Yakışmıyor.
Türk basınına, yayın yapan ve tarafsız olduğunu söyleyen gazetelerden televizyonlara, her gün evimize misafir olan haber sunucularına, 'sosyal medya'ya yakışmıyor.
Hani yolda giderken konuşmak istemediğiniz birisini görünce göz göze gelmekten kaçınırsınız ya işte o misal. Doğruları görmezden gelen, karşısındakini küçümseyen veya büyütmek istemeyen yayın organları sevgili Hüseyin Baş ve ekibini görmezden geliyorlar.
Geçtiğimiz günlerde Ayasofya'da 10 Kasım günü Atatürk'ün ruhuna mevlit okutmak isteyen yazısını da görmezden geldiler. İstanbul Valisi'nin izin vermediği mevlit töreni Meltem TV'de özel olarak yapıldı.
Böylesine masumane bir talebin reddedilmesine bir spor veya yüksek sosyetenin düğün haberi kadar yer vermediler.
* * *
Oysa benimde köşe yazdığım Yeni Mesaj gazetesinde pek çok değerli yazar yıllardır okuyucularını aydınlatmaya, onlara örnek alacakları kişileri tanıtmaya, Ehl-i Beyt sevgisini aşılamaya, yurdum insanına örnek alacakları davranışları, ibret alacakları olayları yazmaya ısrarla devam ediyorlar.
Neyse ki her birinin bir okuyucu kitlesi ve takipçisi var da, karşılıksız çabaları için aldıkları beğenilerle morallerini diri tutuyorlar.
Bütün bu çabaları ve haberleri görmezden gelmek kendini cesur, araştırmacı gazeteci, ilerici ve aydınlık Türkiye şeklinde tanımlayan Türk basınına yakışmıyor.
Sevgili Hüseyin Baş'ın genç olması, babası Haydar Hoca'nın yolunda yürümesi, bugüne kadar yaptığı konuşma ve icraatlar ile "boş" ve siyaset için "toy" olmadığını göstermesi anlaşılan fincancı katırlarını ürküttü.
Bazen düşünüyorum da pek haksız sayılmazlar.
Son yıllarda Türkiye ne çekti ise "daha sizin öğrenmeniz gereken çok şey var" diyerek gençleri kıyıda bekleten kürekçilerin kayıkçı kavgasından çekti. Oysa genç ve dinamik insanların yenilikçi, çıkarsız ve ön yargısız olmaları, gözü kara bir siyaset ile Türkiye'nin içine düştüğü çıkmaz sokaktan kurtulabileceğini bilmeleri, gerek yaşları ve gerekse ilgi odakları nedeni ile sosyal medya hesaplarını daha iyi kullanmaları, dünya siyasetini yakından takip etmeleri, akıl hocalarına ihtiyaç duymamaları açısından önemli.
* * *
Peki, bu görmeme, duymama, söylememe hali; yani üç maymunu oynama komedyası daha ne kadar sürecek?
Gençlerin ülke yönetiminde görev alma talepleri ne zaman karşılanacak?
Millet Meclisinin yenilendi mi bilmiyorum ama ceylan derisi kaplı koltuklarında oturmaktan sıkılan ve uyuklayanların yerini ne zaman gençler alacak? Kürsüden ülkenin geleceği için ne zaman ayakları yere basan projeler, talepler, fakir fukaranın sorunlarına çözüm önerileri seslendirilecek?
Sizi bilmem ama ben kendini bile ifade etmekte zorlanan, denenmiş, eski alışkanlıklarına döneceklerinden kuşku duymadığım yaşlı politikacılardan bıktım.
Televizyonu açtığım zaman aydınlık yüzler, ümit veren konuşmalar, cek'li-cak'lı haberlerden ziyade ülke ve toplum yararına yapılmış, bitmiş iş ve projelerin sonuçlarını duymak; çocuklarımıza "Türkiye güvenli bir ülkedir. Ekmeğinizi gurbette kazanmanıza gerek yok" diyebilmek istiyorum.
Siz farklı bir şey mi istiyorsunuz?
- Değişen numaratör mü? / 01.01.2026
- Dolandırıcılık… / 25.12.2025
- İstikrarlı büyüme / 21.12.2025
- Geçmişin gözyaşları / 20.12.2025
- PAPA l. EFTİM ERENEROL / 01.12.2025
- Para mı sağlık mı? / 05.11.2025
- Melamet hırkası… / 16.10.2025
- Geleceği savunmak… / 12.10.2025
- Çaresizlik… / 06.10.2025






























































































