Erdoğan hükümetlerinin sözde terörü bitirmek için yaptıkları açılım ve icraatların acı neticelerini görüyor ve yaşıyoruz. Ama diyalog, hoş görü gibi adlarla ülkemizdeki azınlıklara tanınan ayrıcalıklar, doğuda yapılan açılımlardan daha tehlikelidir ve daha vahim sonuçlar veriyor ve verecektir.
Bir insanın bedenini, hareketlerini kontrol altına alabilirsiniz. Bunu kanunla, hukukla veya askeri güçlerle yapabilirsiniz. Ama bir insanın kalbini bu güçlerle asla kontrol altına alamazsınız. İşte bu diyalog gibi adlarla yapılan açılımlarla insanımız özellikle gençlerimizin kalpleri sapık inanç sahiplerinin ellerine geçmiştir. Bu sonuç bir Müslüman için kabul edilemez, hesabı verilemez bir sonuçtur.
2010 yılıydı. Rum Patriği, Trabzon Sümela Manastırı’nda ayin yapmak istediklerini hükümete ilettiler. Erdoğan Hükümeti ve bu Hükümetin Kültür Bakanı (ki bu Bakan Ani harabelerinde kılınan namazın anayasaya aykırı olduğunu ifade eden kişidir) olur verdiler.
Hangi tarihte yapılacaktı bu ayin? 15 Ağustos tarihinde. Hükümet izni verdi. Ama neden 15 Ağustosta yapmak istiyorsunuz, diye sormadı bile… 15 Ağustos Fatih’in Trabzon’u fethettiği tarihtir. Rumların özellikle bu tarihi seçmeleri, anlayan için tarihle bir hesaplaşma, kendilerince yeni bir fetih tarihidir.
Kur’an ifadesiyle “kâfir” olanlar (Maide Suresi 72. Ayet) geldiler, bir seferlik olmak üzere ayinlerini yapıp, gittiler.
Başbakan çıktı dedi ki; “…Yahu arkadaş ne oldu, geldiler ayinlerini yaptılar, gittiler. Kaç kişi? Bin 500, 2 bin kişi. Ne kaybettik? Biz kazanıyoruz aslında.” Ayrıca yine Erdoğan, bu ayini eleştirenlere her zaman ki gibi sert çıktı ve tarihten örnek vermeye kalktı.
“Ne kazanıyoruz söyleyeyim size, inancına güvenen, inanç hürriyetinden korkmaz… Fikrine, düşüncesine güvenen fikir ve düşünce hürriyetinden korkmaz… Aç Osmanlı tarihini bir oku…”
Evet, Ey Erdoğan! Aç Osmanlıyı oku. 1821 Mora İsyanı’na karışan Patrik Grigoryas Osmanlı tarafından Patrikhane kapısında asıldığını gör. O kapıya “Kin Kapısı” adı verilerek, günümüze kadar kapalı tutularak kinlerinin hala bitmediğini anla. Artı bu millet kurtuluş mücadelesi verirken 1919’da Patrikhanenin kapısına Bizans bayrağı asanların hala aynı emelleri beslediğini anla.
Artı Atatürk’ün “fesat ve ihanet yuvası” dediği, Türk düşmanı Fener Kilisesi’nin Papazı 6. Konstantin’i, 1925’teki mübadele sırasında Sirkeci’den trene bindirilerek Yunanistan’a göndermişti. İşte o papazın kemikleri AKP Hükümetinin izniyle 86 yıl sonra İstanbul'a getirildi! Bunu da milletimizin iyi anlaması, ne kaybettiğimizin, ne kazandığımızın sorgulaması için iyi bir kıstastır.
Tabi milletin de avutulması gerekiyordu ve Başbakan şöyle diyordu; “Bugün kalkıp Yunanistan Başbakanına “Atina'daki camiyi ne zaman açıyoruz” diyebiliyorsam, işte bu tür attığımız adımlar sebebiyle söyleyebiliyoruz… Biz Kıbrıs'ta da aynı şeyi yaptık. Biz, “Rumlara göre bir adım önde olacağız” dedik. Ne kaybettik?..”
Ne kaybettik? İyi bir soru. Atina’da “cami” gündeme gelince, anında 10 bin Rum sokaklara döküldü. Açamazsınız, dedi. 3 yıl geçti. Ses var mı? Yok. Kıbrıs’ta ise Rumlar kimseyi takmıyor bile. Ben de sorayım; Ne kazandık? Hiiiiç… Manevi anlamda ise ne kaybettiğimiz Kur’an’da çok açık bir şekilde yazıyor. Kendine Kur’an’ı ölçü alanlar bunu çok iyi biliyor…
Bir, iki derken bu yıl üçüncüsü yapıldı bu ayinin. Ayini de Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetti. CHP’li Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul Genç de katıldı ayine.
Yıllarca “Ayasofya’yı ibadete açacağız” siyaseti yapanlar ve bunun savunuculuğunu üstlenenler, Ayasofya’yı unuttu. Hatta bu tartışmaların gereksizliğini vurguladılar. AKP’li İ.B.B.Başkanı Kadir Topbaş; “Ayasofya turizme açılmış, tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik” demişti. (29 Şubat 2004 – Pazar Postası)
Diğer taraftan AKP’yi, İslam’la bir tutmaya kalkanlar. AKP’nin şuraya cami yapacağız, İHL’leri açacağız, kürtaj vs. konularda “eyvah şeriat geliyor” diyen beyinsizler, AKP’nin bu icraatlarını neden görmüyorlar? Ha, aynı görüştelerse neden alkışlamıyorlar?
Bir insanın bedenini, hareketlerini kontrol altına alabilirsiniz. Bunu kanunla, hukukla veya askeri güçlerle yapabilirsiniz. Ama bir insanın kalbini bu güçlerle asla kontrol altına alamazsınız. İşte bu diyalog gibi adlarla yapılan açılımlarla insanımız özellikle gençlerimizin kalpleri sapık inanç sahiplerinin ellerine geçmiştir. Bu sonuç bir Müslüman için kabul edilemez, hesabı verilemez bir sonuçtur.
2010 yılıydı. Rum Patriği, Trabzon Sümela Manastırı’nda ayin yapmak istediklerini hükümete ilettiler. Erdoğan Hükümeti ve bu Hükümetin Kültür Bakanı (ki bu Bakan Ani harabelerinde kılınan namazın anayasaya aykırı olduğunu ifade eden kişidir) olur verdiler.
Hangi tarihte yapılacaktı bu ayin? 15 Ağustos tarihinde. Hükümet izni verdi. Ama neden 15 Ağustosta yapmak istiyorsunuz, diye sormadı bile… 15 Ağustos Fatih’in Trabzon’u fethettiği tarihtir. Rumların özellikle bu tarihi seçmeleri, anlayan için tarihle bir hesaplaşma, kendilerince yeni bir fetih tarihidir.
Kur’an ifadesiyle “kâfir” olanlar (Maide Suresi 72. Ayet) geldiler, bir seferlik olmak üzere ayinlerini yapıp, gittiler.
Başbakan çıktı dedi ki; “…Yahu arkadaş ne oldu, geldiler ayinlerini yaptılar, gittiler. Kaç kişi? Bin 500, 2 bin kişi. Ne kaybettik? Biz kazanıyoruz aslında.” Ayrıca yine Erdoğan, bu ayini eleştirenlere her zaman ki gibi sert çıktı ve tarihten örnek vermeye kalktı.
“Ne kazanıyoruz söyleyeyim size, inancına güvenen, inanç hürriyetinden korkmaz… Fikrine, düşüncesine güvenen fikir ve düşünce hürriyetinden korkmaz… Aç Osmanlı tarihini bir oku…”
Evet, Ey Erdoğan! Aç Osmanlıyı oku. 1821 Mora İsyanı’na karışan Patrik Grigoryas Osmanlı tarafından Patrikhane kapısında asıldığını gör. O kapıya “Kin Kapısı” adı verilerek, günümüze kadar kapalı tutularak kinlerinin hala bitmediğini anla. Artı bu millet kurtuluş mücadelesi verirken 1919’da Patrikhanenin kapısına Bizans bayrağı asanların hala aynı emelleri beslediğini anla.
Artı Atatürk’ün “fesat ve ihanet yuvası” dediği, Türk düşmanı Fener Kilisesi’nin Papazı 6. Konstantin’i, 1925’teki mübadele sırasında Sirkeci’den trene bindirilerek Yunanistan’a göndermişti. İşte o papazın kemikleri AKP Hükümetinin izniyle 86 yıl sonra İstanbul'a getirildi! Bunu da milletimizin iyi anlaması, ne kaybettiğimizin, ne kazandığımızın sorgulaması için iyi bir kıstastır.
Tabi milletin de avutulması gerekiyordu ve Başbakan şöyle diyordu; “Bugün kalkıp Yunanistan Başbakanına “Atina'daki camiyi ne zaman açıyoruz” diyebiliyorsam, işte bu tür attığımız adımlar sebebiyle söyleyebiliyoruz… Biz Kıbrıs'ta da aynı şeyi yaptık. Biz, “Rumlara göre bir adım önde olacağız” dedik. Ne kaybettik?..”
Ne kaybettik? İyi bir soru. Atina’da “cami” gündeme gelince, anında 10 bin Rum sokaklara döküldü. Açamazsınız, dedi. 3 yıl geçti. Ses var mı? Yok. Kıbrıs’ta ise Rumlar kimseyi takmıyor bile. Ben de sorayım; Ne kazandık? Hiiiiç… Manevi anlamda ise ne kaybettiğimiz Kur’an’da çok açık bir şekilde yazıyor. Kendine Kur’an’ı ölçü alanlar bunu çok iyi biliyor…
Bir, iki derken bu yıl üçüncüsü yapıldı bu ayinin. Ayini de Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetti. CHP’li Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul Genç de katıldı ayine.
Yıllarca “Ayasofya’yı ibadete açacağız” siyaseti yapanlar ve bunun savunuculuğunu üstlenenler, Ayasofya’yı unuttu. Hatta bu tartışmaların gereksizliğini vurguladılar. AKP’li İ.B.B.Başkanı Kadir Topbaş; “Ayasofya turizme açılmış, tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik” demişti. (29 Şubat 2004 – Pazar Postası)
Diğer taraftan AKP’yi, İslam’la bir tutmaya kalkanlar. AKP’nin şuraya cami yapacağız, İHL’leri açacağız, kürtaj vs. konularda “eyvah şeriat geliyor” diyen beyinsizler, AKP’nin bu icraatlarını neden görmüyorlar? Ha, aynı görüştelerse neden alkışlamıyorlar?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026




























































































