Ortadoğu’ydu, İsrail’di, Filistin’di, Suriye’ydi derken uzun süredir ekonomi ile ilgili makale yazamadım. Tabii ki bu, ekonomide her şey tıkırında gidiyor da başka gündem arıyoruz anlamına gelmiyor.
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, direkt olarak Türkiye’nin varlığının devamıyla alakalı olduğu için o konulara öncelik vermek durumunda kaldık.
Peki, ekonomide durumlar nasıl? Büyümenin öncü göstergelerinden olan sanayi üretimi, Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,7 oranında azaldı. Sanayi üretimi bir önceki aya göre, yüzde 3,6 oranında azalış gösterdi. Sanayi üretimi sektörel bazda değerlendirildiğinde 23 alt sektörde gerileme kaydedildi.
Sanayide kapasite kullanım oranlarında da ciddi azalışlar söz konusu.
İmalat Sanayi Kapasite Kullanım oranları 2012 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2,9 puan azaldı ve yüzde 74 seviyesine düştü.
Gerek sanayi üretiminde, gerekse kapasite kullanım oranlarındaki düşüşün temel nedeni üretilen mamullere yeterli talebin olmamasıdır.
Tüketici Güven Endeksindeki düşüş bu gerçeği göstermektedir.
Bu endeks Eylül 2012 itibarıyla yüzde 2,51 oranında azalarak 88,81’e; Ekim 2012 itibarıyla da yüzde 3,47 oranında azalarak 85,73’e gerilemiştir. Bu endekslerin 100 rakamının altında olması tüketicide güvensizliği, sanayide yetersizliği ifade etmektedir.
Sanayide ve tüketimde mevcut olumsuz tabloya siyasi iradenin batıdan alma akılla yürüttüğü politikalar neden olmaktadır. Devlete ve millete ait olan madenler ve kamu şirketleri yabancılara devredildiği için, senyoraj geliri kullanılmadığı için devletin tek gelir kalemi vergiler ve vatandaşa kesilen cezalar kalmıştır.
Bu gelir kalemi de tek başına yeterli olmadığı için bütçe sürekli açık vermektedir.
Bütçe açık verdikçe, borç verenler borçlarını geri istedikçe siyasilerimiz vergi mükelleflerinin sırtına daha fazla vergi, tüketicinin sırtına daha fazla dolaylı vergi ve ceza üstüne ceza koymaktadır.
“Devleti küçültelim” sloganıyla sözde vatandaşa, bireylere daha fazla özgürlük sağlama vaadiyle ortaya çıkanlar, vergi toplamada, ceza kesmede daha güçlü bir devlet, daha sıkı bir denetim uygulamasını devreye koymaktadırlar. Millete hizmet etmek için var olan devlet, milletine hizmette küçülmektedir, yabancılar adına milletin ümüğünü sıkmada güçlenmektedir.
Vergiler ve cezalar öyle noktaya gelmiştir ki, artık sanayici, tüccar, esnaf iş yapmaktan korkmaktadır; tüketici ise kemer sıkma ve tüketimi daraltma politikalarının neticesi olarak gününü kara kara düşünmekle geçirmektedir.
Eğer bu şekilde devam ederse, hükümet vergi toplayacağı bir kişi dahi bulamayacaktır.
Siyasilerimiz, piyasayı daha fazla denetlediği zaman, vergilere ve cezalara zam yaptığı zaman daha fazla vergi toplayacağını zannetmektedir. Ama birçok ülkede yaşanan örnekler de ispatlamaktadır ki, vergi makul ve esnek toplandığı zaman daha fazla toplanabilmektedir.
Türkiye’de hiçbir vatandaş gayrı resmi çalışmak, vergi kaçırmak istemez, ama bugünün şartlarında yüzde yüz resmi çalıştığı zaman ne sanayicinin, ne de tüccarın işine devam etme şansı yoktur. Bu gerçeği sanayi odası başkanları bile zaman zaman dile getirmektedirler.
Bu kısırdöngüden kurtulmanın tek yolu batıdan akıl almaktan vazgeçip, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır.
Batı, Türkiye’de kaynakları sömürmek istediği için vergi dışında başka bir seçenek sana sunmamaktadır; Türk milletine karşı nefret duyduğu için de yerli sanayinin gelişmesini asla istememektedir.
Türkiye Milli Ekonomi Modeli ile senyoraj geliri, maden gelirleri gibi yeni gelir kaynaklarını devreye koymalı, sanayiciyi, tüccarı, esnafı, vatandaşı sıkmaktan vazgeçmelidir.
Devlet vatandaşına hizmet etmek için vardır, onları cezalandırmak için değil.
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, direkt olarak Türkiye’nin varlığının devamıyla alakalı olduğu için o konulara öncelik vermek durumunda kaldık.
Peki, ekonomide durumlar nasıl? Büyümenin öncü göstergelerinden olan sanayi üretimi, Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,7 oranında azaldı. Sanayi üretimi bir önceki aya göre, yüzde 3,6 oranında azalış gösterdi. Sanayi üretimi sektörel bazda değerlendirildiğinde 23 alt sektörde gerileme kaydedildi.
Sanayide kapasite kullanım oranlarında da ciddi azalışlar söz konusu.
İmalat Sanayi Kapasite Kullanım oranları 2012 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2,9 puan azaldı ve yüzde 74 seviyesine düştü.
Gerek sanayi üretiminde, gerekse kapasite kullanım oranlarındaki düşüşün temel nedeni üretilen mamullere yeterli talebin olmamasıdır.
Tüketici Güven Endeksindeki düşüş bu gerçeği göstermektedir.
Bu endeks Eylül 2012 itibarıyla yüzde 2,51 oranında azalarak 88,81’e; Ekim 2012 itibarıyla da yüzde 3,47 oranında azalarak 85,73’e gerilemiştir. Bu endekslerin 100 rakamının altında olması tüketicide güvensizliği, sanayide yetersizliği ifade etmektedir.
Sanayide ve tüketimde mevcut olumsuz tabloya siyasi iradenin batıdan alma akılla yürüttüğü politikalar neden olmaktadır. Devlete ve millete ait olan madenler ve kamu şirketleri yabancılara devredildiği için, senyoraj geliri kullanılmadığı için devletin tek gelir kalemi vergiler ve vatandaşa kesilen cezalar kalmıştır.
Bu gelir kalemi de tek başına yeterli olmadığı için bütçe sürekli açık vermektedir.
Bütçe açık verdikçe, borç verenler borçlarını geri istedikçe siyasilerimiz vergi mükelleflerinin sırtına daha fazla vergi, tüketicinin sırtına daha fazla dolaylı vergi ve ceza üstüne ceza koymaktadır.
“Devleti küçültelim” sloganıyla sözde vatandaşa, bireylere daha fazla özgürlük sağlama vaadiyle ortaya çıkanlar, vergi toplamada, ceza kesmede daha güçlü bir devlet, daha sıkı bir denetim uygulamasını devreye koymaktadırlar. Millete hizmet etmek için var olan devlet, milletine hizmette küçülmektedir, yabancılar adına milletin ümüğünü sıkmada güçlenmektedir.
Vergiler ve cezalar öyle noktaya gelmiştir ki, artık sanayici, tüccar, esnaf iş yapmaktan korkmaktadır; tüketici ise kemer sıkma ve tüketimi daraltma politikalarının neticesi olarak gününü kara kara düşünmekle geçirmektedir.
Eğer bu şekilde devam ederse, hükümet vergi toplayacağı bir kişi dahi bulamayacaktır.
Siyasilerimiz, piyasayı daha fazla denetlediği zaman, vergilere ve cezalara zam yaptığı zaman daha fazla vergi toplayacağını zannetmektedir. Ama birçok ülkede yaşanan örnekler de ispatlamaktadır ki, vergi makul ve esnek toplandığı zaman daha fazla toplanabilmektedir.
Türkiye’de hiçbir vatandaş gayrı resmi çalışmak, vergi kaçırmak istemez, ama bugünün şartlarında yüzde yüz resmi çalıştığı zaman ne sanayicinin, ne de tüccarın işine devam etme şansı yoktur. Bu gerçeği sanayi odası başkanları bile zaman zaman dile getirmektedirler.
Bu kısırdöngüden kurtulmanın tek yolu batıdan akıl almaktan vazgeçip, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır.
Batı, Türkiye’de kaynakları sömürmek istediği için vergi dışında başka bir seçenek sana sunmamaktadır; Türk milletine karşı nefret duyduğu için de yerli sanayinin gelişmesini asla istememektedir.
Türkiye Milli Ekonomi Modeli ile senyoraj geliri, maden gelirleri gibi yeni gelir kaynaklarını devreye koymalı, sanayiciyi, tüccarı, esnafı, vatandaşı sıkmaktan vazgeçmelidir.
Devlet vatandaşına hizmet etmek için vardır, onları cezalandırmak için değil.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025






























































































