklarını belirtiyorlar. Bazı insanların istek ve arzularının sınırsız olması, kendi maddi güçlerinin bir tezahüründen ibaret. Yani, çok para kazanıyorsanız yaşam döngünüzü kendiniz kuruyorsunuz. Aklınız kadar bilgili, arzularınız kadar konularla ilgilisiniz…
Burada duralım.
Tüm insanlar böyle değil.
Bir kısmı köleler sınıfında sabahın köründen akşam yatsıya kadar hangi ortam denk gelirse gelsin çalışmak, üretmek ve kazandıkları ile ailelerini geçindirip, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak zorundalar. Ömürlerini tükettiklerinin farkında bile olmuyorlar. Kendilerini bir kafese mahkûm etmiş olarak, mutlu olduklarına inanarak çalışıyorlar.
Bir kısım ise, elindeki güç ile başkalarının hayatına hükmetmeye, onları kendi istek ve arzuları doğrultusunda kullanmaya devam ediyorlar.
Aslında her ikisi de bir akıl tutulması yaşadıklarının farkında değiller. Birisi geçinmek için para kazanmanın esiri olmuş iken, diğeri kazandığı paranın veya servetin bekçisi olmuş durumda. Üç gün sonra gelecek ölümün bile farkında değil.
Oysa bu kadar hızlı gelişen teknolojiler bizden sadece iyi alışkanlıklarımızı değil, aklımızı ve düşünme gücümüzü de çalıyorlar.
Örnek mi istiyorsunuz?
Çevrenizdekilere bir sorun bakalım dün ayın kaçı idi, hangi ay ve yıldayız diye…
Alacağınız cevaplar sizi korkutursa kendinize çeki düzen verme zamanınız gelmiş demektir.
Kalın sağlıcakla… Akıl sağlığı ile…
- Milliyetçilik ve din / 03.01.2026
- Değişen numaratör mü? / 01.01.2026
- Dolandırıcılık… / 25.12.2025
- İstikrarlı büyüme / 21.12.2025
- Geçmişin gözyaşları / 20.12.2025
- PAPA l. EFTİM ERENEROL / 01.12.2025
- Para mı sağlık mı? / 05.11.2025
- Melamet hırkası… / 16.10.2025
- Geleceği savunmak… / 12.10.2025




























































































