İmam Rıza’nın imamlığı fiilen üstlenmeden önceki rolü
İmam Rıza imamlığı fiilen üstlenmeden önceki dönemde de ilmin merkezi konumundaydı
25.01.2024 08:28:00
Hasan Parlak
Hasan Parlak





İmam Rıza imamlığı fiilen üstlenmeden önceki dönemde de ilmin merkezi konumundaydı.
İmam Rıza, hayatının bu dönemiyle ilgili şunları söyler: "Ravza'da otururdum. Medine'deki âlimler de mescidde dağılmış vaziyette otururlardı. Biri bir meseleyi çözemediği zaman hep birlikte beni gösterirlerdi. Ve meseleyi bana havale ederlerdi. Ben de cevap verirdim."
İmam Rıza Abbasilerin, ümmetin kafasını karıştırmalarına, yanlış fikir ve inançları Müslümanlara dayatmalarına engel olmaya da çalışmıştır.
Muhammed b. Âbid'e şöyle demiştir: "Abbasi'ye, tevhid gibi meseleler hakkında konuşmamasını, insanlarla bildikleri şeyleri konuşmasını, istemedikleri, hoşlanmadıkları şeyler hakkında konuşmamasını söyle."
İmam Rıza her türlü dinî ve fikrî sapmaya karşı mücadele vermiştir. Müşebbihe düşüncesine karşı çıkarken şunları söylemiştir: "İlahi! Kudretin açıktır, zayıf değildir. Fakat Seni hakkıyla bilemediler. Seni takdir ettiler ama kendini vasfettiğin şekilde değil, İlahi! Ben teşbihle Seni arayanlardan uzağım. Senin benzerin yoktur!"
Cebriyecilerin ve Kaderiyecilerin iddialarını reddederken de şöyle buyurmuştur: "Kim, Allah'ın, bizim fiillerimizi yaptığını, sonra bu fiillerden dolayı bize azap ettiğini söylerse Cebriye düşüncesini ileri sürmüş olur.
Kim, Allah'ın yaratma ve rızık işlerini hüccetlerine bıraktığını iddia ederse Kaderiyeciliği savunmuş olur. Cebriye'yi savunan kafirdir, Kaderiyeciliğe inanan müşriktir."
Birçok defa Gulat düşüncesiyle, rey ve kıyas yoluyla Kur'an'ın tefsir edilmesi düşüncesi ile mücadele etmiş, onlara cevap vermiştir. Bu anlayışları reddetmiştir. Yahudilerle, Hıristiyanlarla ve İslam dışı bütün gruplarla tartışmış, inançlarını çürütmüştür.
Mesela, o dönemde çok konuşulan, "Allah her Cuma gecesi dünya semaına iner" hadisinin uydurma olduğu konusunda şunları söylemiştir: "Kelimeleri yerlerinden uzaklaştırıp, tahrif edenlere Allah lanet etsin.
Allah'a yemin ederim ki! Resûlullah bu şekilde söylememiştir. Tam tersine şu şekilde söylemiştir: 'Allah, her gecenin son üçte birlik bölümünde dünya semaına bir melek indirir. Cuma gecesi ise gecenin başlarında indirir. Ve ona şöyle seslenmesini emreder:
İsteyen var mı vereyim, tevbe eden var mı tevbesini kabul edeyim, bağışlanma dileyen var mı onu bağışlayayım.' Bunu babam bana anlattı. O dedemden, o da atalarından Resûlullah'ın böyle buyurduğunu rivayet etmiştir."
İmam Rıza Cebriye, Kaderiye, Gulat gibi sapık gruplarla ilişkilerini kesmiş ve bu konuda hiç taviz vermemiştir. Maksat, onların ümmet üzerinde etkili olmalarının önüne geçmekti.
"İmam Câfer" adlı eserimizde geniş olarak ifade ettiğimiz gibi, dedesi İmam Câfer de bu gibi sapık görüş sahipleriyle mücadele etmiştir. İmam Rıza, babası ve dedesinden rivayet ederek şöyle derdi: "Babam Mûsa b. Câfer, babası Câfer b. Muhammed'den şöyle rivayet etti:
Kim, Allah'ın, kullarını günah işlemeye zorladığını veya güç yetiremedikleri şeyleri onlara yüklediğini iddia ederse, onun kestiğini yemeyin, şahitliğini kabul etmeyin, arkasında namaz kılmayın, zekâttan ona hiçbir şey vermeyin."
Gulat ve Kaderiyeci gruplarla ilişkilerin kesilmesi konusunda şöyle diyordu: "Gulat anlayışında olanlar kafirdir. Kaderiyeciler de müşriktir.
Kim onlarla oturur, onların arasına karışır, onlarla beraber yer içer, onlarla yakın ilişkilerini sürdürür, onlardan evlenir, onlarla bir yakınını evlendirir, onlara güvenir, onlara bir şeyini emanet bırakır, onların sözlerini tasdik eder veya bir cümlenin yarısı kadar dahi olsa onlara arka çıkarsa Allah'ın, Resulünün ve biz Ehl-i Beyt'in velayetinden çıkar."
Hatta, bütün Gulat grupları ile ilişkilerin kesilmesini emretmiş ve şöyle demiştir: "Allah, Gulat'a lanet etsin, haberiniz olsun, on-lar Yahudidir, Mecusidir, Hıristiyandır, Kaderiyecidir, Mürciedir, Haruriyedir...
Onlarla oturmayın, onları tasdik etmeyin, onlardan uzaklaşın, çünkü, Allah onlardan berîdir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
İmam Rıza, hayatının bu dönemiyle ilgili şunları söyler: "Ravza'da otururdum. Medine'deki âlimler de mescidde dağılmış vaziyette otururlardı. Biri bir meseleyi çözemediği zaman hep birlikte beni gösterirlerdi. Ve meseleyi bana havale ederlerdi. Ben de cevap verirdim."
İmam Rıza Abbasilerin, ümmetin kafasını karıştırmalarına, yanlış fikir ve inançları Müslümanlara dayatmalarına engel olmaya da çalışmıştır.
Muhammed b. Âbid'e şöyle demiştir: "Abbasi'ye, tevhid gibi meseleler hakkında konuşmamasını, insanlarla bildikleri şeyleri konuşmasını, istemedikleri, hoşlanmadıkları şeyler hakkında konuşmamasını söyle."
İmam Rıza her türlü dinî ve fikrî sapmaya karşı mücadele vermiştir. Müşebbihe düşüncesine karşı çıkarken şunları söylemiştir: "İlahi! Kudretin açıktır, zayıf değildir. Fakat Seni hakkıyla bilemediler. Seni takdir ettiler ama kendini vasfettiğin şekilde değil, İlahi! Ben teşbihle Seni arayanlardan uzağım. Senin benzerin yoktur!"
Cebriyecilerin ve Kaderiyecilerin iddialarını reddederken de şöyle buyurmuştur: "Kim, Allah'ın, bizim fiillerimizi yaptığını, sonra bu fiillerden dolayı bize azap ettiğini söylerse Cebriye düşüncesini ileri sürmüş olur.
Kim, Allah'ın yaratma ve rızık işlerini hüccetlerine bıraktığını iddia ederse Kaderiyeciliği savunmuş olur. Cebriye'yi savunan kafirdir, Kaderiyeciliğe inanan müşriktir."
Birçok defa Gulat düşüncesiyle, rey ve kıyas yoluyla Kur'an'ın tefsir edilmesi düşüncesi ile mücadele etmiş, onlara cevap vermiştir. Bu anlayışları reddetmiştir. Yahudilerle, Hıristiyanlarla ve İslam dışı bütün gruplarla tartışmış, inançlarını çürütmüştür.
Mesela, o dönemde çok konuşulan, "Allah her Cuma gecesi dünya semaına iner" hadisinin uydurma olduğu konusunda şunları söylemiştir: "Kelimeleri yerlerinden uzaklaştırıp, tahrif edenlere Allah lanet etsin.
Allah'a yemin ederim ki! Resûlullah bu şekilde söylememiştir. Tam tersine şu şekilde söylemiştir: 'Allah, her gecenin son üçte birlik bölümünde dünya semaına bir melek indirir. Cuma gecesi ise gecenin başlarında indirir. Ve ona şöyle seslenmesini emreder:
İsteyen var mı vereyim, tevbe eden var mı tevbesini kabul edeyim, bağışlanma dileyen var mı onu bağışlayayım.' Bunu babam bana anlattı. O dedemden, o da atalarından Resûlullah'ın böyle buyurduğunu rivayet etmiştir."
İmam Rıza Cebriye, Kaderiye, Gulat gibi sapık gruplarla ilişkilerini kesmiş ve bu konuda hiç taviz vermemiştir. Maksat, onların ümmet üzerinde etkili olmalarının önüne geçmekti.
"İmam Câfer" adlı eserimizde geniş olarak ifade ettiğimiz gibi, dedesi İmam Câfer de bu gibi sapık görüş sahipleriyle mücadele etmiştir. İmam Rıza, babası ve dedesinden rivayet ederek şöyle derdi: "Babam Mûsa b. Câfer, babası Câfer b. Muhammed'den şöyle rivayet etti:
Kim, Allah'ın, kullarını günah işlemeye zorladığını veya güç yetiremedikleri şeyleri onlara yüklediğini iddia ederse, onun kestiğini yemeyin, şahitliğini kabul etmeyin, arkasında namaz kılmayın, zekâttan ona hiçbir şey vermeyin."
Gulat ve Kaderiyeci gruplarla ilişkilerin kesilmesi konusunda şöyle diyordu: "Gulat anlayışında olanlar kafirdir. Kaderiyeciler de müşriktir.
Kim onlarla oturur, onların arasına karışır, onlarla beraber yer içer, onlarla yakın ilişkilerini sürdürür, onlardan evlenir, onlarla bir yakınını evlendirir, onlara güvenir, onlara bir şeyini emanet bırakır, onların sözlerini tasdik eder veya bir cümlenin yarısı kadar dahi olsa onlara arka çıkarsa Allah'ın, Resulünün ve biz Ehl-i Beyt'in velayetinden çıkar."
Hatta, bütün Gulat grupları ile ilişkilerin kesilmesini emretmiş ve şöyle demiştir: "Allah, Gulat'a lanet etsin, haberiniz olsun, on-lar Yahudidir, Mecusidir, Hıristiyandır, Kaderiyecidir, Mürciedir, Haruriyedir...
Onlarla oturmayın, onları tasdik etmeyin, onlardan uzaklaşın, çünkü, Allah onlardan berîdir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

























































































